
Cuma hutbesi: ‘Müslüman hayatına taraf veren rehber sünnet-i seniyye’
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bu haftaki hutbenin konusunu “Müslüman hayatına taraf veren rehber: Sünnet-i seniyye” olarak belirledi.
Muhterem Müslümanlar! Hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim; Rabbimizi bizlere tanıtan, yaratılışın hikmetini, hayatın gayesini öğreten ilahi bildiridir. Hak ile batılı, hakikat ile yanlışı ayırt eden bir kılavuzdur. Kalplere şifa, gönüllere rahmet, ruhlara sekinettir. Sünnet-i seniyye ise; Kur’an’ın hayata yansımış, imanın pratiğe dönüşmüş, İslam’ın beden bulmuş halidir. Hutbemize başlarken okuduğumuz ayet-i kerimede Aziz Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Resûlüm! De ki: Şayet Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Zira Allah bağışlayan ve merhamet edendir.”1
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Kim benim sünnetimi yaşatırsa beni sevmiş olur, kim de beni severse cennette benimle birlikte olur” 2 buyurmaktadır. Sünnet üzere yaşamak; Cenâb-ı Hakk’ı herkesten ve her şeyden çok sevmek, O’nun buyruklarına uymak, yasaklarından kaçınmaktır. Kur’an-ı Kerim’i gönlümüze ve hayatımıza nakşetmek, İslam ahlakını kuşanmaktır. Sünnet üzere yaşamak, ailede sevgi ve muhabbeti hâkim kılmaktır. Ticarette helal-haram hassasiyetini gözetmek, doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamaktır. Sünnet üzere yaşamak; hayatı birbirimize yaşanılır kılmak, elimizle ve lisanımızla kimseye ziyan vermemektir. Sünnet üzere yaşamak; ümmet şuuruyla hareket etmek, birbirimizi Allah için sevmek, bir binanın tuğlaları üzere kenetlenmek, sevincimizi ve hüznümüzü paylaşmaktır. Sünnet üzere yaşamak, iki günü birbirine denk olmadan bir ömür sürmektir.
Dün olduğu üzere bugün de insanlık, Allah Resûlü (s.a.s)’in çağlar üstü iletilerine muhtaçtır. Onun sünneti; her yüreğe dokunan, her beşere hitap eden, her topluma yol gösteren hoşluklar barındırmaktadır. Bu konu Kur’an-ı Kerim’de şöyle söz edilmektedir: “İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç kuşku yok ki, Resûlullah’ta hoş bir örneklik vardır.” 3
Bize düşen; Allah’ın buyruklarını, Resûlullah (s.a.s)’in sünnetini, her şeyden daha değerli ve daha bedelli görmektir. Peygamberimiz (s.a.s)’in hoş ahlakını hayatımızın her alanına aktarmanın uğraşında olmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sevgisini çocuklarımız ve gençlerimizin gönlüne nakış nakış işlemeye daha fazla itina göstermektir. Şu hususu unutmayalım ki, Allah Resûlü (s.a.s)’in sünnetini dikkate almadan Kur’an-ı Kerim’i anlamak, İslam’ı yaşamaya çalışmak, Allah’ın isteğine ve sevgisine nail olmak mümkün değildir. Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Veda Hutbesindeki şu ikazlarıyla bitirmek istiyorum:
“Size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sıkıya sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar, Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.”4
1 Âl-i İmrân, 3/31.
2 Tirmizî, İlim, 16.
3 Ahzâb, 33/21.
4 Müslim, Hac, 147; Muvatta’ , Mukadderat, 3.







