img

Şerif Karakurt

26 Temmuz 2016 18:20

15 Temmuz Kazanımlarımız


15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden bu yana ülkemizde yaşananlar malum. Lakin ben bu yazımda, bu olaylara farklı bir perspektiften bakmaya çalışacağım.

Biz aceleci insanlar, ekseriyetle başımıza gelen bir hadiseyi zahirine/ilk görünüşüne hamlederek o olayın iyi veya kötü olduğu noktasında çıkarımlarda bulunuruz. Fakat zamanla yaşananların üzerinden sır perdesi aralandıkça ilk yapılan yorumlarımızın isabetsiz olduğunu fark ederiz. Ayette Cenab-ı Hakk şöyle buyurur: ‘’Olur ki bir şeyden hoşlanmazsınız ama o sizin için hayırlıdır. Ve olur ki bir şeyi (de) seversiniz o sizin için bir şerdir. Allah ise (sizin için hayır olanı) bilir de siz bilmezsiniz.’’

Bugün 26 Temmuz… Meş’um darbe teşebbüsünün üzerinden on bir gün geçti. Bu süreçte, kendimi biraz arka plana çekerek, yaşanan süreci kendimce analiz etmeye çalıştım.

Yukarıda da dediğim gibi yaşananları ilk anda sıcağı sıcağına yorumlamaktansa, bu girişimin ülkemizde, İslam Coğrafyası’nda ve de Batı’da nasıl tepki topladığını gözlemlemeye çabaladım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden Türkiye’nin geleceğini hedef alan darbe kalkışmasının başarısız olması Hıristiyan Batı dünyasını daha da sıkıntıya sokmuş gibi görünürken, Arap âlemi ve diğer İslam ülkelerinde bu durum teveccühle karşılandığını gördüm. Zira takip edebildiğim kadarıyla birçok karikatür kaleme alındı, videolar, görseller hazırlandı. ‘’Türk halkının darbeye karşı şanlı zaferi’’, ‘’halkın gücü tankların gücünü yendi’’, ‘’Türkler bize vatanın nasıl savunulacağını gösterdiler’’, ‘’Nasıl Türkler gibi olabiliriz?’’ tarzındaki başlıklarla yazılan onlarca, hatta yüzlerce makale yayımlandı.

15 Temmuz gecesinden itibaren Başkomutan Erdoğan'ın "meydanlara inin!" talimatı ile aziz milletimiz, kendi iradesine ipotek koymaya çalışan darbeci zihniyete taviz vermemiş ve kapkaranlık bir Türkiye hayalleri bir kere daha suya düşmüştür.

Milletimiz engin feraseti ve sağduyusu ile kırıp dökmeden, yakıp yıkmadan; aksine kendini tankların altına, kurşunların önüne atarak canı pahasına ülkesine sahip çıkmaya azmetmiştir ve bunu da başarmıştır. Gezi Parkı Olayları’nda Erdoğan’ın ‘’%50’yi evinde zor tutuyorum!’’ sözünü ti’ye alanlar bile bu hakikati iki kere iki dört eder katiyetinde görmüşlerdir. Yine aynı şekilde milletin de ‘’Erdoğan’ı yedirmeyiz!’’ sözünün kuru bir slogandan ibaret olmadığı ayan beyan ortaya çıkmıştır.

Türkiye'nin darbeye karşı bu tarihi direnişi başta Arap halklarında olmak üzere hemen hemen tüm ümmet coğrafyasında da büyük bir takdir ile karşılanmış ve mazlumların son istinadgâhı Türkiye'nin itibar ve prestiji tüm Müslümanlar nezdinde bir kez daha artmıştır.

Başta da belirttiğim üzere, işin evvelinde şer gibi görünen 15 Temmuz darbe teşebbüsü ülkemiz ve milletimiz adına çok hayırlara kapı aralamıştır.

 

PEKİ, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ADINA ÜMİTLİ MİSİN?

Bugün bu soru aklıma geldi. Bu yazının altına ekliyorum cevabımı.

Ben 23 yaşındayım. Kendimi bildim bileli, Türkiye’nin içte ve dışta sürekli sorunlarla mücadele ede ede bugünlere geldiğini gördüm. Hatta tarih kitaplarını okuduğumuz zaman; bizim ta 1071’den, yani Cenab-ı Hakk’ın Anadolu’yu bize yurt olarak kıldığı o tarihten bu yana verdiğimiz mücadelenin hiç bitmediğini idrak ederiz zaten.

Bir misal ile bu hakikati biraz açmak istiyorum. Küçük bir çocuk düşünelim. Eğer bu çocuğun anne-babası yere düşmesi, ayağının acıması korkusuyla o çocuğa yürütmeyi öğretmezlerse; o çocuk ileride nasıl kendi ayakları üzerine basıp da yürüyecek.

Aynen Türkiye’nin hali de benim nazarımda böyledir. Yarın başımıza gelecek büyük felaketler, sıkıntılar ile mücadele edebilmek için bugün, çeşitli acılarla, ıstıraplarla, elemlerle, hüzünlerle yoğruluyoruz. Bugün cefa çekiyoruz, bedel ödüyoruz. Çünkü biz de ülke ve millet olarak adeta o çocuk gibi güzel yarınlara hazırlanıyoruz. Her kışın bir baharı, her gecenin bir sabahı vardır. Bu inanç ve azimle çalışan insanların hiç gelecekten umutsuz olması beklenir mi? Hayır! Vallahi de billahi de hayır! Ümitliyiz, Ümitvarız.

Merhum Mehmet Akif’in de dediği gibi;

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.

Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmez, yürürüz;

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir,

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,

Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

Şerif Karakurt - Haber Seyret

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu