img

Daşdemir Mahmandarov

04 Ocak 2016 17:17

Suud mu ve İran mı?


Suud ve İran İslam coğrafyasının iki büyük devleti ve bir islam medeniyetinden/olgusundan bashedersek bu medeniyetin omurğasını oluşturan iki sütundur. Bunlardan birini görmezlikten gelmek koca İslam medeniyetini/düşüncesini yarım bırakmak demektir. Suud İslam`ı dünyaya tanıtan, ilk fetih hareketlerini gerçekleştiren, İslam ilimlerini, Kur`an`ı, Sünnet`i kitap haline getiren, tasnif eden ilk neslin vatanıdır. Aynı zamanda da bütün müslümanların kıblesi, Allah tarafından haram kılınan bir bölgedir(Mekke ve Medine). İslam düşünce hareketlerinin, tercüme faaliyetlerinin ve İslam ilimlerinin de öncüllüğü onlara (Suud`a/Araplara) aittir.

İran İslam ordularına yenilmiş ve İslam`ı kabuletmiş mecusilikten İslam`a geçmiştir. İran denildiği vakit felsefe, kültür, irfan, şiir, edebiyat akla gelmektedir. İslam düşüncesini ve medeniyetini bu yönleriyle zenginleştiren İran aynı zamanda ehl-i sünnetin en büyük imamlarının da vatanıdır.

Konuyu hangi yönüyle ele alırsa daha iyi olur bilmiyorum. Uzun zamandır İslam coğrafyası ile ilgili güzel şeyler duyduğumu hatırlamıyorum. Beş yaşındaki hafız, en büyük Kura`an-i Kerim ya da diğer bireysel başarıların haricinde tabii. Bunlar ferdi kazançlar olup tüm İslam alemine malolmuş bir olay hatırlamıyorum. Hafızam beni yanıltıyorsa eğer düzeltin lütfen. Şimdi de Suud ve İran arasında ilişkilerin sonlandırılması ile biten bir kriz yaşanıyor. Krizin sebebi şu; Suud şii alimleri, İran da ehl-i sünnet alimlerini asmış/idam için karar çıkarmış. Bunun üstüne Tahran`da Suud büyükelçiliği ateşe verilmiş ve Suud vatandaşlarının İran`ı terk etmeleri bildirilmiş.

Daha önceleri de şiiler sünni alimleri, sünniler de şii alimleri öldürmüştür. İslam tarihi özellikle de orta asırlar bunun örnekleriyle doludur. Dönemsel olarak iktidarı, gücü elinde bulunduran mezhep karşı tarafa baskı uygulamış ve cinayetler işlemişlerdir. Bu sorunun çıkış sebebi sahabe arasındaki olaylardan ziyade daha sonra formalaşan mezheplerin kendilerini meşrulaştırmak için bu olayları referans olarak kullanmaları ve kendini tatmin için karşı tarafı baskı uygulayarak tarihsel süreci bu şekilde yönlendirmeleri olmuştur.

Şimdi bu olayları nasıl değerlendirmeye tabii tutasın ki? Suudu mu savunucağız yoksa İranı mı? Bu iki taraftan birini tutmak bize ya da müslümanlara ne kazandırır? Ben bu taraflılığın bir kazanç sağlayacağını sanmıyorum. Gelelim sebebine. Sebep bu İslam aleminin iki büyük devletinin birbirlerini düşmesinin bize sadece kaybettireceğini düşünmemdir. Bu iki devlet arasındaki anlaşmazlığın tarihi İslam aleminde mezehplerin oluşum sürecine kadar gitmektedir. Zira her iki devletin resmi din olarak kabul ettikleri mezhepler İslam coğrafyasında ve müslümanlar arasındaki en büyük ayrışımın da sebepleridir. Bu iki mezhep devletlerin resmi dini/ideolojisi olmuştur. Mezheplerinin birbirileriyle çatışması bu mezhepleri bir ideoloji gibi içselleştiren devletlerin de karşı-karşı gelmelerinin en büyük sebeplerindendir. Suud sünniliği radikal aynı zamanda da arapçılığın ağır bastığı bir yorumu olan Vahhabizm`i resmi ideoloji edinmişken İran da  radikal, devrimci şiiliği resmi din haline getirmiştir. Burada üzerinde durumlası gereken husus Suud`un araplığa vurgu yapmasıdır. Ki İran da babalarının dininin ve dedelerinin kurduğu imparatorluğun bedevî araplar tarafından yıkılmasının da kuyruk acısını hâlâ taşımaktadır. Tabii kültürel kodlarında böyle nüaslar taşıdıkları içindir ki, mezhepsel ayrılıktan da ziyade millet kavgası yapılamkadır. Mezhepler de bu işin İslam coğrafyasında destek elde edebilmenin kılıfını oluşturmaktadır. Bu iki taraf arasındaki kavganın diğer bir sebebi de İslam aleminde kimin söz sahibi olacağıdır. Her iki devlet müslümanların ağabeyliğini üstlenmek için çalışmaktadır. Burada Türkiye ve Mısır`ı da unutmamak lazım. Lakin Mısır henüz eski gücünü kazanamadığından böyle bir role kalkışmamaktadır. Türkiye, Suud ve İran ise bunun kavgasını vermektedir. İran bu durumda iki cephede savaşmak durumundu dalmıştır. Suriye`de Türkiye`yle Yemen`de de Suud`la. Irak ve Azerbaycan`da İran`ın ağırlığı bilinmektedir. Mesele din alimlerinin öldürülmesi kadar bireysel/küçük olaylar değildir. Mesele coğrafyada hakim konumda olum İslam`ın sözcülüğünü yapmaktır. Burada da daha akıllı ve insancıl olan kazanacaktır. Ve tabii ki de İslam aleminin en büyük güçleri kılıçları birbirlerine çekmişken başka düşmana ihtiyaç yoktur.

Ve muhakkak zafer Allah`ındır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 2 Yorum Yapılmış

  • Ali

    03 Temmuz 2016 01:03

    Cevap Ver

    İslam medeniyetini Suud ile İran mi temsil ediyor?

    Medeniyet ve İslamın ne olduğunu yazarın biraz araştırması lazım İngilizlerin kurduğu ve müstehlik bir (devlet) hangi özelliğiyle islam medeniyetini temsil ediyor İran konuşmaya bile değmez İran mevcut zihniyetiy hiç bir zaman islam medeniyetini temsil etmedi

    Biraz tarih okuyalım lütfen

  • OSMAN ER

    09 Ocak 2016 18:24

    Cevap Ver

    Suud mu İran mı gibi bir soruyu çok anlamsız buldum. Birisi tamam Suud sütten çıkmış ak kaşık değil ama diğeri zaten kaşık bile değil, tüm tarih boyunca sırtımıza saplanan bir hançer... Nasıl ikisi arasında tereddütte kaldınız hayret ?

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu