img

Erdem Sezer

Erdem Sezer

13 Eylül 2016 10:31

Hiç Durmadan Vahşileştiriliyoruz!


Yıllar önce Amerika'da bir idam cezası uygulanacaktı. Kadının biri zehirli iğne ile idam edilecekti. Günler boyunca ana haber bültenlerinde bu kadının hayat hikayesi anlatıldı, olay iyice dramatikleştirilip dikkat çekici hale getirildi. Ulusal kanallarımızdan biri idam görüntülerinin canlı yayın hakkını almış ve insanlar saatini kurup gecenin bilmem kaçında kalkıp seyretmişti. Kalkmayanlara da sonraki günlerde tekrar tekrar seyrettirilmişti.

Daha sonra reality şovlar dönemi başladı. Kocası tarafından hunharca öldürülen kadın hikayeleri, kendisini aldatan kocasını öldüren kadın hikayeleri, yanarak feci şekilde ölen insanların hayatları, velhasıl çok teferruatlı bir şekilde anlatılan cinayet ve ölüm haberleri ile zihinlerimiz hazırlandı.

Daha sonra internet çağı başladı. Bir virüs gibi yayılan vahşi görüntüler seyretme furyası bütün ülkeyi sardı. Kafa kesme görüntüleri, intihar görüntüleri, canlı bomba görüntüleri ile ölümler normalleştirildi.

Bu normalleşme hemen olmadı elbette. Kafa kesme görüntülerinden önce rahatsız oldu insanlar.

Ancak insanın içerisindeki dokunulmayı bekleyen vahşi yan bir kere harekete geçmişti. Rahatsız olsa bile seyrediyordu insanlar bu görüntüleri.

Daha sonra Prime Time denilen, herkesin ailecek oturup televizyon seyrettiği saatlerdeki mahalle dizileri, apartman dizileri gitti, yerlerine bol ölümlü diziler geldi.

İnsanın içerisindeki vahşi kısım öyle bir harekete geçmişti ki seyrettiği dizilerdeki canını sıkan karakterin esas oğlan tarafından hemen öldürülmesini ister hale geldi. Kötü karakterin iyi bir insana dönüşmesi insanların akıllarından bile geçmez hale geldi.

Kısa süren sonra 11 Eylül saldırısı ve Irak, Afganistan işgalleri oldu.
Bu hadiselerden sonra ölümler sadece sayıdan ibaret hale geldi. Öyle ki Afganistan ve Irak Savaşı'nda ölen insanların sayısı 2 milyondan fazla olmasına rağmen sayıyı bir çırpıda söyleyebilecek kadar hissizleştik.

Kabul edelim ya da etmeyelim insanın içerisinde harekete geçmeyi bekleyen ve bu yüzden de terbiye edilmesi gereken vahşi bir yan var.

Kurban bayramı ise bu vahşi yanın legal bir şekilde tatmin edilebilmesi için muhteşem bir nimet. Bir canlının ölümüne bizzat şahit olan insan, ölümün hafife alınabilecek bir şey olmadığını çok iyi anlar.

Bakmayın siz Kurban Bayramı'na vahşet damgası yapıştırmak için bir taraflarını yırtanlara. Onlar insana olan merhametsizliklerini gizlemeye çalışıyorlar.

Son yıllarda vekalet verilerek yerine getirilen kurban vazifesi insanın legal bir şekilde bu yanını tatmin etmesini de engelliyor. Kulunu çok iyi tanıyan ve rahmeti gereğince bize kurban bayramı gibi bir nimet veren Rabbimize ne kadar hamd etsek az.

Erdem Sezer - Haber Seyret

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu