img

Nizamettin Hamarat

20 Temmuz 2016 19:38

Güvensizlik Paranoyası


İstanbul Metrosunda sabahın erken saatinde eşimle birlikte işe gitmeye çalışırken,yolcular arasında başlayan homurtu ' bu çanta kimin' seslerine dönüştü ve kısa süreli bir gürültü ve karmaşa oluştu.Ancak kimsede ne bir ses ne de bir seda vardı.Bir süre sonra yolculardan biri o meçhul çantayı alarak çıkış kapısına yönelince herkeste bir şaşkınlık yaşandı.Çantayla birlikte inen yolcunun hemen arkasından koşan bir diğer yolcu...Bir şaşkınlık daha...Herkesin kafasından geçtiğini zannettiğim tahminler kafamızda uçuştu;acaba o çantada ne vardı?Meçhul yolcu neden çantayı sahiplenmeden sessizce beklemeyi tercih etmişti?Patlatılacak bir bomba mı vardı?Arkasından koşan kişi bir polis miydi ve acaba ucuz mu atlatmıştık...
 
Dünyanın her yerinde hemen her gün insanların toplu olarak bulunduğu alanlarda büyük yıkımlara ve ölümlere sebebiyet veren patlamalar,intihar saldırıları ve rehin alma olayları yaşanmaktadır.Anarşizmi kendilerine araç haline getiren illegal örgütler,sesini duyurma ve düşmanlarına meydan okuma adına bu tür eylemler gerçekleştirmektedirler. Kadın,çocuk,yaşlı,özürlü,masum demeden insanlığın katledilmesi,ses getirmenin,mesaj vermenin ve gücünü göstermenin aracı olarak kullanılması adet haline geldi.İnsanların kaybettikleri hayatlarının dışında yaşamlarına dünyanın farklı bölgelerinde devam eden diğer insanlara da şu mesaj verilmek istenmektedir.''Sizler de güvende değilsiniz''.
 
İnsanların global olarak birbirlerinden şüphe ile yaklaştığı,her insanın cani olarak görülebileceği ve üzerindeki bombayı patlatabileceğine dair şüphe tohumlarının dünyada cömertçe saçıldığı bir zaman diliminde yaşar olduk artık.Çarşıya ,pazara,alış veriş merkezine güvenle gidemeyeceğimiz,metroya rahatça binemeyeciğimiz ve sinemada rahatça oturup filme dalamayacağımız bir zamana girdik.Etrafımıza şüpheli bakışlar dağıtıp her yeri kolaçan eder olduk.Her an bir meçhul çanta ortaya çıkabilir ve her an bir terörist üzerindeki bombayı patlatabilir çünkü. Kimdi terörist acaba?Şu yeşil tişörtlü mü yoksa şu sakallımı?
 
Bir dergide yakın zamanda okuduğum 'Dünyanın en mutlu ülkesi neden Danimarka?' başlığındaki yazıda ekonomik ve sosyal durumlarla başat bir unsur olarak güven unsuruna dikkat çekiliyordu.Ailelerin çocuklarını rahat bir şekilde sokağa bırakıp kafelerde kahvelerini keyifle içtiklerini,kendileriyle ve sevdikleriyle ilgili güvensizlik ve kaygı gibi hislerin minimize edildiğinden bahsedilmekteydi.Bütün bunları düşündüğümüzde geldiğimiz noktanın vehameti daha açık görülmektedir.Sosyalliği,yardımlaşma ve karşılıklı saygıya verdiği önemle gururlanan müslüman doğu toplumunun ekonomik iflastan sonra sosyal ve psikolojik iflasın da eşiğinde olduğu gerçeğiyle karşı karşıya geldiğimizi görüyoruz.Artık hem sömürülen,elinden ekmeği alınan hem de birbirine güveni de kalmayan bir toplum olma fikri can acıtıcı.
 
Kenyada Westgate alış veriş merkezine düzenlenen saldırı sonrasında internete düşen görüntülerde saldırıyı gerçekleştiren militanlardan birinin saklanmaya çalışan sivil bir vatandaşı acımasızca öldürdüğünü sonradan da başka bir militanın(belkide aynı kişi) namaz kılışını seyrettik.Bu görüntü bilerek mi basına servis edildi bilinmez ancak bir mütedeyyin müslümanın aynı zamanda bir cani olabileceği veya yan yana namaz kıldığımız insanın acımasız bir yaratığa her an dönüşebileceği gerçeğiyle bizleri karşı karşıya bırakıyordu.İslam ile ilgili bilgi sahibi olmayan bir batılı için tam da özet bir görüntü oluşurken bizler içinde yukarda resmettiğim durum aynen doğrulanmaktaydı.Yan yana namaz kılıp aynı kıbleye birlikte döndüğün kişi gözü dönüp seni her an öldürebilecek bir cani olma potansiyeli taşımaktaydı.Şüphe tamda burada yine kendini göstermekte ve çarşıları,pazarları,sokakları ve hatta camileri kapsamına alıyordu.
 
Bir insanın bir teröriste nasıl dönüştüğü veya dönüştürüldüğü sorunsalı ciltlerce kitap alabilecek  uzun araştırmaların konusu ve yazımızın kapsamını aşar niteliktedir.Müslüman künyesi taşıyıp inancının 'selam'  anlamından bihaberleşip dünyayı şüphecilik paranoyasıyla yaşamak zorunda bıraktığı gerçeğiyle karşı karşıyayız.Mütedeyyin kişilerin güvenilir insanlar olduğu vaziyetinin tahrip edildiği ve herkesin etrafındaki farklılığı yaşamsal tehlike addedebileceği karmaşık bir toplumsal psikolojiye girdik.İslam Peygamberinin Mekkenin fethinde tüm şehrin güven içinde olacağı ve kadına,çocuğa,yaşlıya dokunulmayacağını taahhüt ettiği günlerden çok uzaklaştık.
 
Başkasıyla ilgili şüpheli bakış açısı zamanla kendisinin de şüpheli insan olarak değerlendirilmesi  tehlikesine dair bir korkuyu da beraberinde getirir.Günlük hayatta normal olarak bulunduğun mekanlarda rahat hareket edememeye götüren bu durum zaman içinde psikolojik ve sosyolojik problemleri de beraberinde getirecektir.İnsan ilişkileri doğal seyrinin dışına çıkıp kapalı bir topluma doğru bizi götürmeye başlayacaktır.Küçük esnafın zora girmesi nasıl devlet bütçesini sarsacak sorunların oluşmasına matuf ise,lokal huzursuzluklar da toplumsal krizlerin doğmasına sebebiyet vermeye matuftur.
 
Çok kaotik bir manzara çizdiğimin farkındayım ve hatta abartıyor  da olabilirim ancak çeşmeye giden çocuğunu testiyi kırmadan döven ebeveyn misalinde olduğu gibi bizlerin de durum bu noktaya varmadan önlem almamız kaçınılmazdır.İnsanlık olarak,İslam dünyası olarak daha çok kenetlenmekten ve ipi başkasının elinde olduğu muhakkak olan ekstrem gruplara karşı topyekün bir mücadeleden başka çare yoktur.Devir kimsenin kendisini dairenin dışında tutamayacağı bir devirdir çünkü.Devir ya hep ya hiç devridir çünkü.Ya gemi sahil-i selamete varacak yada toplu boğulma kaçınılmaz olarak gelecektir.Batılısını da doğulusunu da vuracaktır.
 
İtidal sahibi dünya, ancak itidal sahibi insanların inisiyatifi ellerine almasıyla ve insanlığa itidali aşılamasıyla oluşur.Her gün insanlığı hastalıklı kişiliğe dönüştüren tenakuz dolu görüntülerin sonlanması için her insan,grup ve ülkenin kendi küçük politik hesap ve menfaatinden bağımsız olarak hareket etmekten vazgeçmesi gerekmektedir.Mutlu toplum olmak sadece Danimarka ve etrafındaki bir avuç ülke ile süper güçlerin hakkı olmadığı gibi güvensizlik paranoyasının oraları da içine almaması için hiç bir sebep yoktur.
 
Nizamettin Hamarat - Haber Seyret

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Patlama sonrası tepkiler çığ gibi
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Somali'de bombalı saldırı: 11 ölü

Hava Durumu

12°
Detaylı Hava Raporu