img

Muhammed Ali Uçar

01 Şubat 2016 01:54

Avrupa'da Irkçılığın Kökenleri


Avrupa ülkelerindeki aşırı sağ siyasi hareketlere halkın verdiği destek, özellikle 11 Eylül’de ikiz kulelere yapılan saldırı sonrasında arttı. Bilhassa Almanya ve Avusturya’da artan aşırı sağcı siyasi eğilimler yerini zamanla ırkçı hareketlere bıraktı. Suriye’de yaşanan iç savaştan çıkıp, hayatta kalabilmek ve daha iyi yaşam koşullarına sahip olabilmek isteyenler ise Avrupa yollarına düştü. Yaşanan bu mülteci akını da Avrupa ülkelerindeki ırkçı hareketlerin hızlanmasının bir başka ana nedeni. Diğer yandan göçmenlerin kaldığı kamplara yapılan saldırıların, PEGİDA gibi örgütlerin gösterilerini artırmasının sebebi, sadece 9/11 saldırıları ya da mülteci akınıyla izah edilebilir mi? Eğer yegane sebebin bunlar olduğunu kabulle hareket edersek, Hitler’in Almanları üstün ırk olarak görerek Avrupa’yı birbirine katmasını, o dönemde Almanların buna ciddi anlamda fikren destek vermesini (her ne kadar şimdi bu geçmişten utanıyor olsalarda) ya da 1960’lardan itibaren Almanya’da yaşayan gurbetçi Türklere yönelik yapılan saldırıları (NSU) nasıl izah edebiliriz?

Cornelius Tacitus...

MS. 55-117 yılları arasında yaşadığı kabul edilen Romalı bir tarihçi. Yaşadığı dönemde çeşitli devlet memurlukları vevalilik yapıyor. Diğer yandan bir tarihçi kimliğiyle de eserler veriyor. Bu eserlerinden biri de ‘‘De Origine et situ Germanorum’’ (Germania halkının kökeni ve yerleşim yeri). Cornelius bu kitabında, yaşadığı Roma’nın dışında kalan Germen kavimlerinin (bugünki Avusturya, Almanya coğrafyasını da ihtiva eden bir alan) topraklarını, kanunlarını, gelenek ve göreneklerini inceliyor ve irili ufaklı Germen Kavimlerini tek tek anlatıyor. Her Germen kavminin birbirinden ayrışan ufak-tefek özellikleri olsa da genel olarak Germenlerle alakalı yaklaşık 2000 yıl öncesinden şunları aktarıyor Cornelius:

‘‘Sanırım Germenler, göçler ve dostluk nedeniyle başka halklarla karışmamış yerli bir halktır. Çünkü göç etmek isteyenler eskiden karadan değil, denizden yolculuk yapardı. Denizin sonsuz genişliği ve dünyanın diğer tarafında olması nedeniyle gemilerimiz Germania’yaçok fazla gidip gelmemiştir. Fırtınalı, bilinmeyen bir denizde uğranabilecek çok sayıda tehlike vardır. Ayrıca insan Asya, Afrika ve ya İtalya’yı bırakıp görünümü bu kadar korkunçi iklimi kötü, kendi vatanın bile olsa yaşaması ve bakması insanı huzursuz eden Germania’ya gider mi?....Ben Germenlerin evlilik bağları nedeniyle başka kabilelerle karışmadıklarını, ayrı, bozulmamış bir halk olarak kaldıklarını söyleyenlerin düşüncelerine katılıyorum. Bu nedenle sayılarının çokluğuna karşın Germenler her yerde birbirlerine benzemektedir. Keskin mavi gözler, kızıl saçlar ve sadece beklenmedik işlere yeteneği olan iri vücutlar.... Özgürlük sevgileri adeta bir kusur sayılabilecek kadar fazladır...’’

 

Yaklaşık ikibin yıl öncesinden gelen bu satırlar, Germen ırkına mensup Almanların bugün hala bu özelliklerini korduklarını gösteriyor. Nedir bu özellikler: Yabancılara karşı soğuk, kendi özgür (bireysel) yaşantısına aşırı düşkün, kendisini üstün gören, başka milletlere mensup kişilerle kaynaşmak yerine, sınır koymayı tercih eden bir yaşam stili. Aslında Hitler’i harekete geçiren de, NSU saldırılarını düzenleyenlerde, Pegida’yı fikirsel manada ayakta tutan da ve mültecileri istemeyen ırkçılarında beslendiği kaynak bu: Başka halklarla karışmamış ve başka halkları tanımamış olmak...

Bugünün dünyasında ‘‘ama bu hala mümkün mü’’ ya da ‘‘Almanlar nasıl başka halklarla karışmamışlar, en az 100 yıldır birçok milletle birlikte yaşıyorlar’’ diye sorulabilir. Buna verilecek cevapsa şu: Almanlar ülkelerini, topraklarını Türkler de dahil bir çok milletle paylaşıyor, fakat buna rağmen birlikte yaşamıyorlar.Entegrasyon konusunda her ne kadar Almanya’da yaşayan Türklerin eksikleri olsada, yaklaşık 60 yıllık hikayede bugün Almanya’da hala entegrasyon tartışılıyorsa bu konuda en önemli sebeplerden biri de bu.

Bir meseleyi anlamak için, o meselenin günümüzde nasıl cerayen ettiğine değil, tarihine, kökenine inmek icab eder. Günümüz Avrupa’sındaki ırkçılığı anlayabilmek için de, tarihin derinliklerine inmek, ikibin yıl öncesine kulak vermek gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu