img

Fatma GÜLLÜOĞLU

29 Mart 2013 09:49

Hayat neden bu kadar garipsin ?


İnsanlarla çalışıyorsanız birinci şartınız iyi gözlem yapabilmenizdir.
Kendinizi gözlemlersiniz önce, ne yaşadığınızı, ne düşündüğünüzü, ne hissettiğinizi.
Öyle yazıldığı gibi de kolay değildir bu gözlem; zordur, yorucudur, emek ve sabır ister.
Sonra diğer insanları gözlemlemeye başlarsınız. Onların dünyaları, görüşleri, yaşayışları dikkatinizi çeker ve anlamak için uğraşırsınız.
Son zamanlarda sıkça kullandığımı fark ettiğim bir cümle oldu.
Diğer insanlara dinlediğimde onların da sıklıkla bu cümleyi kurduklarını fark ettim. Hepimiz aynı şeyi söylüyorduk: hayat garip hatta çok garip.
Çözemediğimiz bir problemde, altından kalkamadığımız bir sıkıntıda, taşıyamadığımız bir yükte hep bir ağızdan ‘hayat garip’ diyorduk.
Bu cümle hepimize normal gelse de bir garipliği taşıyor aslında. Görevini yaptığı için garip diyorduk hayata.
Programlandığı gibi çalıştığı için tuhaf geliyordu bize. Verilen rolünü iyi oynadığı için alkışlamak yerine ‘garip’ diye niteliyorduk.
Oysa ben hiç görmedim, deniz dalgalandığı için denize kızanı.
Baharda çiçek açtığı için ağaca kızanı işitmediğim gibi sonbaharda yapraklarını döktüğü için de kimse garipsemiyor ağacı.
Ya da ağzında yavrusunu taşıyan kediye kimse garip demiyor.
Düşünce ağlayan bir çocuk da bize normal geliyor, canı yandığı için ağlar tabi ki diyoruz. Kışın havanın soğuk olması, karın yağması olağan geliyor.
Aslında garip olan ne biliyor musunuz? Garip olan biziz esasen, bizim algımız, bizim hayata yüklediğimiz anlam, sergilemesini beklediğimiz roller.
Bu dünyada cenneti bekliyoruz, onu arzuluyoruz. Dile getirmesek de istediğimiz bu. Bir elimiz balda diğeri yağda olsun istiyoruz.
İşimiz, derslerimiz, okulumuz, projelerimiz hep iyi gitsin diyoruz.
Biz, ailemiz, eşimiz, dostumuz hep sağlıklı olsun diye temenni ediyoruz.
Hep iyi insanlarla karşılaşalım, hep mutlu olalım, hep tebessüm edelim istiyoruz.
Her şey rayında gitsin, hep güzellik yasayalım istiyoruz.
Bunları istemek kötü mü derseniz tabi ki değil, benimki ufak bir hatırlatma.
Yaşadığımız dünya, sadece ve sadece imtihan dünyası…
Mutlulukla beraber mutsuzluğu da olan, hüzünle sevinci bir arada barındıran, iyilikle kötülüğün beraber bulunduğu, sadece siyah ve beyaz değil bin bir rengi olan bir dünya…
Ve Allah’ın kelamıyla: Ve bu dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir.
Muhakkak ki ahiret yurdu, elbette o gerçek hayattır. Keşke bilselerdi. ( Ankebut Süresi, 64)

Psk. Fatma GÜLLÜOĞLU

Sesli Dinleyin

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Doğan'ın şantaj itirafı
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İsrailliler Netanyahu'nun heykelini yıktı

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu