img

Ercan FARAS

Ercan FARAS

09 Temmuz 2016 18:38

Büyük Plan


Müslümanları sindirmek için üzerimizde oluşturdukları iki algı vardı. Birincisi; dümanlarımızın tek vücut, yekpare olduğu algısıydı. ''Batı'', ''kafirler'' gibi içi doldurulmadan telafuz edilen kavramlarla, onları bir bütün, dolayısıyla olduklarından çok daha güçlü gördük hep.    İkincisiyse; islam aleminin parçalanmış görüntüsü üzerinden, asla birleşemeyeceği algısıydı. Sadece bu bile belki de birleşmemize, yeniden bir bütün olmamıza engel olabildi.     Ancak son yıllarda batı dünyası içerisinde yaşanan derin çatışmalar yarattıkları ilk algıyı zayıflattı. Haçlı birliği üzerine yapılan operasyonlar, birlikten kaçmak zorunda kalanlar, kaçamayacak pozisyonda olup yok olmamak adına her türlü ittifaka razı gelenler, batının aslında bir bütün olmadığını bütün dünyanın gőzleri önüne serdi.    Peki türkiye bunun neresindeydi? Tam ortasında. Çünkü yıllarca üzeri örtülmüş derin ayrılıkların devreye girmesiyle ortadan ikiye bölünen batının arasındaki savaşta kazananı belli edecek olan müslümanlardı ve müslümanları yeniden söz sahibi bir güç haline getirebilecek tek ülke Türkiye'ydi. Zaten bütün bu olup biteni gören ve ayağına düşecek fırsatın farkında olan türkiye islam birliği çalışmalarına çoktan başlamıştı. Eksik olan parçaların da mecburiyetler üzerinden antlaşmalar ve yakınlaşmalarla tamamlanmasıyla müslüman alemi üzerindeki asla birleşilemeyeceği algısı da yerini umutlu bir beklentiye bıraktı. Beklenti Türkiye'dendi.    Gazze'ye yapılabilmiş en büyük yardımın sahibi, islam ülkeleri üzerinde en büyük söz sahibi Türkiye'ydi. Karşılarında görmekten çekindikleri bu yeni lideri yanlarına çektikleri oranda başarılı olacağînı bilen haçlılar, daha önce parçalamak için uğraştıkları islam ülkelerinin türkiye çatısı altında toplanmasına engel olamayacağını da gőrdű. Ve önümüze engel olabilecek tüm ülkeler teker teker yanımîza yanaşmak zorunda kaldı.   Artık müslümanların yeniden tek çatı altında toplanmasına karşı durabilecek tek bir batı yok. Haçlılar bölündü ve aralarındaki savaş onları müslümanlarla savaşamayacak hale getirdi.  Peki islam ülkeleri birlik konusunda aynı noktada mı? Elbette ki hayır. Zaten bundan sonra yapılması gereken islam ülkelerini aynı noktada buluşturmak. Beraber hareket eden Islam ülkeleri ile başlayan birlik görüntüsü tüm islam ülkelerini kapsamalı. Suriye'de ve mısır'da yaşanacak gelişmeler birliğe karşı olan yönetimlere sahip olan ülkeler üzerinde etkili olacaktır. En büyük zorluk ise şia ile yaşanacaktır. Ancak islam birliğini isteyen müslüman ülkelerin Türkiye etrafında birleşerek oluşturduğu güç, batı dünyasını bu birliği kabul etmeye mecbur bıraktığı gibi şia'yı da kabul etmek ya da yok olmak arasında bir seçim yapmaya zorlayacaktır.    Türkiye'nin yanında ya da karşısında.. Bütün dünya şaşkınlık içerisinde Türkiye'nin emin adımlarla islam birliğine doğru ilerleyişini izliyor. Karşı koyanlar alaşağı oluyor. Hesabını iyi yapıp, kazanacak olandan yana olmayı seçenler ise, müslüman olmasa dahi bu birliğe en azından karşı koymaktan geri duruyor.   Kader, dünya'yı Türkiye'nin yanında olmaya zorluyor. Yeni dünya dengeleri kuruluyor. Bu dengeler üzerinden yaşanan savaşta, gücün yanında olan kazanacak. Karşısına alan yok olacak.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • esref edıp

    10 Temmuz 2016 03:50

    Cevap Ver

    boyle dostlar oldukca ulkenın sırtı yere gelmeyecektır insallah..helal olsun.

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu