img

Erdem Sezer

Erdem Sezer

02 Temmuz 2016 12:29

Faiz Lobisi Nedir? Nasıl Çalışır?


Son 3 yılın “Paralel Yapı” ile birlikte en çok kullanılan kavramlarından birisi hiç şüphesiz ki “Faiz Lobisi”dir. İlk olarak Gezi Parkı darbe girişimi sırasında “dönemin Başbakanı”, şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Afrika dönüşü havaalanında kendisini karşılayan binlerce vatandaşa seslenirken sarf etmişti bu sözü. “Biz faiz lobisiyle çarpışarak buralara geldik” dedi ve bir anda gündemimize girdi. Ama kimse tam olarak ne olduğunu, nasıl işlediğini bilemedi.

Devlet herhangi bir proje ya da yatırım yapmak için nakite ihtiyaç duyduğunda iki yol izler. Birinci yol para basmak, ikincisi ise devlet tahvili satarak borçlanmak. Para basmak devalüasyona sebep olup paranın değerini düşüreceği ve giden altı sıfırı geri getireceği için Ak Parti hükumetleri tarafından tercih edilmedi. Hatırlarsanız önceki dönemlerde hükumetler memurlarının maaşını verebilmek için sürekli para basardı. Bu sebeple de dünyada alay konusu olacak bol sıfırlı banknotlarımız olmuştu. İşte tekrar bu hataya düşmemek için Ak Parti tahvil satma yolunu seçti.

Devlet tahvili satışı ise ihale usulü bir kapalı zarfla teklif yapılarak yapılır. Bu ihalelere (devlete para satma ihalesi de diyebiliriz) önce piyasa yapıcı diye tanımlanan bankalar tarafından kapalı zarf usulü faiz teklifi yapılır, devlet de içlerinden en düşük olanı seçerek daha az faiz ödemiş olur. Bu da piyasa yapıcı bankalar arasında rekabete sebep olarak faizin olabilecek en düşük seviyelere gelmesine sebep olur. Burada teklif edilen faiz oranının ise ülke ekonomisine direkt olarak etkisi vardır. Çünkü Merkez Bankasının açıkladığı “Devlet İç Borçlanma Faiz Oranı” da bu şekilde belirlenir.

Bu oran 2013 senesinin başında %5’in altına düşmüştü. Yani ihaleye giren bankalar için aşırı kâr ettikleri dönemler sona ermişti.

Buraya Dikkat!

2012 senesinde Rekabet Kurulu’nun yaptığı bir denetleme sonucunda piyasa belirleyici bankaların ortak hareket ettiği, ihalelerden önce bir araya gelerek teklif olarak sunacakları faiz oranını birlikte belirledikleri tespit edildi. Belli bir teknik takip süresinin ardından yapılan operasyonla piyasa yapıcı bankaların genel merkezlerine baskınlar düzenlenildi, CEO’larının bilgisayarlarına el konuldu, mailleri denetlendi ve kahvaltı organizasyonları yaparak ihaleye fesat karıştırdıkları tespit edildi. Tabiki Rekabet Kurulu bankalara acımadı ve Mart 2013’de ciddi cezalar kesildi.

Bu dava kapsamında,
Garanti Bankası’na 213 milyon 384 bin 545,
Akbank’a 172 milyon 165 bin 155,
Yapı Kredi Bankası 149 milyon 961 bin 870,
Türkiye İş Bankası’na 146 milyon 656 bin 400,
Finansbank’a 54 milyon 21 bin 410,
Denizbank’a 23 milyon 55 bin 396,
HSBC Bank’a 14 milyon 875 bin 404,
ING Bank’a 12 milyon 72 bin 792,
Türk Ekonomi Bankası’na 10 milyon 668 bin 726 lira ceza kesildi.

Bununla da yetinilmedi. Yine aynı ay içerisinde bankalara elemanlarına fazla mesai yaptırıp, mesai ücreti vermediği ihbarıyla operasyon yapıldı. 21 Mart 2013 günü mesai bitiminden hemen sonra bankalara baskın yapan iş müfettişleri, elemanları ve banka müdürlerini sorguya çekerek bankaların elemanlarının emeğini suistimal ettiğini tespit etti. Toplamda 1 milyar lirayı bulan bir ceza da bu sebeple kesildi. Ayrıca elemanları fazla çalıştırmalarını önleyecek bir takım önlemler alındı.

Tarihlere dikkat edelim. Mart 2013, yani Gezi Parkı kalkışmasından sadece 2 ay önce. Koç grubunun Gezi Parkı sürecindeki etkinliğini, Garanti Bankası genel müdürü Ergun Özen’in “Ben de çapulcuyum” açıklamasını ve bu çevrelerin baskısı sonucunda Merkez Bankası’nın ilk toplantıda faiz oranlarını iki katına çıkarmasının sebebini anladınız mı?

İşin bir de uluslararası ayağı var. Türkiye’de bunlar olurken tam da aynı dönemde Avrupa Komisyon’u tarafından, Türkiye’de de faaliyet gösteren ve HSBC dahil bir çok bankaya, ülke risk primi pazarını manipüle ederek 10 milyar dolarlık yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle göstermelik bir kaç dava açıldı. Ancak faiz lobisi Avrupa’ya diz çöktürünce hiçbir ceza verilmeden olayın üstü kapandı. Olan ülke ekonomisi iflas ettiği için işsiz kalan, aç kalan, ülkesi kaosa sürüklenen zavallı Avrupa halklarına oldu.

Faiz lobisi bugün hala etkin, hala Türkiye’nin (Eşittir Erdoğan’ın) sendelemesi için planlar yapıpıyorlar. Terör örgütlerini finanse edip, silahlandırıp, Türkiye’nin (Eşittir Erdoğan’ın) yenilmesini bekliyorlar. Bekliyorlar çünkü milletin alın terini faiz yoluyla sömürdükleri düzende çok iyi kazanıyorlardı.

Ta ki Erdoğan gelene kadar...

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu