img

Bülent Akyürek

22 Ekim 2013 08:39

Meraktan "Domuz Eti" Yiyenler üstüne...


Öncelikle bu sözlerimi de fetva olarak algılamadan bir fikir yürütme olarak okumanızı istirham ediyorum çünkü yazılarımı okuyup beni âlim sananlarla daha sonra Mado’da oturup Kapuçino içmekte zorlanıyorum…

Fetva verebilecek kişinin özelliklerinden bahsedecek olursak:

      Bir insanın fetva verebilmesi için öncelikle kazaya bırakılmış namazının olmaması gerekiyor. (Bunu; namazlarınızı kaçırmayın diye sallıyor olabilirimJ)

      Yalan söylememesi, abartılı olmaması, vakarlı olması, şakadan, espriden kaçınıyor olması gerekir. (Zaten ilk maddeden gitmiştik, artık yazıyı nasıl toparlayabiliriz onu düşünelim.)

Kalabalıkta, çarşıda, pazarda ayaküstü yemek yiyerek yürümemiş olması gerekiyor. (Oturarak karnını doyuracak kadar vakti yoksa zaten dünya işleriyle çok meşgul oluyor demektir.)

       Uç fikirlerin, uç siyasetin adamıysa Allah’ın rızasını gözetmekten uzaklaşmış olabilir, adil davranmayabilir, iyi niyetini kaybetmiş olabilir. Zaten böyle bir insan psikolojisini de kaybetmiş olacağından, fetvanın önemli kriterlerinden delil göstermeyi ıskalayabilir. Artık onun delillerinin çoğu kendi köşe yazarları olmuştur.

        Fetva istemeyene fetva vermek sakıncalıdır. Bu hem sıkıcı olur hem de ortamı sulandırır. Ne demişler: Deveye hamut gerekiyorsa boynunu uzatsın…

         Bilgimiz olmadan vereceğimiz fetvalardan sorumlu oluruz, karşı tarafın günahları boynumuza asılır ve yalan yanlış yere bilmeden, cüretkâr davranarak vermiş olduğumuz fetvalardan tövbe etmeliyiz, helâllik istemeliyiz, yeri gelmişken burada ben de tövbe edip helallik istemiş olayım hemen.

         Fetva veren insanların en büyük erdemi “Bilmiyorum” diyebilmektir. Aslına bakarsanız, bilmeme bilgisiyle donatılmış olmalıdır. İki roman okuyup tebliğe çıkanlar yüzünden dini yarım olanları da sakatlamadık mı?

         Bilmiyorsak, bilene soracağız. Bilmediğimizi bilmek bilgisini edinebilmek için kibirden arınmak gerekir. Bilmemek edilgenliktir. Bilmediğiniz andan itibaren tüm bilenlerin altında kalırsınız. Bu insan nefsinin zoruna gider. Sırf bu yüzden her şeyin dersanesi, kursu açıldı. Yani “Ben bilmiyorum ama param var, burada öğrendiklerim için kimseye borcum yok, paramı verdim öğreniyorum, madem paramı verdim eşek gibi öğretecek…” diyerek edilgen bir öğrenci olmaktan kurtuluyor. Bu manada paralı eğitim faydalı değildir.

      Peygamber efendimiz der ki: “Müftüler sana fetva verse de sen yine de fetvayı kalbinden al.” Evet; zaten problem buradan çıkıyor. Herkes kendi içini temiz sanıyor, iç dediğimiz şey şeytanın işgali altında. İçimize sorduğumuz her soruya şeytandan cevaplar alıyoruz. İçimiz, dışımızı koruyup kolluyor. Fetvayı kendi içinden alacak kişinin kendi içini ibadetle, zikirle, tefekkürle temizlemesi gerekir. Yoksa; Allah’ını seven kendi içinden kaçınsın. Boşu boşuna peygamberimizi yanlış anlayıp kendimizi kandırmayalım.

     Kıymetli kardeşlerim; zaman değiştikçe fetvanın değişmesi de tartışılmıştır doğruluk payı olabilir ama iki fetvanın değişmesi arasında en az iki saat olursa bu fakir sevinir. 

Şimdi gelelim meraktan domuz yemek meselesine!

     Kendine Müslüman deyip namaz kılmayan, zekat vermeyen, oruç tutmayan insanların zordu, beceremedim, yapamadım diyecek yüzlerce bahanesi olabilir ama domuz yememenin hiçbir zahmeti yoktur. Efendim “Merak ettim” diyorlar. Domuzun esprisi zaten Allah’ın yasak ettiği bir şeyi merak etmemek, ondan uzak durmaktır. Hz. Adem’in yasak meyveye meraktan uzanması bu değil miydi?

     Besmele…

     Besmele; su içerken, yemek yerken, nefes alırken, kurban keserken Allah’tan müsaade istemek, nazikçe haddini bildiğini gösterebilme cesaretidir.

Domuz tüm insanlık için lânetlenmiş bir hayvan değildir ama Müslüman ile Yahudiler için haramdır. Tüm dünya domuz yeseydi nesli tükenirdi veya tüm dünya kırmızı et yeseydi… Neyse mesele domuzu kötülemek değil. Domuz zararlı da değildir. Belki eti mikroplu değildir bilmiyorum… Domuz, dünyanın en sağlıklı hayvanı da olsa bize haramdır, o  kadar!

Geçmiş zamanda Bir arkadaşım demişti ki: “Abi ben doğdum doğalı her haltı yedim ama domuz yemedim, sence cennete gider miyim?”

Tabi, tabi, dedim arkadaşıma: “Domuzun sırtında Sırat’ı geçersin, ne güzel olur!”

Sonuç olarak ben fetva verecek bir adam değilim. Allah’ını seven benden fetva beklemesin. Zaten dinle ilgili ne zaman ağzımı açsam Müslüman kardeşlerim yorum yapıp “Senin gibi üç günlük Müslümanların fetva vermesi abes, kes sesini…” diyorlar.

Haklısınız diyorum onlara fakat üslupları açısından büyük bir hata yapıyorlar bilmiş olsunlar. Sonunda şiir yazıp gezen bir adam olacağım, ona yanarım…

Bülent Akyürek

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 3 Yorum Yapılmış

  • merak kediyi öldürür

    22 Ekim 2013 10:06

    Cevap Ver

    Kendilerine bu yahudi malıdır dedigimizde ben sadece bu suyu icebiliyorum diyen ve ictikleri suyun markasını degistirmeye bile tenezzül etmeyenleri de gördü bu gozler. Şimdi de merak hobi keyf gibi bahaneler sardi. Meraktan domuz eti yemesek de keyif icin ictigimiz sigarayı nargileyi Hangimiz birakmaya yeltendi. Sagliga zararlı diye bırakıyoruz da haram diye b8rakan var mi merak ediyorum.

  • Müftü efendi

    22 Ekim 2013 09:45

    Cevap Ver

    Herkes de fetva verir oldu. Bulent abi fetva vermiyorum demis ama baya baya isin icine girmis görünüyor.

  • etyemez

    22 Ekim 2013 09:42

    Cevap Ver

    Yahu Bülent abi, iyi güzel yazmışsın da kim anlayacak abicim. Herkes kendi midesinin derdinde. Harami helali arastormayan domuza mı dikkat edecek. .

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
'Türkiye ile gizli bilgileri paylaşacağız!'

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu