img

Dr. Ali Cihan Kurt

27 Kasım 2015 23:00

“Muhalif” olmakla “Hain” olmak arasındaki ince çizgi ve İçimizdeki RUS’lar...


Son zamanlarda çok sayıda ibretlik olaylar yaşıyoruz. Hem içeride hem de dışarıda yaşananlar toplumumuz açısından ders niteliğindedir.  Önceleri iç ve dış olaylar birbirlerinden daha keskin çizgilerle ayrılırken dünya küçüldükçe bu ayrım giderek azalmakta ve bizler olaylar fırtınası içinde bir o yandan bir bu yana savrulmaktayız. İnsan bazen sağlıklı ve mantıklı düşünme yetilerini bile kaybedebiliyor. Örneğin, ülke çapında büyük bir elektrik kesintisi yaşandığında “Tayyip seçimlerde elektriği kesecek, onun için deneme yapıyor” bile demiştik.  Diyarbakır’da, Suruç’ta ve Ankara’da patlayan bombaların gerçek faillerini aramak yerine kolaycılığa kaçıp “Tayyip yaptı” deyiverdik. Ülkede ortaya çıkan kaos ve terör ortamının en çok iktidarı yıpratacağını bile bile bunları söylemekten çekinmedik. Hatta bombaları patlatanlar bile durumu anlamakta zorluk çekti diyebilirim. Türkiye’nin Işid’e destek verdiği söylentilerine de hemen inandık ve gerçekmiş gibi sarıldık.

Türkiye’de ilkesiz ve kendisini sürekli muhafazakar, dindar, köylü, milliyetçi ve Anadolu’lu kitleye karşı konumlandıran ve zaman içinde kendi söylediğiyle sürekli çelişen bir kitle var. Öyle ki birileri topuyla silahıyla kapımıza dayanıp varlığımıza kastetse ülkedeki muhafazakarların konumuna bakıp düşmandan yana olacaklar. Bunun en son örneğini Rus uçağının düşürülmesinde yaşadık. 2012’de Suriye’de silahsız keşif uçağımız düşürüldüğünde ve 2 kahraman pilotumuz şehit olduğunda hakaret ve küfürler savuranlarla, geçen aylarda sınırda düşürülen insansız hava aracını küçük bulup dalga geçenler aynı kişiler. Peki kimle dalga geçtiler? Türk Hava Kuvvetleri. Esasen o kadar küçük bir hava aracını bile keşfedip anında düşürme başarısını gösteren Türk Hava Kuvvetlerimiz ile dalgalarını geçtiler. Hatta “sıkıyorsa Rus uçağı düşürsenize” dediler. Tarih işte. Hepimize ibretlik olaylar yaşatacak ya tam üstüne bir Rus uçağını düşürdük. Peki şimdi bu aynı kitle ne yapıyor dersiniz. Bu defa da Rusları haklı çıkarmak ve Türkiye’nin nasıl bir hata yaptığını anlatmakla meşguller.

Ruslar gazı kesecek, yeniden vize gelecek, turizm darbe yiyecek, müteahhitler işsiz kalacak, ekonomik olarak çökeceğiz vs.. Bunların daha fazlasını sıralamak mümkün. Ancak nedense bu insanlar Rusya ne kaybeder? sorusu ile hiç ilgilenmiyor. Çünkü gönüllerinden geçen bir tek şey var. Türkiye kaybetsin, zarar görsün, perişan olsun ve biz bunun faturasını iktidara, Tayyip’e çıkaralım ve bunlar gitsin. Giderken de vatan gitsin önemli değil.  Seçimle başa gelmiş siyasal iktidarı gayri ahlaki yöntemlerle iş başından göndermeye çalışmak meşru iken, bütün dünyaya angajman kurallarımızı defalarca ilan etmişken sınırlarımızı ihlal eden yabancı uçağı vurup düşürmek gayri meşru. Sınırlarımız içinde egemenliğimiz olmadan yaşayabiliriz ama Rus gazı olmadan yaşamayız.

 

MİT TIRLARI ve CAN DÜNDAR olayı...

Başımıza gelen olaylar işte.. Bütün suç onlarda. Yoksa biz hain falan değiliz. Sadece muhalif olduğumuzdan bu halimiz. Tam uçak meselesini hazmediyorduk ki bir de başımıza Can DÜNDAR’ın tutuklanması çıktı. Müthiş malzeme. Tam zamanıdır basın özgürlüğü, diktatörlük vurgusu yapmanın.

Peki olayı hatırlayalım. MİT tırlarının insani yardım değil de silah taşıdığını fotoğraflarla duyurmuştu gazetede. Fotoğrafları kendisi veya ekibinden birileri çekmedi. Paralel çetenin polisleri o hain tuzağı planladıklarında çekilmişti o fotoğraflar. Aklı selim olan herkes aslında o tırlarda insani yardım olmadığını biliyordu. Akıl var mantık var insani yardım MİT’in tırlarıyla gider mi? Hatta o zamanlar o tırların IŞİD’e destek amaçlı gönderildiği söylentisini alttan alta pompalıyorlardı bize. Biz de yutmuştuk. Bu malzemeyi de en iyi şekilde kullandık. Çünkü kutsal bir hedefimiz vardı ve o kutsal hedefe ulaşmak için her türlü yalan mübahtı. Tayyip gitsin. Türkiye uluslararası camiada suçlu konumuna düşsün, teröre destek veren ülke olsun. Bunun bir önemi yok. Çünkü biz hain değil muhaliftik.

Can DÜNDAR’ı bugün bu duruma getiren yalan haber yapması değildi. Haber yapmak uğruna omurgasız ve ilkesiz duruşuydu. Kendi ülkesini zor duruma düşürmek pahasına paralel çete ile işbirliği yapıp o fotoğrafları yayınlamasıydı asıl sorun. Bir gazete ve gazeteci düşünün. Önlerine bir haber ve haberi destekleyen fotoğraflar servis ediliyor ve bu durum benim ülkeme zarar verir mi acaba diye düşünmeden gazetecilik adına! hemen baskıya yetiştiriyor. Ama biz muhalifiz hain değil. Yaptığımız da gazetecilik. Her türlü kitle iletişim aracının bir çeşit silaha dönüştüğü günümüz dünyasında muhalif bir gazete ve yaptığı haber kutsal hedefimize ulaşmak bir çeşit silah değil, sadece habercilik.

Tamam tamam siz sadece muhalifsiniz, hain değilsiniz.

Biz de bildiğiniz safız.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu