img

Daşdemir Mahmandarov

05 Ağustos 2016 22:50

Devrimden Darbeye


Sol edebiyat tarafından bolca kullanılan "devrim"in hangi şartlar hasil olduktan sonra gerçekleşeceğini yine solun piri olan Marx şöyle açıklamıştır; "üretim araçları ele geçirilmeden devrim gerçekleştirilemez". Biz de bu yazımızda Gülen Cemaati'nin devrimden darbeye doğru gidişini analiz edeceğiz. Tabii olarak bu iki kavram (devrim ve darbe) bakış açısı ve tarafların olgulara yüklediği anlamlara göre değişiklik arzetmektedir. Bunu daha sonra göreceğiz.
     Gülen Cemaati Kemalist paradigmanın hakim olduğu, müslümanların/islamcıların/muhafazakarların ezildiği, örselendiği bir dönemde ortaya çıkmıştır. Dönemin siyasi durumunun askeri zihniyetce denetlenmesi, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, özellikle de dini yaşama alanında yaşanan sorunlar ve bu alana yapılan baskılar din adına yürütülen faaliyetleri "merdiven altı" faaliyetler olarak şekillenmeye itmiştir. Bu gizlilik dönemin baskın zihniyetinden korunmak isteyen her dini cemaatin benimsediği bir varolma şekli olarak karşımıza çıkmaktaydı. Aynı şartlar altında faaliyete başlayan Gülen Cemaati de aynı gizliliği/varolma şeklini daha farklı bir boyutta yani, "tedbir" (takiye de diyebiliriz. Şia ile cemaatin benzeştiği hususlardan bir de budur.) adı altında benimsemiş ve içselleştirmiştir. Daha sonraları mezkur cemaat tedbir/takiye cemaati olarak da anılacaktır. Yani, tedbir/takiye cemaatin en belirgin özelliklerinden biri olacak ve cemaat üyelerinin kimliklerini değiştirecektir ya da şekillendirecektir. 
    Fethullah Gülen liderliğinde örgütlenen bu yapı kültürel ve eğitim alanlarında yoğun çabaları ile diğer İslami cemaatlerden farklanmaktaydılar. Zira ekseren Kur'an kursu, camii yapımı ve bunun gibi işlerle uğraşan İslami cemaatler Gülen cemaatinin bu tutumunu yadırgamışlardı. Lakin dışa açık ve "tolerans" bir yapıya sahip olması itibariyle de İslami camianın dışında kalanlar tarafından rağbetle karşılanmıştı. Gülen Cemmati'nin her zaman İslami camiaya karşı tavır alması bu rağbeti pekiştirmiş, hatta işbirliğine dönüştürmüştür. 
    Yukarıda Gülen Cemaati'nin eğitime verdiği değeri söylemiştik. Eğitim alanında değişik kurumlar kurması ve yoğun ilgi görmesi cemaat için eğitimden sonrasını da getirmiştir. Eğitimden sonrası tabii olarak iş hayatıdır. Cemaatim okullarında eğitim aldıktan ve Gülen'in oluşturduğu İslami eğitim tedrisatından geçtikten sonra çeşitli devlet kademelerinde yer tutmaya başladılar. Cemaat'in bu planı yani, devletin kilit noktalarına adam yerleştirme ve "üretim araçları" bütünüyle ele geçirildikten sonra devrim yapma planı son sürat ilerlemekteydi. 
    Cemaat'in yaygınlık kazanmaya başladığı dönemler İslam dünyasında devrim hülyalarının boy gezdiği dönemlerdi. 1979 senesinde Humeyni liderliğinde İran'da devrim gerçekleştirilmiş ve İslamcılar ( Ali Şeriati'nin öğretileri üzerine şekillenmiş olan İslamcılık) iktidara gelmişti. Bu olgu müslüman ülkelerde yaşayan cemaat liderleri için bir motivasyon niteliğindeydi. Anti-İslamcı bir iktidara karşı her türlü mücadele meşru kabul edilmiş ve devleti içinden feth etmeye çalışılmıştır. Aynı şeyi Hasan Turabi Sudan'da yapmıştı. Gülen de bu devrimden ilham almış ve cemaatini, özellikle de cemaatin üst düzey kadrolarını devrim için yetiştirmiş ve de yapılandırmıştır. Yargı, asker, polis, eğitim, medya, şirketler ve bankalar düzeyinde üretim araçları ele geçirilmeye çalışıldı ve de başarılı oldu. Devrim hedefiyle yola çıkan bu yapı iki binlerin başında iktidara gelen İslamcı kökenli bir iktidarla işbirliği sonucunda daha da palazlanmış ve gücüne güç katmıştır. Hiçbir üretim aracına ve kadroya sahip olmayan AK Parti de iyi ilişkiler içerisinde olduğu cemaatin "memur yetiştirme" projesinin sonucu olan her alanda iyi yetişmiş yüzlerce, binlerce elemanlarını ödüç aldı. Bu ödünç alma kendi kadrosunu oluşturana ve üretim araçlarına sahip olana kadar sürdü. Bu zaman zarfında da tabii olaral Gülen cemaati devlet içimdeki gücünü sağlamlaştırdı. AK Parti'den önceki ezilmişliğin hıncını hasımlarından ziyadesiyle çıkarmış oldu. Lakin devlet içerisinde iki güç odağı kendisini açıkça göstermekteydi. 17-25 Aralık bu iki güç odağını kavgası idi ve gayr-i meşru olan "paralel devlet"in kadrolarının tasfiyesiyle sonuçladı. 15 Temmuz ise tasfiye olunmamış (iyi saklanmışlar zira) elemanların devrim teşebbüsü/darbe girişimi olarak tarihe geçti. Bu girişimin devrime teşebbüs değil de neden darbe girişimi olduğunu anlamak için girişimi yapan güce ve iktidarın kümliğine bakmak getekmektedir.
    İlk günden kendisini devrim için yapılandıran bir cemaatin karşısında İslam düşmanı ve cumhuriyetin kuruluşundan bu yana müslümanlara eziyet eden bir iktidar vardı. Bu sebeple eğer 15 Temmuz gecesi iktidarda hala aynı parti olmuş olsaydı (CHP) bu girişim İslamcı kesim tarafından devrim olarak nitelendirilecek ve desteklenecekti. Lakin iktidarda İslamcı bir parti olduğuna göre bu bir darbe girişimiydi. Ve bu sebepten devrim hedefiyle yola çıkan Gülen cemaati darbe girişimiyle tarihe geçti. Gülen'in "hicret"ten devrimi gerçekleştirmiş bir Humeyni olarak ya da Mekke'yi fetheden bir Peygamber/Mehdi olarak geri dönme planı suya düştü.
     Darbe girişimi karşısında en hakiki duruşu sergileyen ülkücülerle 5-10 dürüst demokrat/liberal oldu. Diğerlerininki ise konjönktürel bir tutumdu. Özellikle de islamcıların demokrasiyi savundukları sadece hikaye. Eğer iktidarda kendi düşünce veya ideolojilerinden olan AK Parti değil de düşman oldukları CHP olsaydı darbeye en başta destek verecek olan bu kesimdi. Zira 17 Aralık'a kadar Gülen'in müslümanlar üzerindeki itibarı tartışılmaz. 
    Her zaman iktidardaki partinin kimliğinden asılı olmayarak devletin yanında olan ülkücüler ise bu sınavın en başarılıları oldu. Bu sağ duyuları sayesinde her zaman devletin bekası için çalıştılar ve çalışacaklar. Bu arada Devlet Bahçeli ölmeden Meral Akşener'in MHP başkanı olma şansı yoktur. 
   Ve ve darbe girişiminden itibaren sokakları boş bırakmayan, Türkiye'nin artık eskisi gibi olmasına izin vermeyen, iredesini çiğnetmeyen ve seçmiş olduğu iktidarı koruyan kahraman milletimize selam olsun!

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Soylu'dan Dünya İnsan Hakları Günü mesajı
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

12°
Detaylı Hava Raporu