img

Selami Haktan

08 Mart 2017 21:10

Fırat Kalkanı’na EVET.


15 Temmuz bir hançerdi, bu devletin canına kasteden.

En güçlü zehirlere bulanmıştı suikastı şansa bırakmamak için.
Ama tarih yine hesap sordu.
İnanmayanların hesaba katmadıkları oldu. Kabe’nin Rabbi imdada yetişti.
Ebabil kuşları akın etti her evden. Meydanlar görünmüyordu kalabalıktan.
Tankların önüne yatıyorlar, kurşunlara kafa tutuyorlardı.
Sonunda devrin en acımasız katil ordusunu bir avuç ekin yaprağı gibi savurdular. Elhamdülillah.

Bundan sadece 39 gün sonra. ABD başkan yardımcısı Türk hava sahasına yaklaştığı sıralarda onu bir sürpriz bekliyordu. Türk tankları, Suriye’ye sınır ötesi operasyon başlattı.
Bu hamle, dünya başkentlerinde soğuk rüzgarlar estirdi, dünya devleri ikinci kez şoke oldu. Kanlı bir darbe girişiminden yalnızca 39 gün sonra nasıl olurda bir devlet sınır ötesi operasyona cesaret edebilirdi? Nasıl?…

Bununla yetinmedi Ankara. Oyunu görmüştü. Cerablus, Çobanbey, Dabık, Ahterin, Soran, Gandura…
Birer birer düşmanın kalbini hedef alan oklardı. Madem bu bir savaştı ve hedef oluyorduk, bunun bir bedeli olmalıydı. Cana kastedenin planları altüst edilmeliydi. Böyle emrolunmuştu çünkü.
Ve en son El Bab kuşatıldı, terör örgütlerinden temizlendi ve kontrol sağlandı. Allah şehitlerimize gani gani rahmet eylesin… Ancak iş burada bitmemişti. Hedefe bu kez ABD’nin maşası terör örgütü YPG alındı.

Nasıl bir millet bu. ABD’li, Avrupalı, Rus stratejistlerin aklına yatmıyordu.
Olamazdı. Olmaması gerekiyordu. Bu kadar ileri gitmemeliydiler, gidememeliydiler,
Abdülhamit Han’ın torunları… Meclislerine bombalar yağdıktan birkaç ay sonra uluslararası sistemin düzenine çomak sokuyorlar. Anlayamıyorlardı, bu bir ölüm kalım meselesiydi artık Ankara için.

Ve meydanda dize getiremedikleri ülkeyi masa başında durdurmak için harekete geçtiler.
ABD ve Rusya anlaştı. Plan şuydu; Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu’nun önüne set çekilecekti. Bunu en iyi nasıl yapabilirlerdi. Suriye rejim güçleri ile TSK’yı karşı karşıya getirerek.
Terör örgütü YPG kuklaları çıktı, Menbiç’in batısındaki köylerin Şam yönetimine bırakılacağını açıkladı. Böylece TSK ile YPG arasına “bir kalkan” çekilmiş olacaktı. Savaşlar böyle olurdu, kalkana kalkan…

Bundan sonraki adım ise aynı Musul Operasyonu’nda olduğu gibi işleyecekti. Türk askeri tamamen dışarıda bırakılacaktı Rakka Operasyonu’nda. Sonrasında ise ABD’nin Suriye, Irak, İran ve Türkiye’den toprak kopararak kurmak istediği seküler devletin taşları döşenmeye başlayacaktı.
Tabi yine hesap etmedikleri, öngöremedikleri gelişmeler onları bekliyor.
Halbuki Ankara biliyor onların Rakka’yı dünya kamuoyunun önüne atıp hayal ettikleri seküler devletin gelirini sağlamak için petrol zengini Deyr Ez Zor’a yöneleceklerini. Hatta daha fazlasını da. Ben bu kadarıyla iktifa ediyorum.

Peki, Rusya niye terör örgütü YPG’nin kalkanlığını yapıyordu ABD ile birlikte? Hani ilişkilerimiz düzelmişti ? Öyle değil mi? Türkiye ile ABD’nin yakınlaşmasını önlemek istiyordu muhakkak. Vaşington ile Ankara arasının düzelmesini istemiyor. Sıkıştığı anda PKK,PYD,YPG kartını oynuyor. Acaba Rusya PKK’yı terör örgütü olarak görüyor mu? Terör örgütleri listesinde bebek katillerin ismi var mı? Yoksa neden? Moskova’daki terör örgütü temsilciliğini neden kapat(a)mıyor? Bunlar ayrı bir yazının konusu. 

Evet, demiştik. Terör örgütü DEAŞ’tan sonra sıra geldi terör örgütü YPG’ye. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye sınırı boyunca 30 kilometre derinlikte terörden arındırılmış bölge kurma hakkına sahip değil mi (eğer komşu ülke veya hamileri bunu sağlayamıyorlarsa) ? Elbette sahip. Bunu yapacak gücü var mı? Çok şükür. Tabi ki, her şeyin bir zamanı var. Eskiler ne güzel derler, “Güneş vaktinden önce doğmaz.” diye.

TSK, Suriye topraklarında savaşırken Ankara’da da ülke içindeki pislikleri temizleme operasyonu başladı. Adı duyurulmadı ancak bu da en az Fırat Kalkanı kadar büyük bir operasyondu. Kelleler birer birer gidiyordu. Fakat bürokratik oligarşi bunu kendine bir tehdit olarak gördü. Sıranın kendisine geleceğini biliyordu. Milletin adamları üzerine yürüyordu, aynen 15 Temmuz’da tanklara koştukları gibi. Yurt dışındaki abilerine danıştılar. Suriye’de olduğu gibi savaş kararı alındı. Ankara’daki milletin adamları resti çekti. Sistemin değişmesi gerekti. Bu kanla yoğrulmuş topraklarda sadece ve sadece milletin sözü geçecek ve milletin seçtiği adamlar iktidarı eline alacaktı. Fil sahipleri değil.
Devlet Bahçeli bunu en başından gördü. İki reis el sıkıştı. Artık savaş beraber yürütülecekti.

Ve işte karşınızda 16 Nisan referandumu. Sizi bekliyor.
Benim kararım belli.
Fırat Kalkanı’na EVET. Hem de bin kere, milyon kere.
Ya sizinki?

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
İncirlik'te hareketli dakikalar! A10'lar uçuşa geçti
Türkiye
Terörist sevici vekil hakkında savcılık fezleke hazırladı
Dünya
Hükümetin devrilmesi eli kulağında!

Hava Durumu

24°
Detaylı Hava Raporu