img

Selami Haktan

19 Aralık 2015 16:17

Suriye devrimi maskeleri düşürdü


Ortamı, süreci, oradaki İhvan ve Baas gibi yapılanmaları Türkiye'nin süreç içerisindeki rolünü bilmeden kuru sıkı sallamak yanlış.

Öncelikle Türkiye (Recep Tayyip Erdoğan), ‎Mısır 'da ‎Mursi'ye parti kurmamasını, daha geniş çatılı bir partiyi desteklemesi gerektiğini söyledi, Bedii Parti hareketine girmeyelim şimdilik dedi. Ama Mursi ve İhvan genel kurulu kararı alınca satmayıp arkasında durdular.

Bedii idamla yargılanmasına rağmen bu farklı görüşü nedeni ile Mursi karşıtı rol almadı, ona destek verdi. Sisi'nin darbeden önce diğer darbecileri Mursi'ye bildirmesi ve ordudaki generallerin emekliye ayrılmalarının ardından yine Türkiye Mursi'ye darbe yapılacağı uyarısını yaptı, Mursi Mısır'ın Türkiye'den farklı olduğunu söyledi. Belki Mursi, Bedii ve Türkiye'yi dinleseydi daha stratejik kararlar alabilirdi ama karar vermiş ve bedeli göze almış bir Müslümanın arkasında durmak haysiyetli bir duruştur, bu yapıldı. Bu haysiyetli duruşu menfi değerlendirmek, geçici dünyevi başarı merkezli ve Müslüman satıcısı bir zihnin ürünüdür. Herkes Tayyip ve Bedii gibi hamiyetli ve dost davranamaz tabii ki.

Benzer sıkıntıyı (Sisi darbesi,  ‎Libya'daki Hafter kalkışması, ekonomik yaptırımlarla köşeye sıkıştırma) Tunus Nahda hareketi gördü ve seçimle iktidarı bıraktı. Nahda iktidarı döneminde Türkiye'nin yaptığı yardımları tam olarak bilseniz Milliyetçiler hop oturup hop kalkarlar. Şimdi stratejik davranış ve kendi despotunu üretmemem nedeni ile iktidardan çekilmesini yenilgi diye alaya alanlarında hiç anlayamayacağı bir mücadele var. Nahda, Sisi türü darbeyi, Hafter türü kalkışmayı vs önledi ve Tunus siyasetinde ana yerini koruyor.

Suriye'de spontane protestolar başladığında hem Türkiye protestoculara “Baas Rejiminin” diğer ılımlı Rejiler gibi olmadığını sokaktan uzak durulması gerektiğini, hem İhvan Baas Hareketi katliam yapar diyerek eylemsizlik kararı almıştı. Ama yine bedel ödemeyi göze alan ve kölece yaşamaktansa savaşarak ölürüz diyen eylemcileri ve yine spontane gelişen ÖSO'yu destekleyecek kadar da halklarının yanında durdular. Bütün müstekbirlerin satmasına ve Baas garantörü Rusya ve İran müdahalelerine, diğer ülkelerin konjonktürel müdahil olamamaları üzerine İslami/Selefi örgütler güçlenince de bunlar halkla bağlantılarını koparmadılar, taa ki hududullahı çiğneyen karanlık ve vahşi DAEŞ ortaya çıkana kadar birbirleri ile didişmediler. Kaldı ki DAEŞ bile sebep değil sonuçtur. Belli aşamadan sonra insanlar geri çekilse bile Baas Rejiminin kuruluşunu, iktidara nasıl geldiğini ve iktidarını nasıl sürdürdüğünü bilenler için de direniş kaçınılmazdı. Öyle ya da böyle Baas katliam yapardı, şu mevzi ateşkesler, hepsi stratejik manevra Baas son (bırakın silahlı ya da protesto edenleri kendisine körü körüne bağlanana kadar) muhalife kadar katleden bir yapılanmadır.

Ancak kardeşi savaşa çıktığında "bizimle otursalardı öldürülmezlerdi" diyen, Baas'ı bilmeyen ya da onun kanallarından, ona destek veren İran, Sosyalist ve Batıcı bloktan beslenen birinin sözleri bunlar.

Bu gün belki tıkanmanın nedeni ile direnişçiler ve Suriye halkı (Bosna'da olduğu gibi) bazı uygulamalarda olumsuzluklara razı olarak masaya oturacaklar. Buradan biz demedik mi diyen bir sürü vesveseci çıkacak ama buna karar verecek hariçten gazel okuyanlar değil, sahada mücadele eden ve sıkıntıları çeken Suriye halkı olacaktır. Hiç bir direniş heba olmaz...

Üstelik Suriye direnişi sadece kendi halkının onurunu ortaya koymakla, onurlu bir direniş geleneği oluşturmakla kalmadı bir çok maskeleri de düşürdü. Bu kazanımı görmeyen, göremeyen teslimiyetçi ve riyakârların bütün yaygaralarına rağmen, Ulusalcı her türlü çetenin (Kemalist, Baasçı ve PKK/PYD gibi), mezhepçi fanatiklerin İran, (Hizbullah, Daeş gibi) ve oturdukları yerden devrimcilik ya da humanistlik yapanların maskelerini düşüren bir direnişi ancak selamlamak düşer. Mutlak galibiyet garantisi kimin elinde ki? Eğer bu mantıkla hareket etselerdi Resullerin hiçbirisi davalarına bağlı kalmazlardı. Eğer bu cak cuk edenleri Musa'ya diklenen İsrailoğulllarından, İsa'ya ihanet eden Ferisi ve Saddukilerden, Medine'nin Münafıklarından bilmeseydik çok şaşırırdık. Hiç şaşırmadık...

Suriye 1974'da Hafız Esad zamanında Rusya ile üs ve askeri garantörlük anlaşması yapan tek ülkedir. Ne Nasır ne Kaddafi ne de Saddam böyle anlaşma yapmamıştı. Suriye'ye en ufak bir müdahalede Rusya devreye girer. Savaş stratejik adımlarla gelişmektedir. DAEŞ ve bunun Suriye'yi aşan eylemleri üzerine ancak başka bir ülke operasyonuna yol açıldı ve onda dahi (DAEŞ'le beraber her türlü muhalefete vurulmasına rağmen) Baas mevzilerine fiske vuramadılar. Son Rusya ile gerilimin sebebi de bu. Türkiye Suriye'ye girseydi demek de dışarıdan kolay.

Uluslararası siyaseti ve yazılı olanın haricindeki stratejik adımları, karşılıklı kozları bilmeden uzman edasıyla yazılan her söz havada boş laftır. Halkların doğal, fıtri toplumsal hareketlerini görmeden yapılan "destek vermeyelim" gibi sözler de aynı....

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu