img

Daşdemir Mahmandarov

02 Aralık 2015 20:06

AİHM – İslam İnsan Hakları Mahkemesi


Sana adaleti sorarlarsa, onlara de ki “Ömer şehid oldu.”

İnsan hakları denildi mi Avrupa`nın, dolayısıyla Batı dünyasının akla gelmesi ne hazin. Halbuki ümmet olarak İslam ülkeleri “Dicle nehri kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa Allah bunun hesabını Ömer`den sormasından korkarım” düşüncesinin ve felsefesinin varisleridir. Avrupa`nın beşeri referansları kullanarak inşa ettiği hukuk, özgürlük dünyası bu dünyanın dışındakilerin özendiği hatta öykündüğü bir dünyadır. İslam aleminin ise ilahi referanslara sahip olmasına rağmen en azından böyle bir düzen kuramamış olmaları düşündürücü bir olaydır.

İslam ülkelerinde despotizm, kayırmacılık, rüşvet adalet vasfını derinlere gömmüşdür. Adalet vasfıyla dünyanın dört yanına nam salan Ömerden geriye kalanlar bunlar. Hırsızlık yapan kızım Fatıma dahi olsa elini keserim diyen İslam Peygameri`nin (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmeti bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığını savunur olmuştur. İslam tarihinde yaşanan fitne olaylarını araştıranların üzerinde durduğu en temel sebeplerinden biri de kayırmacılıktır. Kayırmacılık başkalarının hakkına tecavüz olup toplumsal çöküşün de başlangıcıdır. Bu şekilde süregelen İslam toplumu artık adaleti başka kapılarda arar oldu. Adalet hikmet gibi değildir. Her gördüğün yerden alamazsın. Adaletin temeli kendinden olacak ki başkalarına mahkum olmayasın. Biz ne bilgiyi almışız ne de adaleti ikame etmişiz. Sahip olduğumuz değerler adaleti yaşatmamızı, haksıza haksızsın demeyi cihat saymıştır. Bu değerleri rafa kaldırınca da olan oldu.

Aldıkları referansları kullanamayan müslümanlar bugün Batı`da adalet dilenir durumuna düşümüşlerdir. İslam beldelerinde yaşanan cinayetlerin hesabını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nde görme isteği hakimdir. Herkes birbirini Avrupa`ya şikayetle tehdit ediyor. Bunun ne kadar acı bir durum olduğunun farkına vardığımızda geç olmamasını umuyorum. Müslümanlar dünyaya adaleti yayma vazifesini yüklenmişlerdir. “Adalet mülkün temelidir” şiarına sahip olmalarına rağmen bunca adaletsizliğe maruz kalınması bir çelişki barındırıyor. Despotizmin hakim olması, düzenin korumacılığı, fitnedense zulmün yeğlenmesi gibi sebepler gösterilse de adaletsizliğin makul bir sebebi olmaz. İnsanların ekmek veya günlük yaşamları için gereken şartları bulabilmek için zulme rıza göstermiş olabilirler. Yığınları yargılıyamamız. Fakat İslam ümmeti adaleti göklere yükseltmekle sorumludur.

Ben adaletli olmazsam sizden kim adaletli olabilir diyen Peygamber`in (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmeti başqa milletlerden adalet beklememelidirler. Zulme başkaldırmak bir müslümanın iman esaslarındandır. Bugün Mavi Marmara vakaasından dolayı İspanya mahkemesinin verdiği kararla övünmek ve yetinmek aczimizin belirtilerindendir. Bu karar İslam ülkelerindeki mahkelemelerin olmalıydı. İslam ülkeleri adaletin ve insan haklarının merkezi konumunda olmalıdır. Dünyanın çeşitli yerlerinde zulme maruz kalmaları sebebiyle İslam ülkelerine akın etmeleri gerekirken ülkesinde bir az baskı gören kimselerin yüzünü tuttuğu yer Batı dünyasıdır. Halbuki, İslam İnsan Hakları Mahkemesi bu yargılanmayı yapmalı ve insanlar da çeşitli şekillerde zulme maruz kaldıklarında bu mahkemeye başvurmalı idiler. Lakin adaleti, insan ve vatandaş haklarını ihya/ikame etmediğimiz sürece dünyanın merkezi, insanların yüz tuttuğu bir diyar olma imkanımız yoktur. Ekonomik gelişmişliğimizin, dini yaşama oranımızın artmasına rağmen insanlara düşüncelerini korkusuzca ifade hürriyeti verilmezse adil yani bir İslam toplumu olamayacağız. Adalet denildiğinde İslam beldeleri akla gelinceğe değin çalışmak zorundayız.

Son zamanlarda mülteci sorunu ile karşı-karşıyayız. Konumuz olmadığı için bu sorunun sebeplerini tartışmayacağız. Konumuz itibariyle soracağımız soru şu: mülteciler müslüman, peki neden Suuda veya diğer müslüman ülkelerine değil de Avrupa`ya gidiyorlar? Cevap belli. İnsan hakları ve özgülükleri, adalet, bireysel ve toplumsal yaşam için gereken koşullar, vatandaşılık hakları, devlet-vatandaş ilişkilerinin iyiliği, ekonomik girişimcilik için gereken fırsatlar ve piyasanın özgürlüğü müslümanların İslam ülkelerine değil de Batı`ya gitmelerine sebeptir. İslam dünyasnın ekonomik, sosyal ve kültürel alanındaki zaafları giderilmediği sürece bizden kopan olur da bize doğru gelen olmaz.

Dünya adaletle ihya olur.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu