img

Fatımagül Kasap

Edebistan

04 Temmuz 2016 17:18

İnsan(lık)


Çok bir şey istemiyorum aslında. Benim isteklerim kimsenin makamına, parasına, enaniyetine zarar getirmez. İnanın bana; kat kat villalarınızda sefa sürüp jilet gibi takım elbiselerinizle son model arabanızda keyif yapmaya devam edebileceksiniz. On dakika rica ediyorum sizden. Sadece on dakika konuşmayı bırakıp dinlemeyi deneyin. Farkı hissedeceksiniz…

İnsan özgür bir varlıktır. İstediğini yer, istediğini içer, istediğini giyer. Hasılı istediği gibi yaşar. Fakat başkasının özgürlüğü başladığında bizim özgürlüğümüz sınırlanır.

Bir insanın özgürlüğü dünyaya gözlerini açmasıyla başlar. Sonra ağlamayı keşfeder, emeklemeye başlar ve yürümeyi hedefler. Zaman geçtikçe akıl almaz büyüklükteki dünyaya sığmaz; savaşmayı, acıyı, zaferi öğrenir. Sürekli hırs ile kanaatkarlık arasında zikzaklar çizerek ilerler. Bütün bunların sonucunda kin ve acının hakim olduğu bazı yerlerde yaşamak lükse kaçar.

Günümüz dünyasında bir çok sorun var, savaşlar, açlık, sefalet… Hepsinin de bir tek kaynağı var, insan. İnsanoğlu dünyadaki her şeyin kendisine ait olduğunu zannetmek yerine kendisinin dünyaya ait olduğunu fark etse bu sorunların hiç biri şu anda gündemde olmazdı. Dünyada yiyecek kalmadı mı ki açlık var. Ya da dünyada hiç mi yer yok ki insanlar bu asırlık savaşın içinde. Neden Avrupa’ daki bir çocuk her isteğine ulaşarak büyürken Afrikalı çocukların tek istediği yaşamak.

Filistin’ de İsrail bombalarıyla vurulmuş küçücük bir çocuğun enkaz altından çıkan cansız bedenine bakın. Onlar ölmek zorunda değiller. Gökyüzünün maviliğini keşfedemeden sadece biberonun mavisiyle yetinmesin çocuklar. Ninniler yerine bomba seslerini duymasın, ilk önce kan kırmızısını keşfetmesinler.

Afganistan’ da, Bosna’ da, Balkanlar’ da, Orta Asya’ da ve insan yaşamı olan bütün coğrafyalarda kan ve acıyı öğrenmesinler. İnsan(lık) ölmesin. Bu dünya hepimize yeter…

Savaşlar çıkıyor; insanların kimisi karadan kimisi denizden göç etmek zorunda kalıyor. Kucağında çocuğuyla ilerlemeye çalışırken bir gazetecinin çelmesiyle yese düşüyor insan(lık), bazense küçücük bir beden olup kıyıya vuruyor. Balinaların kıyıya vurması çoğu insanın canını acıtırken söz konusu Suriyeli Aylan olduğunda yine insan(lık) sessiz kalıyor, izliyor. Bir gün kendi başına gelmesini istemeyip fakat gelirse de herkesin kendisine yardım etmesini istiyor. Bütün bunları bilmesine rağmen olanlara sesini bile çıkarmamakta ısrar ediyor.

Dünyada her gün milyonlarca insan gece yatağa aç giriyor ve her gün milyonlarca ton yiyecek çöplerden toplanıyor. Bir yandan obeziteden ölenlerle açlıktan ölenler kıyasıya yarışıyor. Böyle bir dünya düzeninde çocukların içmesi gereken sütü zenginlerin kedilerinin içtiği bir zamanda yaşamanın ve bunlara seyirci kalmanın hüznünü yüreğimiz kan ağlayarak hissediyoruz.

Peki dünya nasıl bir yer olmalıydı? Aşk, vefa, hoşgörü olmalıydı. Herkes birbirini sevip saygı göstermeliydi. Kötülüğü bırakıp iyiliğe odaklanmalıydık. Hiçbir şey insan(lık)tan önemli değildi. Yürek zenginliği mal mülkten daha değerli olmalıydı. Bir dünya olmalıydı; siyahıyla beyazıyla, Avrupalısıyla Afrikalısıyla kardeş olsun, gökkuşağının bütün renkleri yeryüzüne de hakim olsun.

 

Fatımagül KASAP - Haberseyret.com 

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 2 Yorum Yapılmış

  • Selin

    04 Ağustos 2016 21:14

    Cevap Ver

    Çok güzel olmuş... Kalemine, diline, yüreğine sağlık...

  • Resmiye

    04 Temmuz 2016 19:11

    Cevap Ver

    Muhteşem. Kalemine sağlık. Duygularının mürekkep ile buluşması işte bu.

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu