img

Cihat Barış

28 Temmuz 2016 18:35

Darbenin annesi FETO, ebesi NATO, dadısı AB/D’dir!


Sözün başında bir tespitte bulunmakta fayda var. Şunu herkes idrak etmeli ki FETÖ terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in, Said Nursi’nin yoluyla zerre kadar alakası yoktur. Kendisi de “Küçük dünyam” isimli kitabının ilk baskısında Said Nursi ile ilgili fikirlerini, ona karşı olan menfi düşüncelerini beyan etmiştir. Mevzubahis kitabın sonraki baskılarında bu kısmı çıkartmış, takiyyeye, kirli yüzünü kamufle etmeye girişmiştir.

Said Nursi, dine göre çağı yorumlamış, çağın, dinin gereklerine göre olması gerektiğine işaret etmiştir. Buna mukabil Fethullah Gülen ise çağa göre dini yorumlamış, dinin, çağa ayak uydurması gerektiğine işaret etmiş, Türk-İslam sentezini, ılımlı İslam sentezini savunmuş (Ki darbe sonrası bir ABD gazetesine yazdığı yazıda “beni Türkiye’ye teslim etmeyin, Batı’nın istediği ılımlı İslam modeli biziz, Batı’nın hizmetindeyiz” mealinde ifadeleri oldu) ve böylece dinimizin kodlarıyla oynayarak İslamı rayından çıkarmak istemiştir. 30 yılı aşkın sürede münafıkça yöntemlerle kamufle olmuş, kendi tabanını organize etmiş, (FETÖ terör örgütü liderinin bir zamanlar “sol yanaktan tokat yerseniz, sağ yanağınızı gösterin” sözünün devasa bir takiyye ve münafıklık olduğu ortaya çıktı) devlet organlarına sızmış ve en nihayetinde terörist bir darbe teşebbüsüyle devleti ele geçirmeye çalışmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe öncesine kadar her konuşmasında FETÖ/Paralel tehdit ve tehlikesine dikkat çektiğinde “tuvalete gidemiyorum, sorumlusu paralel” şeklinde alaycı yaklaşımda bulunan ahlaksızlar, darbe teşebbüsü olumsuz sonuçlanınca da “tiyatro” haysiyetsizliğine başvurdular. Millet, FETÖ terör örgütünün darbe teşebbüsünde kafasını kuma gömenleri de “orta yol”u seçip tehlike geçince güya darbe karşıtıymış gibi görünüp cılız sesler çıkaranları da darbe şakşakçılığı yapıp postal yalayanları da not etti. Darbe teşebbüsünün bütün vahşiliği ortadayken, insanlar tanklarla ezilirken, uçaklarla bombalanırken hala özellikle sosyal medyada algı yönetimine yönelik çalışmalar da gözden kaçmamaktadır.

Bu noktada devlet/iktidar ile ilgili birkaç eleştiri/özeleştiri yapmak gerektiğine inanıyorum. Devlet/iktidar darbe teşebbüsüne maruz kalmış, tank, top, tüfek, uçakla millet vurulmuş, hala “savunma” hattındayız, kendimizi, haklılığımızı ispatlamaya mecbur gibi hissediyoruz. Hala yaptığımız eylem (OHAL vb.) ve adımlarımıza meşruiyet kazandırmak adına “efendim ama şu ülkede de şu var, şu ülke de şunu yaptı/yapıyor, niye biz bunu yaptık diye bize kızıyorsunuz” modundayız. Defaatle yazdık, söyledik; Devlet/iktidar, algı operasyonlarına karşı zayıf kalıyor, köşeye sıkışıyor, haklı olduğu konularda haksız bir pozisyondaymış gibi gösteriliyor. Buna karşı bir önlem alınmalı, gerekirse özel bir birim sırf bu konu üzerinde çalışmalı, bu algı yönetimini boşa çıkarmalıdır. Düşünün ki hırsız evimize girmiş, talan etmiş, çoluk-çocuğumuzu katletmiş, biz ise komşularımıza, çevremize, el aleme “ama bakın bize bunu yaptılar, onu dövmekte haklıyız” demeye çalışıyoruz. Artık bu “savunma” stratejisinden vazgeçilmeli, bu pozisyon terk edilmeli, “gol yeme” endişesi bırakılmalı, proaktif bir strateji izlemeliyiz.

 Milletimiz, bu darbe teşebbüsü sürecinde diğer dünya milletlerine ders olacak nitelikte eylemlere imza atmış, iradesine sahip çıkarak devrimsel bir duruş sergilemiştir. İnanıyorum ki 15 Temmuz 2016 tarihi, dünya tarih sayfalarında, bir dönüm noktası, bir mihenk taşı olarak nakşolunacaktır.

Demokrasi geleneğiyle övünen Batı(l) dünyası, Türkiye’de darbe teşebbüsü olurken ya 3 maymunu oynamış, ya da darbecilere arka çıkarak onları cesaretlendirmiş, darbenin gerçekleşmesi için bir sırtlan, leş yiyici gibi siperde beklemiştir. Demokrasinin, Batı(l) dünyasının tebdil-i kıyafeti olduğu gerçeği bir daha ortaya çıkmıştır. Gerçekleşen darbe teşebbüsünün, Batı(l) dünyasının laboratuarlarında mayalandığı gün gibi ortadadır. Bu darbenin annesi FETO, ebesi NATO, dadısı AB/D’dir! Hal böyle ve Batı(l) dünyası artık bütün kartlarını açık oynarken, bizim de aynı dil ile mukabele etmemiz gerekmektedir. Bunun girizgahı da Ayasofya’nın açılması olmalı diye düşünüyorum.

Wesselam…

Not: Şunu da herkes bilmeli ki Türkiye’nin sırtında Filistinli, Suriyeli, Kenyalı, Somalili vs. mazlum ve mağdurların duası var ki Allah’ın lütfuyla FETÖ terörünü bastırdı.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Erbaa'daki Düden Gölü dondu
Dünya
Musul'da 19 DEAŞ militanı öldürüldü

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu