
10 Ekim cuma hutbesi: Cenab-ı Hakk’ın namazgahı: Kalp
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bu haftaki hutbenin konusunu “Cenab-ı Hakk’ın namazgahı: Kalp” olarak belirledi.

CENÂB-I HAKK’IN NAZARGÂHI: KALP
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir gün ashabına helaller ve haramlarla alakalı birtakım şeyleri anlattıktan sonra şu ihtarda bulundu:
“Dikkat edin! Bedende o denli bir et modülü vardır ki o âlâ olursa vücudun tamamı güzel olur. O bozulursa bütün beden bozulur. Dikkat edin! İşte o et kesimi, kalptir.”
1
Aziz Müminler!
Kalp; Cenâb-ı Hakk’ın nazargâhıdır. İman ve takvanın, irfan ve hikmetin yeridir. Nezaket ve zarafetin membaı, ilâhî aşkın ve muhabbetin mihenk noktasıdır. Kalp; sevgi ve nefretin, cüret ve korkaklığın, düzgünlük ve berbatlığın, hâsılı bütün hislerin merkezidir.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsan, Allah ve Resûlüne gönülden inanıp Cenâb-ı Hakk’ın zikrini kalbine yerleştirdiği vakit gerçek huzuru elde eder. Hakikaten hutbemize başlarken okuduğumuz ayet-i kerimede Büyük Rabbimiz,
“Doğru yolda olanlar, iman edip Allah’ı zikrederek kalplerini huzura erdirenlerdir. Biliniz ki kalpler fakat Allah’ı zikretmekle huzur bulur”
2
buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’i okuyan, dinleyen, öğrenen, öğreten, onun rahmet yüklü bildirilerini hayatının her anına ve her alanına aktaran kişinin kalbi, ilahi tecelliye mazhar olur. Kul, kalbini fani olandan kurtarıp baki olana bağladığında, İslam’ın hakikatleriyle cilalayıp tövbe ve istiğfar ile günahlardan arındırdığında dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşır. Cenâb-ı Mevlâ,
“Mahşer günü, beşere ne mal ne de evlât yarar verir. Lakin Allah’a kalb-i selîm ile gelenler o günde yarar bulur”
3
buyurarak bu konuya dikkatlerimizi çekmektedir.
Değerli Müminler!
İnsan, şeytanın ve nefsinin aldatmalarına kapılır; şirk ve küfrün, riya ve gösterişin, hırs ve tamahın, öfke ve şiddetin esiri olursa kalbi katılaşır. Sevgisinde soğukluk, kelamlarında sertlik, davranışlarında acımasızlık ortaya çıkar. Kişi; tarafını şaşırır, istikametten ayrılır, ibadetlerden uzaklaşır, helal-haram hassasiyetini kaybeder ve günahlara dalarsa kalbi kararır. Kulağı gerçeği işitmez, lisanı doğruyu söylemez, gözü hakikati görmez olur. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bu konudaki uyarısı pek açıktır:
“Kul bir günah işlediği vakit kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ederse kalbi parlar. Günaha devam ederse siyah nokta artar ve sonunda tüm kalbini kaplar.”
4
Aziz Müslümanlar!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), kalbinin katılığından şikâyet eden bir sahâbîye, onun yumuşaması için gereksinim sahiplerine ikramı ve yetimin başını okşamayı tavsiye etmiştir.
5
Evet, yaptığımız her düzgünlükte kalbimize yansıyan bir hoşluk vardır. Eşimize ve çocuklarımıza güler yüz göstermek, anne ve babamıza hürmet etmek, komşumuzun hakkına riayet etmek, yaşlılara ilgi göstermek, hastaları ziyaret etmek, yetim ve öksüze kol kanat germek kalbimizi yumuşatır, ruhumuza iyilik verir. Bize düşen; Hakk’ın aynası olan kalbimizi güzelliklerle donatmanın uğraşında olmaktır. Kimsenin kalbini kırmamak, gönlünü incitmemektir. Kalbimizi kirleten gafletten, paslandıran kötülüklerden ve karartan günahlardan uzak durmaktır. Namazla, zikirle, Kur’an’la, hayır ve hasenatla onu canlı tutmaktır. Unutmayalım ki, kalbimizi İslam’ın parıltısıyla aydınlattığımız takdirde Allah’ın razı olduğu bir kul oluruz.
Hutbemizi Allah Resûlü (s.a.s)’in şu duasıyla bitirmek istiyorum:
“Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.”
—————-
1. Buhârî, Îmân, 39.
2. Ra’d, 13/28.
3. Şuarâ, 26/88,89.
4. Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83.
5. İbn Hanbel, II, 387.
6. Tirmizî, Deavât, 89.







