img

Ömer Faruk Koç

06 Ekim 2016 18:55

Tamamen Duygusal


Yaşı tutan herkesin hatırlayacağı çok meşhur bir Telsim reklamı vardı. Cem Yılmaz'ın reklam sektörünün tozunu yeni attırmaya başladığı yıllar. 

Neredeyse 3 dakika süren o uzun reklamın bir kısmında Cem Yılmaz'ın şöyle bir anlatımı vardı: 
'' Cem Yılmaz 2001. Askerden yeni dönmüşüm. Herkes peşimde. Reklama çıkarmak istiyorlar. Telsim'i tercih ettim. Neden Telsim dersen, özel bir nedeni yok; tamamen 'duygusal' ''

'Tamamen duygusal' derken de eliyle artık evrensel olarak para anlamına gelen hareketi yapıyordu.

Bugün Türkiye'de insanlar güç odaklarına, iktidar sahiplerine en ufak bir eleştiri getirmekten imtina eder haldeler.

Bazıları duygusal sebeplerle yutuyor sözlerini, 'kol kırılsın yen içinde kalsın' diyor. Ama bırakın eleştirmeyi sabah akşam yalakalıkta çığır açan, asayiş berkemal'cilik oynayan bazıları da var ki onların mazeretleri 'tamamen duygusal'.

Köşe başlarını tutmuşlar, ve hiçbir bedel ödememiş olmalarına rağmen bedel ödeyenlere karşı da epey pervasızlar.''Kral'ın gölgesi kraldır'' prensibinden yola çıkarak ''Gölgende bana da bana da yer ver'' diye ciğerci kedisi gibi yalanıyorlar.

Hadi onları şimdilik kendi hallerine bırakalım.

Ya bu gerçekten duygusal sebeplerle susanlar?

Bir yandan Hazreti Ömer'e 'seni kılıncımla doğrulturum' diyen sahabiyi överek anlatırken diğer yandan kendi kılıçlarınız niye hep kınında?

Her şeyi tevil eden sözde cemaatin ne hale düştüğünden hiç mi ibret almıyorsunuz?

Ülkede kimsenin kimseye tahammülü kalmamış.

Sala okuyan müezzini darp edenler bir yandan, şort giydi diye tekme yiyenler bir yandan..

Metrobüs şöförüne şemsiyeyle vuran adam 'anormal' bir örnek mi sizce?

Yoksa toplumsal travmamızın bir özeti mi?

Yaşım 23. Ama tarih okumayı da pek severim. Ben daha 'birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç' duymadığımız bir zaman dilimi hatırlamıyorum.

Hep bir kriz hali, hep bir 'dur şimdi sırası değil' yaklaşımı..

Evet 15 Temmuz'da öyle şeyler yaşadık ve gördük ki bizim için hala umut var.

Ama şunun da farkına varmak lazım; arkalarından sitayişle söz ettiğimiz bu 200 küsür şehidimiz artık aramızda değil.
O kadar daha güzel insan ayrıldı aramızdan. Yani bizi 'güzel yapan' bileşenlerin önemli bir kısmı güzel atlara binip gittiler. Onların gidişi, bedel ödemesi belki de bizler için son bir ikaz olabilir:

Köprüden önceki son çıkış.

Yine savaş halindeyiz, OHAL'deyiz.

Allah bilir ama bu savaş halinin yakın gelecekte biteceğini düşünmüyorum.

Allah bizi korudu da bir iç savaş yaşamadık 15 Temmuz'da.

Ama gittikçe daha da birbirinden nefret eden kitleler haline gelmeye devam ediyoruz.

Kimse de bunu problem etmiyor gibi.

Bir şekilde herkes iğneyi de çuvaldızı da kendine batırmaya başlamalı. 

(Veya Necip Fazıl'ın Reis Bey'inin dediği gibi: '' Ben diyorum ki; her fert başucuna, 'Suçlu benim! Herkes suçsuz!' levhasını asmalıdır. Ben diyorum ki yegane kurtuluşumuz herkesin herkesi affetmesidir.''')

Aksi takdirde bu güzel ülkede bir arada yaşama ihtimalimiz tamamen ortadan kalkabilir.

Son olarak, Cihan Aktaş'ın da dediği gibi:

''Eleştiri niye değerli biliyor musunuz? Münafık eleştirmez. Aynı sizin istediğiniz gibi konuşur. Hep onaylar''

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
İstanbul'da şiddetli patlama!
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu