img

Rauf Uluğbey

27 Temmuz 2016 14:53

15 TEMMUZ : HERAKLİT DARBESİ


      Aslına bakarsanız uzun zamandır yazmıyordum. “İlkesel duruş”  çerçevesinde  eleştirilerimi sunuyor , FETÖ’nün suça bulaşmamış olan militanlarına karşı son ikna turlarını yaparken  , “devleti ve yönetenleri de sorgulamayı asla bırakma , aynı yanlışa sakın ola sen düşme” diye nefsime uyarıda bulunuyordum.”Pelikan”göğsümüzü kanatmış , Fidan  çınara dönerken vurulduğu söylenen neşter içimizi yakmıştı. Fakat herkesin bir planı varsa Allah’ın da bir planı vardı . Hayr’dan “Şer” doğduğu gibi ; 15 Temmuz gecesi  saat 22:50’de bir Devlet Meczubu’ndan  Darbeyi öğrendiğimde göğsümdeki anksiyete kesilmiş , zihnim “O gün, bugündür !  anlamını aradığın hayatın, bu gece itibariyle noktasına kavuşup; eklenen yüklemiyle bir manaya ilişebilir düşüncesi hasıl olmuş; Şer’den “Şahsım ve Milletim” adına bir “Hayr” doğmuştu. On günlük “Acil Durum” sona ermiş , üstelik kamuoyunun  "bi simitle" doymayınca ; artık bildiklerimi/düşündüklerimi/analiz ettiklerimi/ kurguladıklarımı paylaşma vakti geldi dedim.Erdoğan’ın meydanlarda kalmasını istediği millete “Okuyacak ve bunun üzerinde düşünülecek bir Done” sunmak  okur-yazarların göreviydi.



      Zihninizde depremler yaratacak , zaman zaman tüm bildiklerinizi acabaya dönüştürecek bu yazıdaki  “Nefs Müdahalesi” için hakkınızı şimdiden helal etmenizi talep eder , sonuna kadar dikkatle okumanızı  öneririm :

 " 1923'de kurulan cumhuriyet , İsmet Paşa ile birlikte İngiliz eksenine girmiş ; İngiliz ekseninden Amerikan eksenine kaydıktan sonra 1960'da "balans ayarı" yemiştir. 1980 Amerikancıların , 1997 Avrupacıların " diye devam eder genel görüş.
      
     Oysa ki dünya Küreselcilerden ve Ulus Devletçi iki yapıdan müteşekkildir. Küreselciler çok uluslu , bilhassa finans sektöründeki  şirketler üzerinden dünyayı “ağ gibi örerken” ; Ulusalcılar Ordu-Petrol ve Silah piyasası üzerinden yine aynı amaca “Tek Dünya Devletine” yönelmişlerdir.  “Küresel Şer Ekseni” olarak adlandırdığımız yapının “Hegel Diyalektiği” çerçevesinde “Küreselci ve Ulusalcı” olmak üzere tez-antitez olarak  iki kanadı vardır.

       Küreselcilerin "Açık Toplum Enstitüsü" gibi Sivil Toplum Örgütleri ağı kamuoyunu sarmalarken ; Ulusalcılar ise daha çok bürokratik kısımda yoğunlaşmışlardır.Küreselciler “Finans” , Ulusalcılar “Petrol ve Silah” Piyasasına hükmeder. Elbetteki Ulusalcı kanadın sahip olduğu bankalar ve sivil toplum örgütleri varken ; Küreselciler tarafından dizayn edilmiş bürokratik kadrolaşma da söz konusudur. 

     Bu bağlamda Ergenekon Soruşturmasının daha ilk yıllarında "tasfiye edilenlere" baktığımızda  bunun bir “Küresel Kanat” organizasyonu olduğunu anlamıştık. Fakat tasfiyenin devamından yanaydık ; zira "Aşırı Kemalistlerin anti-demokratik ve despot eğilimlerinin durdurulması , Anadolu Çocuklarının devlet kurumlarında söz sahibi olabilmesi ve "milli sermayedarlar kitlesinin" oluşabilmesi için o dönem Aşırı Kemalist olarak tanımladığımız ulusalcıların tasfiyesini şart olarak görüyorduk. 

       Fakat ne yazık ki o dönem ilkesel davranamadık. İntikam dürtüleri ve zafere ulaşmada acelecilik hissiyatı önümüze her ulusalcı  diye sunulanı Perinçek'in ekibinden bilmemize sebep oldu. “Bir topluluğa karşı kinimiz bizi adaletsizliğe sevk etti”. Gladiocu dedik Gladio'yu tek kanatlı sanarak. ( İşte OHAL sürecinde Devlet  -Hangi Devlet diye soruyorsanız Milli Yapıdan başka devleti tanımıyoruz-  aynı yanlışa düşmemesi gerekiyor. Elbette “Ergenekon” sürecinde düşülen/düşürülen yanlışlarında “tedavi sürecini akamete uğratmak” için “fazla doz” uygulayan “Küresel Kanat” olmadığının garantisi yok. “Paranoyayı” bir adım öteye taşırsak, devletin içerisindeki darbeci-anti-demokrat ulusalcılar temizlenirken araya masumları ve ideolojik ulusalcıları katmasını da ; 5 Ağustos 2016’yı planladığını düşündüğümü Ulusalcı Kanadın “intikama hazırlama tugayı” olmadığını da bilemeyiz. )     

   Oysa Türkiye'de Gladio'nun Ulusalcı Kanadı Ergenekon olarak kodlanmışken ; Küreselci Kanadı Ötüken olarak kodlanmıştı : Yani paralel devlet yapılanması olarak adlandırdığımız FETÖ , Gladio'nun Küreselci Kanadının hizmetindeydi. Zaten FETÖ'nün tıpkı ruh ikizi Opus Dei ve Moon Tarikatleri gibi "barış,kardeşlik,hoşgörü" kavramları üzerinden emellerine doğru aynalar ve dumanlar içerisindeki sinsi hareketi , Küreselci Kanadın "sınırları olmayan, herkesin dünya vatandaşı olduğu barışçıl bir dünya" mottosuyla uyuşuyordu. 

      Öte yandan  Erdoğan’ın  “karizmatik liderliğini” fark eden  Küresel Şer Ekseni  onu hapis cezasıyla yola getirmek istedi. İşte Erdoğan’ın ve ait olduğu “Milli Yapının”  (Bu yapı Mete Han’dan başlayan Türk Devlet Geleneğinin 751’den itibaren Alperenliğe dönüşmesiyle oluşturulmuş,bazen “Ahiler” , bazen “Tarikatlar” , bazen de bilfiil “Sahte Tarikatları”ortadan kaldıranlar olarak yüzünü göstermiştir.)   “Diriliş Planı” orada devreye girdi. Zira 2000’li yıllar Roma-Helen geleneğinin yeniden canlandırılması , Tek Dünya Devleti’ne giden süreçte Ölümcül Darbelerin vurulması yıllar alacaktı. “Küresel Şer Ekseni’nin”  şeytani planlarına karşı koymak , “Rahmani Teşkilatın” göreviydi.  Oyun içinde oyun vardı. ( Örnek verecek olursak “Siyah Sancak” kavramı  , DAEŞ üzerinden kirletilmeye çalışılmıştır. FALSE FLAG operasyonları olarak adlandırılan bu tür operasyonlarda düşman kuvvetlerinin  “bayraklarıyla”  sonuç itibariyle düşmana zarar verecek işler yapılmaktadır. )

       Küresel Şer Ekseni - Teşkilat  ile olan savaşı gün yüzüne çıkıyordu. “Küresel Şer Ekseni” içerisinde  Alman ve Fransız Ulusalcıları oyunbozanlık yapabiliyor ; “Teşkilat” içerisinde “İran” uzantıları ve Vahhabi Akımları kök salmaya çalışıyordu. Küresel Şer Ekseninin Küreselci Kanadı Fransa’ya ve Almanya’ya  Bombalarla mesaj verilirken  , mesajı alan “Ulusalcı Kanat” cinayet mahalline kimlik olarak DAEŞ’i bırakarak kendi kamuoyuna “Orta Doğu’ya  Ordu Operasyonu” şart mesajı veriyordu.

     Şeytani  cephede de , “Rahmani” cephede de  “kesin olarak kaybettik ya da vazgeçtik” anlayışı asla geçerli değildi. Kıyamet Kopana dek bu savaş  karşılıklı hamlelerle hem kendi içerisinde yöntem ayrılığı olarak hem de düşman tarafla amaç ayrılığı olarak devam edecekti. Tıpkı amacın aynılığına rağmen yöntem ayrılıklarının dost ile yol ayrımına ; yöntem benzerliklerinin düşman ile belirli süre ateşkese hatta “Müttefikliği”  götürebildiği gibi.

     2009  yılına kadar  Erdoğan hareketi  flamasındaki “Turuncu” rengi ön planda tuttu.  “Ergenekon” operasyonlarında  ,  Küreselci Kanadın piyonu FETÖ’nün  sızmasına  yol verdi. Böylece  Siyasetin Bürokrasiye üstünlüğü anlayışı  zihinsel planda yerleştirildi. Bayındırlık ve insan hakları alanında “anayasaya geçirilene kadar geçici sayılacak” iyileştirmeler yapıldı. 165 sektöre doğrudan ve dolaylı olarak katkısı olan “İnşaat” ile kaynak oluşturuldu. “Milli Medya” kuruldu. TİKA ile “Küresel kanadın fetö hamlesine karşı ekip yetiştirildi. Teşkilat’ın uyuyan hücrelerinin olduğu Afrika , Asya ,Balkanlar, Ortadoğu ve hatta Latin Amerika’ya işaret verildi. 

    2009 yılında Erdoğan’ın İsrail çıkışı ile “Turuncu” kuvvetlerle yol ayrımı başladı. 2010 yılında Teşkilat’ın içerisindeki İrancılar  Erdoğan’a  Mavi Marmara üzerinden operasyon çekerek , İsrail’in Ulusalcı Kanadıyla Türkiye’nin arasını açmaya çalıştılar. Böylece Erdoğan,  “Turuncu” kuvvetlerle yani “Küresel Kanat” ile yol ayrımına gittiği için “Ters Hamle”ile  içeriden cezalandırılacaktı. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi önerisini veren “Hocaların Hocası’nın” da ait olduğu ekip bu kez Erdoğan’ın Savaş İlanını’nın önüne geçti. Zira biz İsrail’e savaş ilan ettiğimizde Gölcük’ten kalkan uçaklar orduda isyan çıkaracaktı. Eğer  “boyun eğerse” , bu kez “algı yönetimi” yardımıyla Mavi Marmara  olayı  Türkiye-İsrail  gerilimi üzerinden Erdoğan’ın Gerçek  BOP Eşbaşkanı olmasını sağlayacaktı. 

      Ancak Erdoğan  boyun eğmedi. Elbette bu süreçte Erdoğan’ın karakteriyle birlikte  “Milli Yapı’nın” ( Teşkilat ) Erdoğan’ı  Fikir Adamlarıyla,Kanaat Önderleriyle, Danışmanlarıyla  yönlendirmesi de etkiliydi. “Erdoğan bu adamı neden harcadı?”  dediğimiz kişilerden bazıları gerçekten hain olduğu gibi bazıları da İsmail’di,”Ümmetin Selameti İçin Boyunlarını Kılıç’ın Altına Koydular.

       Erdoğan’ın  “Turuncu” kuvvetlerle kesin olarak yol ayrımına gittiğini fark eden Ulusalcı Kanat ,Erdoğan’a  Perinçek ile Yaklaşırken ;  Küresel Kanadın piyonu FETÖ  “ya okulların ya Erdoğan ; hayır dersen tamamen biteceksin , evet dersen Erdoğan’dan sonra devleti sen yöneteceksin tabi benim emrimle ; üstelik kaybetsen bile bir efsaneye dönüştüreleceksin” tehdidiyle  “Kamikaze”  olmayı seçti.

      Oysa o noktada bile kendilerini feda etmeleri “Teşkilat” için geçmiş cezaları hafifletebilir bir davranış olabilirdi. Bu arada FETÖ’nün de bir süre Teşkilat’a   “Hizmet” ediyor gibi göründüğünü , Teşkilat’ın bundan faydalanarak  Küresel Şer Cephesi’nin  içine sızdığını söylemekte fayda var.  FETÖ’deki  “isyankar askerler”  veya “itirafçılar” işte bu sızmalardan gerçekleşecek Allah’ın izniyle. (Cemaatten Camiaya dönüşen süreçte Sizin Yapı İçerisinde Karşılaştığınız İnsanların Ağırlıkta Olduğu zamanlarda “Yaygın İsmin” Hizmet olması dikkate değer. Fakat daha dün itibariyle New York Times’a FETÖ tarafından verilen makalede “The Service” olarak “tamamen sizin hizmetinizdeyiz” mesajı verilmesi “Sözde” Allah’a kulluk için başlanan bir hareketin nasıl “Kul’a SERVANT’lığa” dönüştüğünün ibretlik bir vesikasıdır. İtikadi bozukluk ile MESIAH COMPLEX’inin biraraya gelmesinin  inançsal ve amaçsal eksiklikleri olan kitleleri canavara dönüştürebileceğini göstergesidir.)


     2012’de Mit’i ele geçirmek , Hakan Fidan’ı cezalandırmak ve Hakan Fidan üzerinden “Erdoğan’ı dolayısıyla Milli Yapı’nın Perde Önündeki Temsilcisini” hizaya getirmek için harekete geçtiler. Milli Yapı karşı hamle olarak “Ulusalcı Kanadı”  oyuna dahil etti. Yani Küresel Şer Ekseni’nin  2 kanadından biri olan Ulusalcı Kanadı  diğer Kanat olan Küreselci Kanada karşı kullanmaya başladı. FETÖ’nün tabiriyle “Erdoğan Artık İstişareye Yanaşmıyordu”. Ardından da Erdoğan  Zokayı Gönderdi : “Dersaneleri Kapatacağız ! Bu mesaj hem  Gizli Düşmanları Meydana Davet Etmek , hem de FETÖ’nün Gerçek Yüzünün görülmesini sağlamak içindi.

    Zoka yutuldu. Haziran 2013’te  FETÖ’nün “Cicada Böcekleri”, olayın farkında olmayan vatandaşları da provoke ederek  “Gezi Kalkışmasını Harladı.” Kalkışmanın başladığı tarih , başladığı yer hatta başladığı meydan , hatta “Türkçe Olimpiyatlarında   Erdoğan stada  gelince okuttukları şarkı bile mesajdı. “

     “17-25 Aralık Süreci” bilindiği gibi yolsuzluk operasyonu değil , Selam-Tevhid operasyonuydu.FETÖ  Artık Açıktan Savaş İlan Etmişti. Zira 2016  yılında tamamlanacağını düşündükleri “Altın Nesil Fantezisi”  bunu gerektiriyordu. “Tavan”  Küreselci Kanadın tehdidini biliyor , “Taban İse Bu Fantezinin Dersane Kapatma Aracılığıyla Engelleneceğini Düşünerek  Motive Ediliyordu.”

    -Kardeş  Azerbaycan’dan dolayı-Enişte Uçağının düşürülmesi ; küreselcilerin Wall-Street Kurtarıcısı Afro-Amerikalısının Türkiye’ye Suriye’de hareket alanı bırakmaması ; Küresel Kanadın Operasyonu olarak karşımızda duruyor ; karşı hamle olarak “Cenaze’de” Perinçek ile tokalaşıp , ardından Rusya ile apar topar barışılıyor ;  Alman ulusalcılığının temsilcisi Merkel  sık sık Türkiye’ye ziyarete geliyor ;  hatta İsrail’in ulusalcı lobisiyle ABD’deki uzun görüşmelerin ardından israil’in ulusalcı kanadıyla ( bakın israil devleti , hükümeti ve halkı apayrı kavramlardır. Bu odaklara hakim olanlar zaman zaman “Küresel Şer Ekseni’nin”  ulusalcıları ,  zaman zaman küreselcileridir. Siz küreselci kanatla kapışırken , ulusalcı kanadıyla anlaşmalarınız devam eder. )  barışmasılmasıyla  “Tüm Bu Sürecin Finali” yapılıyordu.

       İşin bittiğini anlayan FETÖ  ,  15 Temmuz’da  “Terminal Evresine” girdi. (Tıpta ölümden önce hastaların bir anda iyileştiği sanrısı yaşadığı dönemdir ) Zamanın da  “Ebabil Kuşu” olarak tweet atanlar  yetmediği için , “15 Temmuz” gecesi “Altın Suyuna Batırılmış Teneke Parçaları”  sözde altın nesil için halka bomba yağdırdı.  Tanklarla, tüfekleriyle, hipnoz edilmiş kadrolarıyla, ellerinde bayraklarından başka birşey olmayan , son ana kadar “sen benim askerimsin bana sıkamazsın” inancıyla hareket eden , toplumun her kesiminden insanımızı  “Amaç Füruata Feda Edilmez” düsturuyla  katlettiler.

         Dedik ya Oyun İçinde oyun vardı. Ve hala bu oyun devam ediyor.  Siyah –Beyaz renklerinin yanına artık “Turuncu” ve “Mavi” kavramlarını da eklemenin vakti çoktan gelmişti ey okuyucu , kafan karıştı , ancak unutma! Bulanmadan durulmaz !
           
    5 Ağustos 2016’ta
  “Perinçek Darbe Girişimi’ne” hazırlıklı olmamız gerektiği uyarısında bulunuyor ; FETÖ’yü temizlerken “Ergenekon” yanlışına düşülmemesi gerektiği hususu üzerinde ısrarla duruyorum. Masum Ahı Alırsak  Rahmani Ruhu Kaybederiz.

        Üstadın tabiriyle “Kapkaranlık bir gecede AK sütün içindeki  AK kılı fark edecek kadar gözü keskin” olmamız gerekiyor. FETÖ’nün  son “Herkül-nagmesindeki”   “balyoz” vurgusunun, “Seyfullah” vuracaktır motivasyonunun , açığa çıkan Fuat Avni’nin abisinin attığı “Kısa Seyfi” tweetinin  “Gladio(kısa kılıç) ile ilintili” olduğunu kanaatindeyim.
 Son sözü Bilge Kral’dan alıntılıyorum :

“DÜŞMANLARIMIZA TEK BİR BORCUMUZ VAR :  ADALET ! “  

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 3 Yorum Yapılmış

  • ali fikri

    12 Ağustos 2016 11:47

    Cevap Ver

    düşmanıma hiçbir borcum yok

  • Mehmet

    08 Ağustos 2016 03:46

    Cevap Ver

    Teşkilat üzerinde çok durmuşsunuz BiSimit Şuan için yeterli gelmiyor ama hakkını yemek doğru olmaz binlerce kişi onun ne demek istedigini anlıyor ALLAH yardımcımız olsun

  • Palulu

    28 Temmuz 2016 06:56

    Cevap Ver

    Herseyi çok açık yazmış sın her ne kadar ismini S.K olarak yazmasan daa.Eline yureğine sağlık..

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
'Türkiye ile gizli bilgileri paylaşacağız!'

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu