img

Ercan Harmancı

Ercan Harmancı

21 Mart 2016 13:18

İslam Toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı (1)


Selamı kelama bağladıktan sonraydı…

Sarayda şaşkın şaşkın dolaşmamdan olacak şüpheli tavırlar sergileyince ilgili katın güvenlik görevlisi “Nasıl yardımcı olabilirim? Neyi aramıştınız?” diye sordu. “İslam Toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı’nın Odasını arıyorum ?” dedim. Bakan kelimesini duyunca hemen birilerini arayıp karşısındakine yanında bir beyefendi olduğunu ve İslam toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı’nın odasını aradığını söyledi. Aslında bine yakın olan odaların hepsinin adını biliyordu ama demek ki daha öğrenmesi gereken odalar olduğunu anladı. Önündeki kâğıda baktı. Tüm odalar vardı da aranan odanın ismi görünmüyordu.

Kendisi de bir başkasını aradı sordu ama sorduğunu kişide öyle bir odayı bilmenin ötesinde öyle bir odayı duymamıştı. Sonra personel daire başkanlığını arayıp odanın ismini verdi ama onlarda bilmiyorlardı. Bir ara belki gizli bir oda olduğu için ismi yazılmamıştır diye düşündü. Tanıdık ve nazının geçtiği bir iki milletvekilini aradı hatta o vekillerden biri Dışişleri Bakanı’nı aradı ama bakan da bilmiyordu.

Müslüman bir ülkenin devlet sarayında Müslüman Toplumlardan sorumlu devlet bakanının odasını bulamıyorlardı. Baktığı katlarda gözüne sürekli Avrupa Toplumları ile başlayan oda isimleri takılıyordu. Ama aradığı odanın ismini göremiyordu. Hatta yanlışlıkla CHP milletvekili olan birine sormuştu da verdiği cevap “Anayasanın bilmem ne maddesinin bilmem ne fıkrasının taaa bilmem ne bendi” diye devam eden cümlesini zaten hatırlayamıyordu. Evet, aklında kalan tek şey “suç” kelimesiydi.

Tam sormaktan vazgeçecekti ki ayaklarında terlik ve omzunda havlu biri geçiyordu. Uzaktan bakınca anlaşılan ya abdest almaya gidiyor ya da geliyordu. Selam verdi. Ve “İslam Toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı’nın odasını, acaba biliyor musunuz ?” diyecekti ki durmaya bile tenezzül etmeden ondan geri kalan …”Laik bir ülkede” ve bu yanından geçenden de geriye kalan “suç” kelimesi olmuştu.

Hem yorulmuş hem de nasıl yaparım diye düşünürken karşısına sakallı bir genç adam çıktı. Selam verdi. Tebessüm ederek “İslam Toplumları Devlet …” derken karşısında ki genç sağına soluna baktı “sus” diye işaret ettikten sonra ekledi “ bu soruyu buyurun camide cevaplayayım” dedi. Sanki belli belirsiz o da  “suç” demişti sanırsam…

Duvara yaslanmıştı ki çekilmesi için biri ona işaret etti. Birkaç kişi ellerinde “Avrupa Toplumları” diye yazan renkli bir pano götürüyorlardı. Evet, az önce “Avrupa Toplumları” yazan pano geçmişti belki biraz sonra “İslam Toplumları” yazan pano geçer diyerek bekledi. O kadar çok beklemişti ki… Kendinden geçmiş haldeyken “hemşerim!” diyen birinin sesiyle irkildi. Hemşerim sözünü duymak rahatlatmıştı. Biraz baktı ama çıkaramamıştı kendisi çıkaramasa da hemşerisi çıkarmıştı. Döndü tebessüm etti “Helal olsun hemşerim!” dedi o söylese de duyan olmamıştı.

Çaresizlikten çömeldi. Kameraları 7/24 izleyen bir yetkili anons geçti “ 3. katta şüpheli tavırlar sergileyen biri çömeldi” daha yapılan anons bitmeden yanında bir grup insan bitiverdi. En kıdemlileri yanındakilere “odama götürün!” diye emir verdi. Onlar şüpheli birini yakalamanın tedirginliği ve kendisi de İslam toplumlarından sorumlu Devlet Bakanı’nı görmenin heyecanıyla birlikte yürüdüler. 

Binanın en üst katına çıkınca tebessüm etti. Kendi kendine “Evet, İslam yücedir ve İslam Toplumlarının bulunduğu yerde yüksek olmalıdır” dedi. Götürülmesi istenilen odaya gelmişlerdi. Kendisiyle birlikte gelenler gitmiş tavanda sallanan bir lamba ile baş başa kalmıştı. İçerisi karanlıktı ve doğrusu birazda korkmaya başlamıştı…

İçeri giren uzun boylu ve silahlı adam sanki akraba çıkacaklarmış gibi sürekli kendisi ile ilgili sorular sormaya başladı. Evet ya ana tarafından ya da baba tarafından akraba çıkmaları an meselesiydi. Tedirginliği bir anda korkuya döndü yoksa babasının sürekli bahsettiği aralarında husumet olan Ankara’daki akrabası olmasındı bu… Tabi yaaa deyip duraksadı…

Sonra sorular bitince “beni takip et!” diyen adam ile kapıdan çıktılar… Zaten başka seçeneği de yoktu. Kendilerini kapıda karşılayan bayan “Bakan Bey sizi bekliyor” dedi. Bu cümleyi duyunca sevincini belli edercesine “ biliyordum biliyordum” deyip durdu.

Bakan sadece baktı ve “Bu mu şüpheli şahıs” diye sordu. Kendisiyle gelen “Evet, efendim” demesiyle birlikte Bakan Bey sadece “Çıkabilirsin!” dedi. Kendisini getiren adam çıkar çıkmaz Bakan Bey nazik bir şekilde koltuğu gösterdi ve “Buyurun” dedi.

Bakan “Derdin ne? Ne arıyordun neden her odaları dolaştın?” deyince… Bakanım Allah’a şükür benim bir derdim yok... O zaman… Ümmetin çok ciddi sıkıntısı var, ben uyuyamıyorum, kardeşlerim Afganistan’dan Suriye’ye kadar sadece inandıkları için zülüm görüyorlar…

Bir gün yine böyle düşünürken uyuya kalmışım bir rüya gördüm. Aksakallı bir ihtiyar bana “Buranın ismini verdi. Orada bir kapı var üzerinde “İslam Toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı” yazan kapıya git ve derdini anlat sana yardımcı olacaklar dedi… Ya olmazlarsa, beni kovarlarsa” dedim… Tebessüm etti “Seni kovan kovulmuştur! Kovulan iflah olmaz” dedi… Ben aksakallı ihtiyarın elçisiyim, elçiye zeval olmaz şimdi gidebilir miyim?” deyince… Bakan, aksakallı, ihtiyar ve iflah kelimelerini yer değiştirerek tekrarlayıp durdu. Sonra zile bastı içeri giren hizmetliye “Bize iki çay bir kapı” dedi… Hizmetli çayı anlamış ama kapıyı anlamadan “emredersiniz, efendim “ deyip çıktı.

Sonra titreyen elleri ile telefondaki kişiye gelen kişinin garip bir aksakallının elçisi olduğunu ve getirdiği mesajı iletince telefonun diğer ucundaki kişiyle konuşurken titreyen ellerine titreyen sesi eşlik ederek “emredersiniz efendim” dedi…

Sonra birini aradı karşısındaki kişiye “Hemen, Devlet Başkanımızın kapısının yanındaki boş odayı teşrif ediyor ve kapının üzerine “İslam Toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı”  yazdırıyorsunuz… İşlem bitince beni haberdar ediyorsunuz” dedi ve telefonu kapattı.

Çaylar gelmiş, içilmiş hatta yarım saattir konuşan sadece gözler olmuştu. Suskunluk gelen telefon ile bozuldu. Bozuldu dedimse aslında düzeldi. Birlikte çıktılar bir kat aşağıya indiler. Bakan adını bilmediği ama bilmesi gereken ne varsa fazlasıyla bildiği garip elçiyle birlikte bir odanın kapısının önünde durdular.

Birlikte kapının üzerinde yazana baktılar. Bakan sadece baksa da garip olan elçi sesli şekilde “İslam Toplumlarından Sorumlu Devlet Bakanı” diye tebessüm ederek okudu… Sonra garipliğini bir daha ispat edercesine  “Allah razı olsun aksakallı ihtiyar Seydibey’in Devlet Başkanı’na selamı var! Hacı Ahmet artık rahatlamış “ diyecekmişsin… “ dedikten sonra “Haydi, selamaun aleykum” diyen garip adamın ardından  “Aleykum selam” dedi.

Ümmetin üzerine selam olsun…

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu