img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

09 Mart 2016 18:48

Engellemek İçin Genelle


Önyargı dediğimiz şeyin zeminini ‘genellemeler’ oluşturuyor sanırım.  Genellemeler düşünme işinin olmazsa olmazlarından sayılırken, psikoloji biliminde bir düşünce hatası, bilişsel çarpıtma yollarından biri olarak tanımlanıyor. Genelleme, tek bir olumsuz davranışı kişinin kişiliğine yayma, olumlu yanları filtreleyerek hata olarak algılanan davranışlara odaklanma şeklinde çevremizle yaşadığımız iletişim sorunlarına damgasını vuruyor.

Konuşup dertleştiğimiz insanların hemen hepsi, çevresiyle yaşadığı sorunlar hakkında şunları söyler: ‘Beni olduğum gibi görmüyor’, derdimi anlatamıyorum, bu o kadar büyütülecek bir sorun değildi...

“Beni olduğum gibi görmüyor” diyenlerin aslında yakındıkları şey, muhataplarının kafasındaki kişiyle kendilerinin kendilik algılarının birbiriyle uyuşmaması. Bu yakınmada, ‘beni kendimi algıladığım şekilde algıla’ isteği dile getiriliyor. Toplumda biraz göz önünde olan kişiler ve entelektüellerin yakındığı durum bu olsa gerek. Niyetlerinde barındırmadıkları bir şeyden ötürü suçlanmak, sağduyulu bir yaklaşım sergiledikleri halde taraflı olmakla suçlanmak sanırım sık karşılaştıkları bir durum. Tarih boyunca hakikati dile getiren peygamberlerin maruz kaldığı ötekileştirme, değersizleştirme, çarpıtma ve alaya alınma gibi durumları göz önüne alırsak, değil bir hakikat davasını, ikili ilişkilerde yaşanan genellemenin ne derece yıpratıcı olacağını varın siz düşünün.

“Arkadaşınız deli değildir.”

Beyin bu bakımdan bir bütünleme programı gibi çalışıyor aslında. Belli nesneleri birbirine bağlayarak aralarında bir ilişki kuruyor ve bir anlama böyle ulaşıyor. İlişkilerde de tecrübe edilmiş anıları ayrıştırıp birbirine bağlayarak genel bir sonuç ortaya çıkarmaya, ilişkilerin doğasında yer alan bilinemezliği en aza indirmeye çalışıyor kendine güvenli bir ortam oluşturmaya çalışıyor. Beynin bu savunma yöntemi ne yazık ki ilişkiler söz konusu olduğunda kişinin ayağına dolanan bir bilişsel çarpıtma yöntemine dönüşüyor. Empatinin önündeki en büyük engel bu özelliği ile ‘genelleme’ olsa gerek.

“Derdimi anlatamıyorum” diyenler de dolaylı olarak genellemeden yakınıyorlar aslında. Muhataplarının kafasında oluşmuş algının ötesine geçmeyi ve sesini duyurmayı başaramıyor burada kişi. Ya da öyleymiş gibi inanması sağlanıyor.  Mobbing vakalarında sık karşılaşılan bir durum bu. Kişi ne kadar uğraşırsa uğraşsın derdini anlatamaz, çünkü karşısında onu anlamak istemeyen muhataplar vardır. Sesini duyurmak için üst makamlarla iletişime geçmesi, ya da iletişimi tamamen kesmesi gerekir.

“O kadar da büyütülecek bir sorun değildi” diyenler, o sorun meydana gelmeden önce olmuş bitmiş, üstü örtülmüş sorunların halledilmemiş olduğunu gözden kaçırırlar. Muhatapları, rafa kaldırılmamış eski dosyaların etkisi altında olduğundan, olaylar arasındaki bağlantıyı koparamaz, o olayı ayrı bir olay gibi değerlendiremez ve son olaya verdiği tepkiyle, o güne kadar olan olayların tümüne vereceği tepkiyi verir. İletişimin iki ucu için en zoru da budur. Sonu yine genellemeyle biter.

İnsanın evi ne dört duvar içidir ne de ana babasının yanı; insanın evi iletişimin kendisidir. İster modern hayatı suçlayalım, ister bireyselleşmeyi, kapitalizmi, monarşiyi ya da küresel sistemi... Kimi suçlarsak suçlayalım evimizden biz sorumluyuz, ne anladığımızdan, ne anlattığımızdan biz sorumluyuz. “Ne kadar anlatırsak anlatalım, anlatabildiğimiz, karşımızdakinin anlayabildiği kadardır” diyorsak, ne anlatılırsa anlatılsın ne kadarını anladığımız da önemlidir ve anlamak için emek harcamak gerekir, vesselam.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu