img

Cihat Barış

25 Ağustos 2016 16:48

Mal Mal Bakmak!


           Türkiye’nin, Suriye’ye (Cerablus’a) yönelik başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu, küresel aktörlerin Suriye’ye yönelik bütün dengelerini, denklemlerini, stratejilerini, “map engineering”ni, koridor politikalarını, “arz-ı mev’ud” adaptasyonlarını yerle yeksan etti.

           Planda, programda asla bu yoktu. Ne güzel Kürd’e kimlik dahi vermeyen Esed ile PKK’nın Suriye temsilcisi PYD/YPG aynı tombalada harmanlanmış, ismi “İslam” kendisi kendisi münafık bir yapı olan barbar DAİŞ terör örgütü tasarlanmış ve pratiğe dökülmüş, Türkiye’nin Arap dünyası ile bağını koparacak ve Siyonist network’un (arz-ı mev’ud’un) en mühim ayağı olan PYD/PKK koridoru bütün ahengiyle ilerlemiş ve son merhalesi olan Cerablus-Azez’in de kavuşmasına ramak kalmış, Türkiye’nin içi ise darbe/işgal sosu ile süslenmiş (ancak millet bu sosu alıp suratlarına çarpmış) Ordu güya zayıflatılmış, operasyon kabiliyeti elinden alınmış, her şey tıkırında giderken “Oh my God, hayır, olamaz!...”

           24 Ağustos sabahı ezan vaktinde “Allah-u ekber, Allah-u ekber” nidaları yükseldiğinde “Bismillah, sefer bizim zafer Allah’ın” denilerek operasyon başlatılıyor. Hem de 24 Ağustosta, yani Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık zaferinin 500. yıl dönümünde. Bir asır önce hile, hurda ile ayrı düşürülen Anadolu ve Suriye halkları tekrar sarılıyorlar. Anadolu, Suriyeli kardeşlerinin yarasına merhem olmak için, kendisine kurulan tuzağı bozmak için hamlesini yapıyor.

           Bu operasyon Salih Müslim’in canını epey sıkmış, öfke krizlerine girmesine neden olmuş, “Türkiye’nin bataklıkta çok şey kaybedeceğini” ifade ediyor. Sınırın bu tarafında ise eş partisi HDP’den de destek mesajları verilip “işgal”den dem vuruluyor. DAİŞ denen barbar örgüt ile mücadele etmiyor musunuz? Türkiye’nin DAİŞ ile mücadele etmediğini, hatta DAİŞ’i koruduğunu, beslediğini söylemiyor muydunuz? Şimdi DAİŞ’e operasyon yapınca neden hopluyorsunuz? Bakın Türkiye size yardıma geldi! Yoksa suni, sahtekar, algıya yönelik “Türkiye DAİŞ’in hamisi” olan teziniz mi çürütülüyor? Artık o kapıdan ekmek yiyemeyeceksiniz diye çıldırıyorsunuz değil mi? Batı(l) mutfağında pişip sizin sofralarınız aracılığıyla servis edilen operasyonlar akamete uğrayacak değil mi? Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilemiyoruz, bilakis pek keyifliyiz!

           Recep Tayyip Erdoğan’ın bin bir emek ve zahmetle tesis ettiği barış süreci döneminde ülkemizdeki huzuru tekrarlamaya gerek yok. Süreç içerisinde “Kobanê” olayları patlak veriyor, Demirtaş’ın çağrısıyla onlarca insan katlediliyor. “Gözünün üstünde kaşın var” gibi bahanelerle süreç yıpratılıyor, adım adım barış sürecini bozmaya doğru gidiliyor. Birileri HDP, PKK’nın kulağına üflüyor; “Ne işiniz var Türkiye ile, onlardan size hayr gelmez, siz, bizim dediğimizi yapın, size devlet kurduracağız” sözleriyle efsunlanan PKK, HDP, “Artık devrimci halk savaşı zamanı”, “öz yönetim” diyerek keklik gibi avlanıyorlar. Zira Suriye’de oluşan konjonktür de kendilerini acayip cezp ediyor. Bu konjonktürden faydalanarak defakto bir yapı, durum ile nimetlenecekleri, zayıf düşecek olan Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin de bütünleştirilmesiyle kendilerine teslim edileceği sözünü alıyorlar.

           “Fırat’ın batısı” mevzusunu bilmeyen yoktur. O dönem Başbakan olan Davutoğlu, “PYD, YPG Fırat’ın batısına geçmeyecek” dediğinde, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş “Geçecekler ve sen de suyun bu tarafından mal mal bakacaksın” demişti. Türkiye, başlattığı operasyonla kararlılığını gösterdi PYD, YPG’nin Fırat’ın doğusuna çekilmesi isteğini ortaya koydu, aksi durumda gereğinin (DAİŞ ile birlikte onun da vurulacağını) yapılacağını söyledi. Ardından PYD yetkilileri çekileceklerini ifade ettiler, ABD de bunu teyit etti. Büyükler boşuna dememiş; “büyük lokma ye ama büyük söz söyleme” diye. Şimdi Demirtaş suyun ve sınırın bu tarafından mal mal mı bakıyor, aval aval mı bakıyor bilemem!

           Barış süreci döneminde de akabinde de defalarca dile getirdik, söyledik. “Yapmayın, etmeyin” dedik. “ABD şuan size “yardım” ediyorsa, sizin kara kaşınıza, kara gözünüze hayran olduğu için değil” dedik. Kangrene dönüşmüş bir sorunun çözümü için on yıllar sonra Recep Tayyip Erdoğan taşın altına elini, gövdesini koydu. “Gelin uzatılan barış, kardeşlik elini ‘Bijî Obama’ya feda etmeyin”, “şartlar değiştiğinde ABD sizi satar, arkanızda durmaz” dedik dinletemedik. İşte o gün bugündür; Türkiye kararlı bir şekilde operasyonunu yapınca ABD de size “Fırat’ın doğusuna çekilin” dedi ve sattı sizi.

           Not: Medyamızın bir kısmında, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen koridor için “Kürt koridoru, Kürt oluşumu” gibi tanımlamalar yapılmaktadır ve maalesef bu hataya Başbakan Yıldırım da düştü, aynı tabirleri kullandı. “Kürt koridoru, Kürt oluşumu” değil arkadaş, “PKK, PYD koridoru, oluşumu”, Siyonist üst aklın hizmetkârı olanların koridor ve oluşumu. Bu tanımlamalar hem barış ve kardeşlik taraftarı olan bizleri incitiyor hem de bu tanımlama ile “PKK, PYD Kürtlerin temsilcisi” fikrine hizmet ediyor. Bu dil ve ifadeler derhal terk edilmeli, mak(b)ul, zedelemeyen bir dil ve cümleler kullanılmalıdır.

        Wesselam…

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 2 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu