img

Osman ATALAY

14 Kasım 2013 07:14

Tarihte ve günümüzde Selefilik


İslami İlimler Araştırma Vakfı (İSAV) tarafından hafta sonu İstanbul Eresin Otel’de 3 gün süren “Tarihte ve Günümüzde Selefilik” başlığı altında uluslararası ilmi bir toplantı gerçekleştirildi.

Birçok ülkeden akademik boyutta katılımcıların sunumları ile Selefiliğin dünü, bugünü masaya yatırıldı.

Türkiye’de ve özellikle son yıllarda Arap devrimleri süreciyle, Batı dünyasında tartışılmaya ve yorumlanmaya çalışılan Selefiliğin, İstanbul’da ilmi bir toplantıya ev sahipliği yapması çok olumlu ve güzel bir çabaydı.

Toplantının tebliğcileri Selefiliğin tarihi arka planı ve kökleri, selefiliğin düşünsel boyutu, Selefilik ve İslami ilimler, Selefiliğin gelişim süreci, Selefiliğin günümüzdeki tezahürleri, günümüz dünyasında Selefilik ve Selefiliğin geleceğine dair görüşlerini dile getirdi.

Katılımcıların çoğunluğu, Selefiliği tarihsel ve günümüzdeki algı düzleminde ele alırken, bazıları ise Selefiliği, Oryantalist bakış açısı ve algısı ile değerlendirmelerde bulundu.

Selef ve selefiler tanımlamasıyla günümüzde Ortadoğu ve Afrika’da meydana gelen devrimler ve cihadist olgulara yönelik yapılan analiz ve değerlendirmeler çok sığ kaldı.

Böylesine önemli bir toplantının özellikle akademisyen, öğrenci, yazar ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ilgisine de zayıf kalması çok düşündürücü bir durum.

Selefiliğin günümüzde cemaat ve kurumsal güç olarak kendini muhafaza ettiği Suudi Arabistan, Mısır ve Asya ülkelerinden Selefi akademisyenlerin bulunmayışı teknik olarak toplantı bakımından zayıf ve eksik bir görünüm arz etti.

Tebliğcilerin sunumlarında, özellikle Selefiliğin tanımını ve Selefilerin; tasavvuf, siyaset, cihad pratiği üzerinde değerlendirmeleri oldu.

Burada yapılan birçok eleştiriler maalesef cevapsız kaldı. Bunun da en önemli sebebi tebliğciler arasındaki seçimlerin uyum ve eşitlik noksanlığı idi.

Şimdi, Selef tabiri genel anlamda ilim ve fazilet açısından Müslümanların önderi sayılan ashab ve tabiin için kullanılır. Selefilik tarihte ortaya çıkan tüm görüntüleriyle mezhep ya da ekolden çok dini ihya hareketi olduğu Ehl-i Hadis, Ahmet b. Hanbel taraftarlığı, İbn Teymiye ekolü, Muhammed b.Abdülvehhab Hareketi ve birçok yönüyle yirminci yüzyıl İslamcılığı temel esas olarak, dini aslına icrayı ve onu bidatlerden temizlemeyi, mezhebi görüşlerden-taklit- Kur’an ve hadise dönüşü benimsemişlerdir.

Hareketin temel esasları, selefe dönüş, taklidi ret ve bidatlerle mücadeledir.

Prof. Dr. İlhami Güler’in, “Direniş Teolojisi Açısından Selefilik” sunumunda, İslam dininin şiddet yoğun bir etno-psikolojik ortamda doğmasıyla Mekke döneminin 13 yıllık pasif direnişi sonrasında Medine döneminin son 10 senesindeki şiddete başvurma zorunda kalışı anlatıldı. Prof. Güler, bu durumunda doğal olarak Kur’an’a yansıması, Peygamberimizin ölümünden sonra da iç savaş olarak ilk yüzyılda İslam toplumunda var olan bir realiteyi görerek, modern dönemde Ortadoğu’daki savaşın ve şiddetin sebebini teolojik olmaktan çok psikolojik ve politik olarak görmemiz gerektiğini izah etti.

Özgürlükten yoksulluk, kediyi köşeye sıkıştırmak, ekonomik yoksulluk, aç kurt fırın yıkar, zihinsel yoksulluk, cahil cesur olur şeklinde değerlendirmelerinden sonra Güler, bölgenin üzerinde İsrail’in yarattığı baskı ve totaliter yönetimlerin halkın üzerinde oluşturduğu baskıya dikkat çekerek, Batı’nın olduğu yerde konvansiyonel bir çıkış yolu, savaş veya demokratik bir çözüm mekanizması yoksa orada patlama, terör olur tespitinde de bulundu.

Doç. Dr. Ramazan Yıldırım ise Arap devrimleri ve sonrasında ortaya çıkan Selefi yapıların başta Mısır olmak üzere birçok Arap ülkesinde güçlü siyasi bir aktör olmaya başlayan bu hareketlerin, Mısır’da selefi olarak tanımlanan bazı geleneksel dini yapılardan beslendiklerini dile getirdi.

Yıldırım, daha önce çoğunlukla geleneksel-ilmi veya eylem ve hareket kategorisinde değerlendirilirken bu hareketlerin politik-siyasi-modern bir karaktere büründüğünü ifade etti.

Özetle toplantıda, Selefiliğin ağırlıklı olarak tarihsel ilmi boyutu tartışılırken, günümüzde yaşadığı ilmi ve pratik süreci çok fazla yeterince incelenemedi.

Günümüzde İslam coğrafyasında ve Avrupa’da yaşayan milyonlarca Müslüman’ın dini, kültürel, sosyal ve siyasi sorunlarında Selefi düşüncenin varlığı ve etkilerinin gelecekte nasıl bir hal alacağı sorularına iyimser ama eksik yer yer oryantalist etkilerle yaklaşımlara şahit olduk. Sonuç olarak, iyi niyetle gerçekleşmiş olan bu toplantı ilk olması açısından önemlidir

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Anket amacından saptı
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu