img

Bülent Akyürek

25 Ekim 2013 08:31

Sahibinden İmanlı Arsa


İnsanların hayâlleri ve kurdukları mutluluk tablolarına iyi dikkat ederseniz onların ahiretteki mevkilerini tahmin edersiniz.

İnsan için başlı başına dert olan “İstemek” duygusu, ayrıca neyi, niçin istediğiyle birlikte kavranıldığında karakter haritalarımız çıkacaktır.

Bir sahaf tanıdım, adı lâzım değil, epey yaşlı ve her ay yerden bir taş alıp, o taşı nereden, nasıl, saat kaçta aldığını 1954’ten beri defterine not alarak bir küpte biriktiriyordu. Bilmem kaç tane ev, depo koleksiyonluk eski kitaplarla doluydu, tüm bunlar yetmezmiş gibi ayrıca dişi penguenler gibi kıymetsiz taş biriktiriyordu.

Onunla ilk gün “Kıymetsiz taş” cümlesini kurduğumda çok kızmıştı. Bana dedi ki: “Onlar kıymetli taş, çünkü bir tarihleri var, ne zaman, nereden aldığımı deftere yazıp saklıyorum…”

İşe bakar mısınız? Bir fani milyon yıllık taşa dokundu ve deftere kaydetti diye taş değerleniyor! Yani bazı insanlara göre yazı, kayıt, vitrin olmasaydı her şey değersiz olacaktı!

İnançsız olan bu adamla bunları konuştuk. Onun bir kaydı, doğum-ölüm tarihi, kaderi, dünyası vardı, Allah’ın gözünde değerliydi… “Hayır” dedi. Kabul etmedi.

“Benim tarihimi ancak başka bir insan yazarsa değerlenirim” diyordu. Peki bu tarih objektif olacak mıydı? Seni kim yazacak, nasıl anlatacak, içini nasıl bilecek? Ya da sen tarihin yazılırken samimi davranacak mısın?

Birkaç sigara içip soluklandık ve devam ettik. Sahaf Amca asıl meseleyi anlatmaya başladı yavaş yavaş: “Ben, bir taşı yerden kaldırarak, ona değer veriyorum, oysa yıllarca düştüm, beni yerden kimse kaldırmadı.”

İçimden bir ses, “Uğraşma adamla” dediyse de tutamadım kendimi: “ Taşı yerden kaldırarak onu değerlendiremezsin, taşın yeri orasıdır. Bir taş havaya kaldırılınca değersizleşir.” Veya şöyle söyleyeyim: “Senin o taşları toplayıp deftere kaydetmen, taşların umurunda bile değil.”

İç çekip sızlandı: “Demek, onlar da nankör. O taşları her ay silerim, tozlarını üfler yerine koyarım…”

Bu tartışmanın sonu yoktu. Bir daha gitmedim onun dükkânına… Belki bir solcu kardeşimiz için sanatsal film öyküsü olabilirdi ama benim için Allah’a inanmayan bir adamın yalnızlığından, trajedisinden başka bir şey değildi.

Parayla mutlu olacak kadar alçakgönüllü insanlar var aramızda, çünkü para; takvasız, onursuz, imansız, akılsız bir mutluluk aracıdır. Parayla bile mutlu olamayan insanların daha derin, daha insani ve uzak acıları vardır. Maalesef para, bu insanların yaralarına pansuman olamıyor. Parayla satın alınamayan insanın fiyatı çok pahalıdır, çünkü o davasına hayatını koymuştur, siz de aynı cepheye hayatınızı sürmeden alt edemezsiniz.

Parayla mutlu olan bu adamlar işlerimizi kolaylaştırıyor, Allah onlara uzun ömür versin, Allah; parayla mutlu olan bu penguenleri başımızdan eksik etmesin ki bir an önce isteklerimize kavuşalım.

Para isteyen, parayla mutlu olan insanlar ya sadece cenneti isteselerdi? Dünya onlara zindan olacaktı değil mi?

Bülent Akyürek

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Asla Yalnız değilsin !!!
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Cerablus'a dönüşler sürüyor

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu