img

Erdem Sezer

Erdem Sezer

07 Ağustos 2016 09:20

Erdoğan'ı Saddamlaştırmak


 Darbe öncesi dönemi hatırlayalım.

 

Türkiye’nin her yerinde bombalar patlıyor, ekonomi iyice daralmış, terör tırmanmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şehid cenazesine katılmadığı gün neredeyse yok gibiydi. Tüm bunların etkisiyle olsa gerek, halkımızın ali cenaplığına hiç yakışmayacak şekilde Suriyelilere vatandaşlık verilmesi meselesi bile ülkeyi germişti. Anlayacağınız tam bir kaos hali.

 

Dahası, bunlardan da önce Rusya ile kopan ilişkiler sebebiyle Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere hiçbir politikasında manevra yapacağı bir alan kalmamıştı.

 

Bombalarla ve güneydoğudaki terörle köşeye sıkışan Türkiye, kendine manevra alanı açabilmek adına İsrail’le anlaşma masasına oturmaya mecbur kalmıştı. Bu anlaşma doğalgaz ve Mavi Marmara davasının sona ermesi meselesinden öte, Türkiye’yi önümüzdeki süreçte çıkacak büyük savaşta Amerika, Avrupa ve İsrail kanadının bir parçası haline getiriyordu. Karşı cenahta ise Rusya, Çin ve İran

 

Bu ülkelerin Türkiye’yi yanlarına almaya çalışmalarının tek bir sebebi var. O da çıkacak savaşı Türkiye topraklarında yapıp, savaşın bütün maliyetini Türkiye’ye yüklemek. Böylece hem Türkiye’yi Rusya kanadına karşı tampon olarak kullanacak, hem de savaş sonrası zayıf düşmüş Türkiye topraklarına leş kargaları gibi saldırabileceklerdi.

 

Tayyip Erdoğan ise bu zoraki evliliği bitirecek Rusya hamlesini yaptı. Düşürülen uçak sebebiyle sıfıra inen ilişkileri düzeltmek adına açıklamalar yapıldı. Böylece çıkacak savaşta tarafsız kalabilmenin yolları aranacaktı.

 

Bu açıklamalar yapıldıktan hemen sonra, önce Vezneciler'de daha sonra da Havaalanında bombalar patladı. Fakat Türkiye geri adım atmadı.

 

Batı, Türkiye'ye geri adım attıramayınca bu sefer kendisi ile daha uyumlu (yani batının köpeği) olacak bir yönetim getirmek adına darbe planını devreye soktu. Sonrası herkesçe malum. Türkiye’nin 16 yıllık birikimi bu darbeye göğüs gerdi ve batının planlarını bozdu.

 

Burada değinmek istediğim bir şey daha var. İsrail ve Rusya gelişmeleri sonrasında benim tedirginliğim kat kat artmıştı. Çünkü bu hamleler Tayyip Erdoğan'dan alışık olmadığımız keskinlikte bir dönüşle yapılmıştı. Gördüğümüzden daha ciddi tehditler olduğunu anlamaya yetti benim için.

 

O sıralarda bazı kardeşlerimiz benim ve benim gibi düşünenlerin "İsraille anlaşmasına rağmen" Reise sahip çıkıp, yanında olmamızı omurgasızlık olarak nitelendiriyordu. Bir de "reel politiğiniz yerin dibine batsın" diye sözümona karizmatik bir sloganları vardıya neyse. İçimizde kalsın o.

 

Bundan sonraki süreçte dikkat etmemiz gerek husus şu. Batı bu yenilginin ardından hemen pes etmeyecek. Arkasında halk desteği olan Tayyip Erdoğan’ı yıkamayacaklarını anladıkları için halk desteğini kesmeye çalışacaklar. Bunun için Kuveyt savaşının ardından Saddam’a yapılan ambargonun bir benzeri yapılabilir.

 

Batı daha önce Irak petrollerini sömürebilmek adına Saddam Hüseyin’i gaza getirip İran ile savaştırdı. 8 yıl süren savaşın ardından borç batağına saplanan Saddam Hüseyin bu borcun büyük kısmının sahibi olan Kuveyt’i ilhak etmeye çalışmıştı. Böylece hem borcun büyük kısmını ödemek zorunda kalmayacak hem de zengin Kuveyt petrollerinin sahibi olacaktı. Saddam’ı bu oyuna düşüren ABD, savaş yorgunu Irak’ı paramparça edip, istediği imtiyazı kolayca aldı. Savaş sonrası uyguladığı ambargo sebebiyle Irak ekonomisi dibe vurdu ve Irak halkı Saddam’dan nefret eder pozisyona geldi. Daha sonra işgal etmek ise çok basit oldu.

 

Türkiye’yi de terör ve mülteci sorunu sebebiyle Suriye’ye karşı savaşmaya çok zorladılar. Türkiye’nin tek taraflı gireceği savaşta Rusya, Çin ve İran ittifakına karşı büyük başarılar etmesi neredeyse imkansızdı. Türkiye bu sebeple savaşa girerken her zaman Nato ile birlikte girmek istedi. Böylece oluşacak sorumluluğu Nato ile bölüşecekti.

 

Saddam’ın İran ile savaşarak düştüğü hataya Suriye ile savaşarak düşmeyen Türkiye’yi terör ile yıpratma yoluna girdiler. Türkiye’nin kararlı tutumu ve Allah’ın da yardımıyla başarıyla sonuçlanan operasyonlar sonucunda çok önemli bir şey başarıldı. Halkın devletine karşı güveni arttı. Yani Allah bu planlarını da bozdu.

 

Suriye ve pkk ile yıpratamadıkları Türkiye’yi iç karışıklıkla yıpratmaya çalışabilirler. Bu yüzden Yenikapı mitingi hem batıya karşı güçlü bir görüntü vermek, hem de iç savaş bezirganlarının oyunlarını bozmak adına çok önemli.

 

Bu hamleleri de Yenikapı mitingiyle boşa çıkan batı, bir şekilde ekonomiyi çökerterek halkın bıkmasını ve Erdoğan’a olan desteğini geri çekmesini isteyecek. Bunun için geriye çok kullanışlı IŞİD kalıyor. Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiği bahanesiyle uzun yıllar sürecek yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliriz.

 

Tanka, jete, tüfeğe göğüs geren halkın paraya boyun eğeceğini düşünüyorlar. Göreceğiz.

 

Erdem Sezer - Haber Seyret

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 3 Yorum Yapılmış

  • Mücahide

    14 Ağustos 2016 18:35

    Cevap Ver

    Çok güzel bir yazı.. Tbrik ederim. Bütün yazılarınızı okudum.Hepsi birbirinden güzel.

  • Mbarut

    08 Ağustos 2016 12:24

    Cevap Ver

    Kaderin üstünde bir kader vardır. Ben şunu son zamanlarda hep gördüm : eğer hak üzerindeysen Hak sana yardım ediyor. Hani ayette var ya "siz hidayet üzere olduğunuz sürece dalalette olanlar size zarar veremezler.siz kendinize bakın ; nefsinizi düzeltin"

  • Şerife

    07 Ağustos 2016 11:07

    Cevap Ver

    Çok güzel bir yazı...ne diyeyim Rabbim bu üst aklın aklını kurutsun...bu kanlı kirli bu cenabet elleri tüm dünya müslümanlarının ve ülkem vatanım türkiyemin üzerinden çeksin...ve akılları gibi o ellerini de çatır çatır kurutsun...

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Siirt'te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
Türkiye
Buz tutan göl üzerinde çay ve kızak keyfi
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu