img

Levent Kemal

26 Ocak 2014 14:13

Kısa ve Acısız


80 öncesinin efsanevi hareketlerinden biri olan

Dev-Yol'un o zaman canhıraş bir şekilde savunduğu bir tezi vardı:

Sömürge tipi faşizm teorisi. Aklı marksizmin batıcı anlayış ve tarihselci kavramlarına takılı olan kaba-marksist bir hareket için “uygun” bir ifade bu. Zira faşizmin emperyalizmle olan ilgisini de es geçmiyor diğer yönlerini de “andırıp” geçiyordu.

Böylece ne şiş yanıyordu ne kebap.

Baktığınızda teorik bir zorlamadan ibaretti bu tez.

Şimdilerde de buna benzer bir “kaypaklaşma” o ünlü solcu geveleme ile servis ediliyor.

Somut koşulların somut tahlili ile cemaatin bildirisine imza atılabiliyor özgünlük uğruna!

Ama dikkat “özgünlük uğruna”, “özgürlük uğruna” değil!

Dev-Yol'un diğer teorilerinden biri küreselleşme çağında tekrar canlanmıştı. Komprador Burjuvazi teorisi. Dışa bağımlı sermaye sınıfı yani.

Küresel masal çabuk bitip tüm tezler çöpe gittiğinde, kim tahmin ederdi Türkiye'li koca koca solcu, marksist ve entelektüellerin “dışa bağımlı” hale geleceğini.

Komprador bir marksizmle “malul” olacaklarını!

Cemaat sağolsun, marksistleri bile “eyyam ve takiyye gemisinde tayfa” haline getirdi!

***

Mesela kimler imzacı olmuş cemaatin bildirisine?

Eren Keskin.

Gezi olaylarında adını çok duyduğumuz ve “altın vuruş”unu Ulaş Bayraktaroğlu provakasyonu ile yapan SDP'nin eski genel başkanı.

Dahasında kim var?

Baskın Oran var. Nasıl oluyor da Kemalizm'i delice eleştiren ve Kürt hareketinin özgürlüğü sonuna kadar savunulmalıdır diyen SDP'nin eski genel başkanı ile Baskın Oran gibi nasyonel Kemalist biri aynı bildiride birleşiyor. Biri sosyalist demokrasi istiyor diğeri Kemalizm. Biri Sovyetleri tek parti üzerinden eleştiriyor diğeri “Tek partici”. Hangi “güç” bu birbirine düşman iki ideolojik temsilciyi birleştiriyor?

Demokrasinin gereği güçler ayrılığı hikayesi mi okuyacaklar?!

Sosyalist biri hem de!

Büyük birader olmasın!

Bakınca listede “nihilist” Ferda Keskin de dikkati çekiyor.

Bu yazıdan haberi olursa hiç kasmaz nihilizmi muhafazakarlığa bağlayan “septik metoda açık” epeyce delil cımbızlar postmodern Nietszche ardıllarından.

Ama garip olanı Marksist dergilerde felsefe üzerine yazarken aynı zamanda kendini ekol babında otorite inkarını öven nihilist şeklinde tanımlayan Ferda Keskin'in “sınıfların birbirine tahakküm aracı olan devletin iktidarına hangi sınıf sahipse o sınıfın demokrasisinden” yani otoritesinden haberi yok mu yoksa!?

Ya da şer ile ehveni şer arasında kalınca “tipik bir ortayolcu mu” oldu?

Sanırım bu imza için onu da kalem oynatmaya iten “güç” etkili bir felsefe gücü(!)

İrvin Cemil Schick konusuna girmeyeceğim hiç zaten.

Neyin ifadesi olduğu size kalmış!

Ferhat Kentel'e ise sadece yetmez ama evet'ci ilan edilmiştin, insan onuru kapitalizmde “hayır” diyebilme cesareti ile varolur diye konuştuğun panellerde de inandırıcılığın pek yoktu deyip geçmek istiyorum. Gerisini kendisi tamamlar.

Erol Katırcıoğlu. AkParti Türkiyelileşmeli deyişi ile sükse yapmıştı. Bu denli “ötekileştirdiğiniz bir toplumsal birikimi hala inatla imza ile ötekileştirmeye devam eden” Katırcıoğlu'na, Kentel'e ve Roni Margulies'e gerekli ve ayrıntılı cevaplar “içli dışlı” olarak Serbestiyet.com adlı sitede Gürbüz Özaltınlı tarafından verildi. Zahmet edip okusunlar.

Bülent Somay, Şanar Yurdatapan ve benzer şurekadan diğerlerine de artık “ne deseniz boş”. Lakin Ufuk Uras'ı anlamak “güç”!

***

 

Bunlardan sonra birkaç şey de eski RP geleneğinden gelip “nereye oturacağını bilemeyen gelinlik kız telaşı ile” entelektüelliğe soyunanlara birkaç şey demek lazım. Mesela Mehmet Bekaroğlu'na sorsak HAS Parti'de iken anayasa paketine destek oylamasına hayır mı demiş evet mi parti içinde? Gerisini sonra konuşuruz. Ama sayın Bekaroğlu'na şunu da sormak gerek Saadet Partisinin geçenlerde İran'lılarla yaptığı mezhepsel uzlaşma toplantısına da imza vermiş mi?

***

Listede epey komprador marksist ile eski İslamcı gelenekçiler var. Ne tesadüf ki muhalefet etmek adına omurgasını yitirmişler listesi gibi olmuş imzacı listesi.

Cemal Uşşak hariç!

O kimin elini öpeceğini bilir zaten. Ona 'papası' arkasında iken “güç” mü yeter!

***

Şimdilik çarkıfelek ve müzmin muhaliflerin öyküsünden bu kadar.

İlerleyen günlerde “talip oldukları entelijensiya tahtlarına” otururlar mı bilemeyiz.

Ne varki oturamazlarsa öyküleri kısa ve acısız olacaktır, orası belli!

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu