img

Orhan Baylan

15 Eylül 2016 21:03

Farklı Düşünenleri Yargılamayın


Farklı bakışları; acımasız ve en sivri dillerle eleştirdikçe, bize zulmedenlerden ne farkımız kalır acaba!
Benim gibi düşünmeyen bir sürü arkadaşım var.
Hiç birinin sayfasına gidip hakaret etmiyorum.
Görmezden geliyorum.
Beğenmiyorsam yorum yapmıyorum, yaptığımda da edebimle yapıyorum...
Ama sosyal medyada öyle insanlar var ki; zehirli dilleriyle istediklerini söyleyebileceklerini, istediklerini yazabileceklerini düşünüyor, bunun karşısında az sert müdahale ettiğiniz de de sizi kibirli olmakla suçluyorlar.
Ulan senin bana istediğini yazabilme, benzetebilme özgürlüğün nereden kaynaklanıyor..!
Ben yorumlarımda farklı olmayı tercih ediyorum.Bu benim hayata bakışımla alakalı bir şey.İstesem de başka türlüsü mümkün değil.
Gelenekçiyim ama içimde aynı zamanda yeniyi de barındırıyorum.
Şuna inanıyorum; benim takipçilerimin ekseriyeti geçmişte kendileri gibi düşünenlere yapılan zulümden bizar..Yani şikayetçi.
Jakoben laikliğin uygulandığı bir dönemi yaşayan bizden önceki nesillerin hikayeleriyle büyüdük hepimiz.
Babam bizzat bu zulmün şahidiydi.
Her ailede her nesilde buna benzer örnekler vardır.
Peki şimdi biz kendimize dönüp baktığımızda acaba tersine bir zulmün aracısı mı oluyoruz.
Onlar çok yaptı demek zulmü haklı mı kılar...
Bizim gibi düşünmeyen herkesi linç kültüründen vaz geçmedikçe toplumsal barışı nasıl tesis edeceğiz.
Hepimiz Osmanlı'yı seviyoruz.
Selçuklu'yu seviyoruz.
Ama kendisi gibi olmayanlara nasıl davrandıkLArına bakmıyoruz.
Onlar yüzyıllarca bu topraklarda, aynı şehirlerde, aynı köylerde farklı dinlerden, farklı mezheplerden insanlarla beraber yaşadılar...
Olaylara sizin baktığınız pencereden bakmayan, yoğurt yiyişi sizden farklı olanları, en ağır kalp kırıcı kelimelerle taşlamaktan vaz geçin.
Her yazıya yorum yapmaya sizi icbar eden bir güç mü var?
Yaptığınızda da adam gibi yapın...
Bizimde bayram günü edebimizi bozmayın...

----------

YİNE DURAĞAN PROJEKSİYONU
12 Eylül öncesi sağ sol çatışmalarında, veya toplumsal ayrılığı derinleştiren Maraş ve Çorum olaylarında askerin tutumu malumunuzdur.
İhtilale giden yolların taşlarını döşeyebilmek, 80 ihtilalini meşru gösterebilmek için olaylara müdahale edilmiyor, hatta olayları bizzat askeri kanat istihbaratçıları vasıtasıyla çıkartıyordu.
Yani ateşe benzini döken de ihtilali yapmayı kafasına koymuş olanlardı.
İşte Durağan küçük bir kasaba, lokal bir olay diyerek bakılmamalı.
Bu işin mühendisliklerini yapanlar bilhassa ayrışmayı tahrik edecekleri yerleri iyi tespit ederler.Yıllarca hiç bir olay olmayan bu tip yerlerden seçerler kuvvet merkezini.
Durağan kaymakamı acilen görevden alınmalı.Eğer olaylara müdahale etme çağrısı yaptığı halde Karakol komutanı uymamışsa, onun hakkında da soruşturma açılıp görevden el çektirilmeli.
Daha önceki yazımda belirttiğim üzere; adı geçen köylüler haricinde dışarıdan olayları provake etmek için gelenler tespit edilirse, öncelikle bunlar tespit edilip gereken muhakkak yapılmalı.
Olukbaşı köyünden olayları yöneten ve yönlendirenler tespit edilip; kesinlikle en ağır biçimde hiç zaman kaybetmeden cezalandırılmalılar.
Unutmayalım; bu topraklarda oyun hep aynı şekilde kurgulanıyor.
Yeter ders alıp tekrar aynı tuzaklarda zamanımızı ve emeklerimizi, birikimlerimizi, en önemlisi de çocuklarımızı kaybetmeyelim...
Sinekte ufak ama mide bulandırır...

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu