img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

11 Aralık 2015 14:04

Didaktik


“Biraz huzur bulmak istiyorum, Kuran mı okusam?” diye sordu genç kadın. “Kuran ilk okumalarda genellikle huzur vermez, huzur kaçırır diye yanıtladı” yaşlı kadın. “Ya, öyle mi?” diyerek hayal kırıklığını belirtti genç kadın; sonra sordu: “Neden Allah Kuran’la sana huzur verirken bana huzursuzluk versin ki?”

Yaşlı kadın biraz düşündü, daha önce defalarca geviş getirdiği düşüncelerini geri çağırdı, muhatabının huzursuzluğunu artırmak istemiyordu, bir an konuyu dağıtmayı düşündü, sonra vazgeçti, “çünkü…” dedi, “çünkü tek bir şeyi; mesela kitap, olay, mucize, aklına her ne gelirse aynı şeyi Allah turnusol kâğıdı gibi kullanır.” “Nasıl?” diye sordu genç kadın. “Şöyle,” dedi yaşlı kadın ve devam etti. “Olaylar, eşyalar, kavramlar ya da kelimeler; insanların bilincinde farklı yansımalar yapar. Herkes aynı olay karşısında aynı soruları sormaz. Kuran’ın senin bilincine nasıl yansıyacağını bilmiyorum ama onu ilk okumanda Kuran, bildiğini sandığın şeylerin doğru olmadığını sana gösterir. Onunla ilgili bir takım beklentilerin var, örneğin sana huzur vermesi gibi. Ama o bunu yapmayacak, o zihninde kendisini olduğu gibi yankılamak için ısrarla olduğu gibi davranmaya devam edecek. Sana hoş gelmese de hakikati söylemekten çekinmeyecek. Sana huzur verse de vermese de, o anlatacak sen dinleyeceksin. Kuran belki sana acımasız gelecek, belki de adil. Bunu sen belirleyeceksin. Onun sende yaratacağı etki tamamen sana bağlı olacak. Çünkü Allah uyarır, dileyen Kuran’la hidayet bulur, dilemeyen Kuran’la sapar. Anlıyor musun? Allah tek bir şeyle, insanları dener, kimin neyi seçeceğini o kimselere gösterir. Böylece herkes kendisine şahit olmuş olur. Kuran okudum ve huzur buldum der biri, Kuran okudum ve reddettim der bir diğeri. Hatta tek bir kişinin ilk okumada Kuran’ı kabul edip iki sene sonraki okumada reddetmesi de mümkündür. Allah aynı şeyi turnusol kâğıdı gibi kullanır. Bu yüzden aynı olaylarla sınanarak farklı sonuçlar da alabiliriz. Hala aynı kararlılığımızı sürdürüyor muyuz, hatamızda ısrarcı mıyız, tövbemizde samimi miyiz diye. Elbette Allah kalplerin özünü bilir ancak biz, kendi özümüzü bile bilmeyiz. Kendimize körüzdür. Böylece ayna tutar Allah bize, bak der, dün tövbe etmiştin, demek gerçekten samimi imişsin, gördün mü, der; ya da bak samimi değilmişsin, kendini düzeltmen için sana bir fırsat der. Allah’ın mucizeler gösterdiği kavimleri düşün. Sonuç itibariyle sanki o mucizeler hiç olmamış gibidirler.”

“Anlıyorum galiba,” diye yanıtladı genç kadın, “aslında bunları ben de biliyordum, aynı olaylar karşısında arkadaşlarla aramızda fikir ayrılıkları olurdu. Hatta bazen aynı kelimeleri kullanarak tamamen farklı şeylerden bahsettiğimize şahit olmuştum. Bazı şeyleri biliyorum, ama bilmek yetmiyor…”

“Bilmek yetmiyor” diye tekrarladı yaşlı kadın.

“Nasıl huzur bulacağım?” diye sordu genç kadın. “Kendine tanrılık yapmayı bırak,” dedi yaşlı kadın. “Ne tanrılığı?” diye sordu genç kadın. “Yargılama yetkisini Allah’a bırak, o yetki O’nun…” dedi yaşlı kadın. “Anlamadım,” dedi genç kadın ve konuştu yaşlı kadın: “Senin merhametin sınırlı, kendini affetmeye gücün yetmez, onu yargılaması için Allaha bırak, asla kendine adil ceza veremezsin, asla kendini yeterince affedemezsin, çünkü sen kendinin Rabbi değilsin, Rab’liği Allah’a bırak, dersini al ve yürü.”

Sustu genç kadın. Epeyce sustu.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu