img

Ömer Faruk Koç

01 Eylül 2016 14:47

Kurban Yaklaşırken...


Küçükken okuduğum masal, hikaye ve romanlardaki karakterlerle özdeşlik kurardım.

Mesela ben Tom Sawyer'dım; yaramaz, ele avuca sığmaz, tam sopalık, ama bir yandan da duygusal ve merhametli..

Veya Çalıkuşu'nun Feride'sine aşık olmuştum. 
Hadi hadi siz de kendisine karşı boş değildiniz, di mi?

Çocukluğun verdiği saflık ve hayal gücüyle beraber okuduğum her kurgu eseri gerçekmiş gibi yaşardım zihnimde.

Ahh Kibritçi Kız..

Ne çok üzülürdüm ona.

''Gel Kibritçi Kız! Bütün kibritlerini ben satın alayım; misliyle para vereyim. Yeter ki sen evine git; soğuktan kaskatı kesilmiş o minnacık ayaklarını sobaya dayamak çok zevklidir be Kibritçi Kız. Annen baban sana terlik pabuç alacak! Almazsa ben alayım be Kibritçi Kız!''

İnsanlar yanından geçip gidiyordu Kibritçi Kız'ın! Artık o görünmez olmuştu katı vicdanlara. Köşe başlarında bekleyen onlarca çocuktan sadece biriydi işte. Kimse bilmiyordu onun hikayesini; belki artık umursayan da yoktu. Öylece kafalarını çevirip gidiyorlardı hızlı adımlarla. Kendilerini bekleyen sıcak yuvalarına..

Eminim siz de benim gibi hissediyordunuz bu hikayeyi okuduğunuzda.

Siz de çocukken okudunuz ve karşılıksız, hesapsız merhametiniz vardı sizin de;eminim.

Siz de kitabın içine dalıp Kibritçi Kız'ı elinden tutup sıcak evinize getirmeyi çok istediniz. Kurgu olduğunu bilmenize rağmen bunları hissettiniz; çünkü gönlünüz kurgu karakterlere bile merhamet gösterecek kadar genişti.

Cennetle aranızda daha az zaman farkı vardı 'büyüklere' kıyasla..

Sonra büyüdünüz.

Ne oldu size?

Ne oldu bize?

Kurgu değil gerçek Kibritçi Kız'lardan kafamızı çevirmeye, hızlı adımlarla onlardan uzaklaşmaya ne kadar da alıştık!

Peygamber Efendimiz bugün yaşasaydı sabah evinden cepleri dolu ayrılır,akşam boş döner; ve 'daha fazla olaydı da daha fazla vereydim' derdi.

Tamam siz de haklısınız!

-O kadar çoklar ki; hangi birine vereceğiz?

Veya

-Bunlar hep üçkağıtçı, duygu sömürüsü yapıyorlar; gerçek ihtiyaç sahiplerini bulup onlara vermek lazım!

Peki bunu gerçekten kaçımız yapıyor?

Kaçımız ihtiyaç sahiplerinin peşine düşüyor?

Evet bir çok su-i misal gördük.

Ama şunu unutmamalıyız: Biz Rezzak değiliz!

Güzel bir abimizin sık sık dediği gibi : Biz vermeye muhtacız!

Tabi ki infak edeceğimiz şeylerin gerçek ihtiyaç sahiplerine gitmesi önemli bir husus!

Ama daha önemlisi; vermeyi bir alışkanlık haline getirmek!

O eller o ceplere sık sık girip çıkmalı!

''CANINI ACITACAK MİKTARDA SADAKA VER!''
demişti bir büyüğüm.

Bu söz bana tokat tesiri yapmıştı ilk duyduğumda:

Canımı acıtacak miktarda sadaka..

Vay be! Bu miktar mıymış benim canımı yakan?

Dünyanın kalbinizde ne kadar yer ettiğini görmek isterseniz bunu deneyebilirsiniz: canınızı acıtacak miktarı bir görün bakalım.

Sizin canınızı yakan bu miktarın nasıl başkalarının canına can kattığını görünce 'canınızı acıtan miktar' gittikçe artıyor sevgili dostlar!

Hepinizin içinde var bu! Ben sadece Kibritçi Kız üzerinden hatırlatmak istedim.

Hadi yarın hepiniz sokakta bir Kibritçi Kız (oğlan da olur) bulun ve onu sevindirin.

Kurban Bayramı da yaklaşıyorken 'canınızı yakan miktarı' Allah için kurban edin.

Vesselam

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Kamplarda 78 bini aşkın Suriyeliye eğitim veriliyor
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Bangladeş'te Müftü Abdul Hannan'a idam cezası onandı

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu