img

Daşdemir Mahmandarov

05 Aralık 2015 14:33

Huntington haklı!


Allah insanları farklı kavimlere ayırmıştır ki bu ayrı milletler birbirleriyle kaynaşsınlar. Yani farklılık yaratılışın gereği. Bu farklılıklar tarihin seyriyle birlikte gelişmiş ve bugünkü anlamda milletler ortaya çıkmıştır. Her millet kendi kültürünü ve geleneklerini, inançlarını yani uğruna ölebilecek değerlerini oluşturmuşlardır. Bu da her millete kendisinin dünyada daha özel bir konuma sahip olduğu düşüncesini vermiştir. Bu sebepledir ki tarih boyunca milletler kendi hakikatleri uğruna diğerleri ile savaşmışlardır. Bu durum tarihin hiç bir evresinden farklılık göstermemiştir. Her zaman kendi değerleri, doğruları uğruna savaşanlar olmuştur. Ve tarihi oluşturan da bu savaştır. Üstat Cemil Meriç bu savaşı şöyle tanımlar; “Kıyasıya bir savaştı bu, Haç`la Hilâl`in, Batı`yla Doğu`nun, iman`la inkâr`ın savaşı”.

Bu savaş nitelik ve boyut değiştirerek yirmibirinci yüzyılda daha da yıkıcı olmuştur. İslam dünyasına barış öyküleri anlatırken kendileri değerlerini savunma adına savaşlarını sürdürüyorlar. Bu işde onların en büyük desteği kendimizden olan ve İslam`ı acziyet içerisinde göstermeye, Batı`ya yaranmaya çalışan müslüman “alim”lerdir. Haçlı ordusu inançlarının gereğini yaparken bir hilal uğruna canlarını feda eden erlerin torunları haçlılarla dialog yapma girişimindedirler.

Bu tehlikeli oyunun ismi “inkültürasyon”. Yani düşman olan bir kültürde kendine yakın olan hususları öne çıkartarak kendi haklılığını kabulettirmektir. Ve böylece müslümanlar peygamber olarak iman ettikleri İsa`nın (a.s) dönüşünü beklemekte ve başkenti İsrail olan Tanrı krallığının kurulması için çalışmaktadırlar. Bu dinin tek hakikat olma iddiasının kaybolması anlamına gelir. Yani dünyanın ve cennetin müslümanların tekelinden çıkması. Önceleri savaşlar meydanlarda yapılıyordu ve taraflar kendi değerleri uğruna şehadeti göze alıyorlardı. Yeni dünyada meydan müharebeleri pek yaşanmasa da içsavaşlar bu eksikliği gidermektedir.

Yeni dünyanın tehlikeli tarafı kürüselleşme yoluyla kültürlerin ortadan kalkması ve tek bir insanlık medeniyetinin kurulması oyunudur. Bu oyun İslam medeniyetinin içini boşaltmayı hedeflemektedir. Ki müslümanların sahip oldukları medeniyet ve değerlerinden uzaklaşmaları, Batı`ya öykünmeleri bunu göstermektedir. Boş kalan yerler yeni değerlerle doldurulmadığı gibi düşman medeniyetlerden yabancı unsurlar tarafından işgal edilmektedir.

Toprakların işgalinden daha da tehlikelidir zihinlerin ve kalplerin işgali. McDonald`slar, KFCler, AVMler artık vazgeçilmez olmuş, Osmanlı kahvesinin yerini nescafe almıştır. Basit gibi görünse de müslüman adıyla başka bir medeniyeti yaşamanın hazin hikayesidir bu. İsmet Özel`in bu sözü duruma netlik getirecek niteliktedir. Şöyle ki; “Herkes faiz oranlarının arttığından şikayetçi. Birisi de çıkıp demiyor ki müslüman ülkede faizin ne işi var?” der şair.

Rus uçağının düşürülmesi olayında da durum aynı. Müslümanlar bunun bir petrol savaşı, daha fazla toprak kazanma hırsı, daha çok ülkede nüfuz sahibi olma girişimi, uluslararası platformda daha güçlü olma girişimi olduğunu düşünüyorlar. Halbuki adamlar inançların gereğini yapıyorlar. Vurulan uçak sadece Rus ordusuna değil aynı zamanda da Haçlı ordusuna aitti. İslam dünyasına yapılan taaruzlar, demokrasi adıyla gelen haçlı ordusunun otoritesi tek bir dünya devletini hedeflemektedir. Haç zihniyetinin hakim olduğu bir dünya devleti. Bu durum İslam dünyasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki zaaflardan dolayı kolaylaşmaktadır. Müslümanlar kendi değerlerine sahip çıkmalı (sahip çıkıyormuş gibi yapmamalı), medeniyetinin gerekliliklerini yerine getirmeli, bahsettiğimiz ve bahsetmediğimiz alanlardaki zaaflarını gidermelidir. Ki savaşta galip olabilsin.

Bu değerlendirmenin barbarca olduğunu düşünenler, bütün insanlık için hep birlikte “demokrasi” çatısı altında birleşmenin daha faydalı olacağını savunanlar, çok büyük zaaf ve zayıflıklarımızla diğer medeniyetlerle savaşmanın akılsızlık olacağını söyleyenler de vardır elbet. Lakin “Sayıca az nice topluluklar var ki; Allah`ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir”. (Bakara/249)

Ve Huntington haklı beyler “medeniyetler çatışması” derken.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • Zikrullah

    25 Aralık 2015 02:18

    Cevap Ver

    Batı, dünyayı fikirlerindeki, dinlerindeki veya değerlerindeki mükemmellikle değil, organize şiddeti uygulamadaki mükemmellikle ele geçirdi. Batılılar genelde bu gerçeği unutur. Ama doğulular asla. Samuel Huntigton.
    Evet adamlar bizi iyiçe araşdırmış iyiçe ögrenmiş. Bir olsak Diri olsak Birlik olsak neler yapıçagımızı biliyorlar

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu