img

Seyfüddin MÜFTÜOĞLU

16 Haziran 2016 23:01

Milletin Talepleri


Türkiye 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanını seçerken aslında Devlet Başkanını seçiyordu.  Cumhurbaşkanlığı parlamenter demokratik sistemin bir ürünü olup, milletvekilleri tarafından seçildiği takdirde sistemle uyumlu bir yapı olarak devam edebilir. Ancak anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından doğrudan seçilmesi yoluna gidilmiş  ve seçimler gerçekleştirilmiştir.
12 Eylül 1980 ihtilali ile kurulan darbeci bir iktidarın kurucu unsur olarak oluşturduğu anayasa yapısından Cumhurbaşkanını halkın seçebileceği bir yapıya geçildi. Darbeci anayasa ile oluşan yapı bir çok tezatları da içerisinde barındırmaktaydı. Cumhurbaşkanını sıradan sadece onay makamı olan bir memuriyete sıkıştırılmıştı. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürel durum doğal yapısı içinde yolunu bulmuş ve cumhurbaşkanı halk tarafından doğrudan seçilmişti.
Değişik dönemlerde gündeme gelen başkanlık sistemi özellikle 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde gündemde yoğun olarak yer almış ancak darbeci sistemin katı yapısı en ufak bir mesafe alınmasına dahi müsaade etmemişti. O dönemde başkanlık sistemi Türkiye için umut, krizden çıkış, yeniden yapılanma değişim ve dönüşümün adresi olarak lanse edilse de içinden çıkılamaz yönetim sorunları ile ekonomik krizlere rağmen  belirttiğim gibi darbeci sistemin koruyucu güçlerinin de yardımıyla gündemden düşmüştür.
Geçmişte Türkeş, Özal, Demirel ve Çiller gibi liderler tarafından savunulan bu sistem şimdilerde Ak Parti kadroları tarafından savunulmakta. Cumhurbaşkanı’nın milletvekilleri tarafından seçildiği dönemlerde yapılan başkanlık sistemi tartışmaları sadece istikrar, güven vb. unsurlar dikkate alınarak yapılıp sadece bir fikir olarak ortaya atılıyordu. Şimdilerde ise bu durum istikrar, güven gibi unsurlarla beraber bir zorunluk halini almıştır. Çünkü Cumhurbaşkanını halk kendisi seçmektedir. Halk seçmiş olduğu Başkanını sadece temsil makamı olarak sıradan bir onay makamı değil icraatın içinde fiilen yer alan, yön veren bir başkan istiyor.
Tüm bu tartışmalara rağmen bu sisteme tamamen uzak duran, kesinlikle karşı çıkanlar da var. Kim bunlar? Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel başkanı Devlet Bahçeli vb. statükonun temsilcisi olan kişi ve kurumlar. Bunlar neden karşı çıkıyorlar bu sisteme, Başkanlık sisteminin çok kötü, Türkiye de uygulanabilir bir sistem olmadığını düşündükleri için  mi yoksa hiçbir zaman halkın oyuyla başkanlık makanına gelemeyeceklerini bildikleri için mi? İkinci seçeneğin, siyasi tecrübelerimiz açısından baktığımızda geçerli olduğunu düşünüyorum. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri de kendileri açısından kötü bir deneyim olmuştu. Bir çok unsuru birleştirip ortak aday çıkarmalarına rağmen  Recep Tayyip Erdoğan karşısında ezici bir mağlubiyet yaşamışlardı. Önümüzdeki günlerde akan suyun yolunu bulduğunu göreceğiz. Toplumun beklentileri doğrultusunda Başkanlık Sistemine geçilecek. Millet beklediği güven ve istikrara kavuşacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu