img

Dr. Ali Cihan Kurt

02 Eylül 2016 11:22

Batı'nın Türkiye Sınavı


Geçtiğimiz günlerde ulusal ve uluslararası çapta iki çok önemli sürecin içine girdik. Biri 15 Temmuz darbe girişimi ve bir diğeri de Türkiye’nin Cerablus’tan başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı. Sadece bu iki olay üzerinden BATI’nın Türkiye’ye bakış açısındaki arızi durumları ve çifte standartları kendi ifadeleriyle anlamak mümkün.

15 Temmuz başarısız darbe girişimi sonrasında birçok dost! Batı ülkesinin boğazında bir şeyler düğümlendi. Artık nasıl bir beklenti içine girdilerse, bizi nasıl bir sabaha uyandırma hayali kurdularsa gerçekten işlerin onların beklediği ve planladığı gibi olmadığı muhakkaktı. Bizim tarafta buruk bir zafer duygusu hakimken diğer taraf sus pus olmuştu. En azından diplomatik bir dille dahi olsa Türkiye’de seçilmiş hükümetin ve demokrasinin yanında olduklarını bile söyleyemediler, dilleri varmadı… Darbecilerin mutlak bir şekilde mağlup oldukları anlaşıldıktan sonra bazı cılız açıklamalar geldi ancak tonu ve içeriği bakımından asla tatmin edici değildi. Türkiye dışında başka bir ülkede olsa demokrasi zaferi diye anılacak o müthiş geceyi görmezden geliyor, yokmuş, olmamış gibi davranıyorlardı.

Şaşkınlıklarını ve başarısızlıklarını zamanla ve zorla hazmeden BATI Türkiye, İslam ve Erdoğan düşmanlığını geleneksel küstah metoduyla sürdürme alışkanlığına geri döndü. Bir yandan darbeyi kınarken diğer yandan Türkiye’ye demokrasi, insan hakları konularından akıl vermeye başladı. Türkiye’nin değişimini ve yükselişini fark etmeyi bir kenara bıraktık, saygı duymayı da beceremedi. Batı’nın dünyaya kibirli ve mağrur bakışları basit zaaflarını bile görmelerini engelleyip kendi sonlarını hazırlayacak…

Dünya medyasından bazı örneklerle durumu daha açık izah edelim..

Josh Keller, Iaryna Mykhyalyshyn ve Şafak TİMUR tarafından 2 Ağustos’ta New York Times’ta yayınlanan makalelerinde Recep Tayyip ERDOĞAN’ın tarihte eşi görülmemiş bir kamudan uzaklaştırma rüzgarı estirdiğinden bahsediyorlar. Polis teşkilatı, askeriye, eğitim vb. alanlarda kamudan uzaklaştırılan kişi sayılarını ABD’deki eyaletlerde çalışan kişi sayılarıyla kıyaslıyorlar. Akılları sıra durumun vahametini dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar

Yine New York Times editörlerinin 4 Ağustos 2016’da kaleme aldığı  yazılarında ise Türkiye’nin gerçekleri araştırmak yerine kolaycılığa kaçtığı ve darbeden ABD’yi sorumlu tuttuğunu açıkça ifade ettiler. Ayrıca her zamanki ikircikli tavırlarıyla Türkiye’ye akıl vermeyi de ihmal etmediler. Yazının devamında;

“Türkiye’ye GÜLEN’nin ABD’de yaşama hakkı olduğu ve uzun uğraşlar sonunda tutuklulara işkencenin yapıldığı bildirilen bir ülkeye GÜLEN’in düşük bir ihtimal de olsa iadesine Adalet Bakanlığı tarafındankarar verileceği hatırlatılmalıdır. Türkiye’nin asıl işi darbeyi kimin, neden planladığını ve organize ettiğini bulmaktır. Fakat bu süreç önyargısız gerçeklere ulaşmak için komplo teorilerini bir kenara bırakmayı gerektirir.”diyerek hepimizin aklıyla dalga geçmekle birlikte üstüne bir de nasihat verme yoluna gitmiştir.

The Economist dergisi ise yaşanılan darbe girişimi ve devamındaki süreci demokrasi ve insan haklarının kazanılması yerine Türkiye’deki istikrarsızlık ve terörizm olarak sunmaya devam etmiştir. Yazıların bazı kısımlarında Türkiye’nin haklılıkları vurgulansa da neredeyse tüm yazılarda mutlaka eleştirel, küçük düşürmeye çalışan o kibirli bakışı gösteren cümleler aralara sıkıştırılmıştır.

The Economist’in 15 Ağustos tarihinde isimsiz yayınladığı makalesinde meydanların Erdoğan fotoğraflarıyla, Türk bayraklarıyla donatılmasını, mehteran çalınmasını ve Erdoğan destekçilerinin bir nevi meydanları ele geçirmesini Erdoğan’ın ülkedeki otoriterleşmesinin bir örneği olarak sunmuştur. Darbe karşıtı özgürlük coşkusu ile tutulan demokrasi nöbetleri The Economist’i rahatsız etmiş görünüyor.

New York Times yazarı Tim ARANGO ise 7 Ağustos’ta Erdoğan’ın darbe girişimini Atatürkçülüğü bastırmak için bir araç olarak kullandığını yazmış.

Batı medyası açısından FETÖ hain, darbeci, soyguncu, takiyyeci ve terörist değil sadece basit bir muhalif. Hatta kendisinden bahsederken “muslim cleric” yani “Müslüman vaiz” ifadesini kullanıyorlar. Ne kadar da masum!  Erdoğan ise darbe bahanesiyle muhalifleri bertaraf ediyor. Batı’nın Türkiye’de yazılan destana bakış açısı bu kadar basit.

Nihayetinde ağızlarındaki bir baklayı daha çıkardılar. AB Komiseri Oettinger, Türkiye'nin üyelik sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Üyelik, Erdoğan sonrasının konusu. Şimdi olacak bir şey değil" ifadelerini kullandı.

Darbe ile ilgili vicdanlı bir şeyler yazılıp söylendiğine rastlamak neredeyse imkansız. Aynı durum Suriye konusu için de geçerlidir. Suriye çok bilinmeyenli ve uzun bir mesele. Ancak Türk Ordusu’nun Cerablus’a girişinden sonra The Economist’ten bir manşet yine dikkatimizi çekiyor:

“ Suriye artık daha karmaşık: duman ve kaos”

Ancak bugün Cerablus’a bakıyoruz. Belki de Suriye’nin şu anda en huzurlu yeri haline geldi.Oradaki birkaç günlük değişime bakınca insan düşünmekten kendini alıkoyamıyor: Dünyanın ne kadar da çok Türkiye’ye ihtiyacı var…”

Son birkaç gündür ABD Savunma Bakanı Carter, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande bir yandan DEAŞ ile yapılan mücadeleyi kısık sesle takdir ederken diğer yandan gür sesle Türkiye’nin YPG/PYD/PKK ile mücadele etmemesi gerektiğini vurguluyorlar. Terörizmle bir yandan mücadele ederken diğer yandan terörist grupları desteklemeyi kendileri için normal görebiliyorlar. Değinmeden olmaz: Artık hepimizin malumu dünyadaki terörü yöneten ve finanse eden kuklacı ile Batı Medeniyeti denilen dayatmanın arkasındaki kuklacı aynıdır. ABD ve AB’nin farklı şekilde açıklama yapmalarını bekleyemezdik. Bu arada PYD Fırat’ın batısına ha çekildi ha çekiliyor yalanı da ayrı bir tiyatro.Öyle görünüyor ki en korktukları şeyi yapacağız. SAVAŞACAĞIZ.

Son birkaç gündür değişmeye başlayan darbe kaynaklı “yanlış yaptık” söylemlerine kanmayalım. Bunlar sadece taktiksel yaklaşımlardır. Durumu idare etmeye çalışmaktır.

Unutmayalım; Batı’nın çöküşü yine bizim elimizle olacaktır. Batı’nın çöküşü kibir perdesinin ardından Türkiye gerçeğini göremediği için olacaktır. Kibir onlara gerçekleri değil görmek istediklerini gösterdikçe yanılgılar içinde kendi yok oluşlarını hazırlayacaklar...

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 2 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Başbakan yeni sistemin ayrıntılarını açıkladı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
YouTube'da parayı çuvalla götürenler!.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu