img

Erdem Sezer

Erdem Sezer

27 Haziran 2016 18:35

Reel Politiğimiz Yerin Dibine Batmasın


Türkiye ve İsrail mutabakata vardı.

Evvela şunu belirteyim ki önce insan, sonra Mavi Marmara yolcusu olarak katil İsrail ile anlaşmak içimi acıtıyor, uykularımı kaçırıyor.

Ancak Türkiye benim uykularım ve duygularım üzerinden politika oluşturacak değil elbette.

Erdoğan ne yaparsa yapsın yaranamayacağı bazı tipler var. Onlara bir şey demeye gerek yok. Şu an Erdoğan’a çakmak için “sağlam” malzeme bulmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorlar.  Yaşadıkları bu tarifsiz mutluluğu “ama canım hükumeti eleştirecek vicdani bir ses de lazım” kılıfıyla sunmaya kalkmasınlar. Zira ağızlarından klavyelerine damlayan salyanın sesi buralara geliyor.

Anlaşma ile ilgili aklı selim ile üzerinde durulması gereken bazı hususlar var. Ümmetin mazlumları için, ağızlara pelesenk edilmiş “reel politiğinizin canı cehenneme” sloganından daha fazlası gerekiyor.

Türkiye Ak Parti hükumetleri ile tarihi kimliğine kavuşmak adına atılımlar yaptı ve mazlumların sesi olmaya soyundu. Ülke atmosferi öyle bir hale geldi ki başörtülü kızlar üniversite önlerinde joplanırken şimdi Mavi Marmara yola çıkabildi. Filistin meselesinde, Cezayir’de, Libya’da, Tunus’da, Mısır’da, Bahreyn’de, Yemen’de velhasıl mazlumun olduğu bütün coğrafyalarda “vicdani diplomasi” yürütüldü. Ülkelerin geleceğini ipotek altına alan ağır anlaşmalardan ziyade, halkların ihtiyacını karşılayacak hizmetler götürüldü. Elhamdulillah.

Ama bundan 3 sene önce Türkiye’ye karşı topyekün bir savaş açıldı. Sömürgeci güçler 100 yıl önce başladıkları, ikinci dünya savaşında bir kısmını yaptıkları işi tamamlamaya girişti. Bunun için de içerdeki piyonlarını kullandılar. Gezi ayaklanması, paralel darbe girişim, hdpkk süreci, dhkp-c eylemleri vesair... Açılan savaşa rağmen buralara çok iyi geldik.  Ancak halktaki huzursuzluk, ekonomik dar boğaz bizi başka adımlar atmak zorunda bırakıyor. Bırakıyor çünkü bu ülkenin projelerini ve vizyonunu destekleyecek petrolü, doğalgazı yok. Bu ülkenin güvenebileceği bir müttefiki yok. Suriye meselesine dünyada sahip çıkan tek ülke. Yalnız kaldığı için de Türkiye'nin istediği tarzda bir çözüm umudu sıfıra yaklaştı. Rusya ile ilişkilerin bozulmasıyla birlikte de hareket edecek pozisyonumuz kalmadı. Halkın ekonomik dalgalanmalara karşı tahammülsüzlüğünü de göz önüne alacak olursak, hükumetin iki zarar arasından daha az olanı seçmesi ve manevra alanını genişletmesi gerekiyordu. Tıpkı ilk iktidara geldiği dönemdeki gibi kendine manevra alanı açan hamleler gibi.

Mavi Marmara’da 10 şehidimiz var. Allah şehadetlerini kabul etsin. Türkiye olarak şu zamana kadar şehidlerinin hakkını savunma pozisyonunda çok güzel durduk. Ancak Suriye’de binlerce yeni şehid vermeyi engelleyebilmek adına pozisyonumuzu değiştirmemiz gerekiyor.

Taleplerini yerine getirterek İsrail’le anlaşan (dost olan değil) Erdoğan’a kızmadan önce insanların kendine şunları sorması gerekiyor.

Soru: Erdoğan hükumeti öncesi Mavi Marmara yola çıkabilir miydi?
Cevap: Ne toplum, ne devlet yapısı buna müsaade etmezdi.

Soru: Hadi bir grup olarak yola çıktık diyelim. Türkiye karasularından dışarı çıkalabilir miydi?
Cevap: Başörtülü meclise girildi diye “Bu hanıma haddini bildirin, burası devlete meydan okuma yeri değildir” diyen hükumetler eminim ki “Bu gemiye haddini bildirin, burası İsrail’e meydan okuyacak bir ülke değildir” diyecektir.

Soru: Hadi bir şekilde çıktık dışarı ve Gazze açıklarına varmayı başardık diyelim. İsrail aynı operasyonu yaptığında acaba Türkiye ilişkilerini sıfırlar mıydı? İlişkilerin düzelmesi için Gazze ablukasının kalkması şartını koyar mıydı?
Cevap: Ahmed Yasin şehid edildiğinde Bülent Ecevit (nasıl olduysa) “İsrail bir terör devleti hüviyeti kazanmıştır” açıklaması yapmıştı. Ancak bu açıklamadan sonraki 1 ay içerisinde 7 kere özür dilemiş “öyle demek istememiştim, pardon kuzenim yazmış”  türünden açıklamalar yapmıştı.

Soru: İsrail gemideki vatandaşları tutuklasaydı, Türkiye yerli yabancı son ferde kadar bütün yolcuları İsrail hapishanelerinden çıkarabilir miydi?
Cevap: İki ülke arasındaki ilişkiyi bozdunuz diye üste dava bile açılırdı. ilişkiler bozulmasın diye ekstra anlaşmalar yapılır. Bozulan ilişkilerden kaynaklanan ekonomik kayıp yolculardan ve şehid ailelerinden tazmin edilirdi.

Unutmadan. 1994 senesinde Tansu Çiller İsrail’e gitmiş ve “Vaad edilmiş topraklarda olmaktan büyük gurur duyuyorum” demişti. O ziyaret sonrası bazı anlaşmalar yapılmıştı

Bunlar,

- 21.01.1994 İsrail’le Savunma işbirliği anlaşması.

- 31.03.1994 Güvenlik/Gizlilik anlaşması.

- 04.06.1994 Çevre Sorunlarında ve Doğa Korunmasında işbirliği anlaşması.

- 15.01.1995 Terörizm ve Diğer Suçlarla mücadele anlaşması. Bu anlaşma çerçevesinde Emniyet genel müdürlüğü bünyesindeki özel kuvvetlerin İsrail tarafından eğitilmesi, silah ve gerekli teçhizatlarının İsrail’den satın alınması yine emniyet genel müdürlüğü istihbarat dairesinde çalışacak polislerin MOSSAD elemanları tarafından eğitilmesi, emniyet istihbaratının teknik takip yapabileceği dinleme sistemlerinin İsrail’den alınması gibi konular yapılan anlaşma protokolünde yer aldı.

- 13.03.1995 Telekomünikasyon ve Posta Alanında işbirliği anlaşması

- 04.06.1995 Sağlık ve Tıp Alanında işbirliği anlaşması. Bu kapsamda kızılaya verilen her kandan örnek numune İsrail’e gönderilecekti.

- 24.07.1995 adet F-4 tipi Phantom 2000 Uçaklarının modernizasyonu projesi işbirliği anlaşması, eski savunma bakanı Mehmet Gölhan zamanında gerçekleşti. Proje açıktan ihaleye çıkarılmaksızın Bakanlar Kurulu’nun “hizmete özel” kararıyla doğrudan İsrail’e devredilmişti. Uçakların modernizasyon ihalesi, İsrail’in İsrail Havacılık Sanayi IAI firmasına 650 milyon dolara verildi.

Bütün bunlar olurken Türkiye halkı nasıl tepki veriyordu? Bir iki ufak cılız ses haricinde hiçbir şey. Evet hiçbir şey!

Bu anlaşmalardan 1 yıl sonra da Erbakan hoca aynı Tansu Çiller’le hükumet ortağı olmuştu. Bu işin başka bir boyutu ama bugün Erdoğan’ı "reel politiğiniz yerin dibine batsın" diye eleştirenlerin büyük çoğunluğunun kendini Erbakan hocanın talebeleri olarak adlandırması ayrı bir çelişki.

Sonuç olarak halkın bilinç seviyesini buralardan alıp, İsrail özür dilediğinde yapılacak anlaşmadan bile rahatsız olacak seviyeye çıkardığı için Erdoğan'a ne kadar teşekkür etsem az.

Bize de tekrardan bismillah deyip yeni çalışmalar yapmak düşüyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 3 Yorum Yapılmış

  • Mücahide

    14 Ağustos 2016 18:36

    Cevap Ver

    Bugünlerde gördükki yazınız çok doğruymuş.Allah razı olsun.

  • MYÇ

    08 Ağustos 2016 09:10

    Cevap Ver

    Çok teşekkür ederim. Allah, doğru yazıları yazdığınız sürece kaleminize kuvvet versin.

  • Ali Urhan

    28 Haziran 2016 11:09

    Cevap Ver

    Emeğiniz için teşekkürler kardeşim !
    Dişlerimize en çok zarar veren, pirinçlerin içindeki beyaz taşlar olmuştur, maalesef...

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu