img

Daşdemir Mahmandarov

19 Kasım 2015 14:56

Birinin teröristi, diğerinin özgürlük savaşçısıdır


Konu uzun zamandır dünyaya malum. Malum olmasına rağmen bir çözümü de bulunmuş değildir. Terörü her millet, her toplum yaşamaz. Terör herhangi bir şiddet eylemi ya da bir öldürme vakası da değil. Öyle olsaydı eğer Kabil`den bu yana terörün varlığından bahsedebilirdik. Terörü diğer şiddet olaylarından ayıran temel faktör siyasi amaçlar doğrultusunda organize edilmiş bir eylem olmasıdır. Bu tür şiddet eylemleri eski zamanlarda da olmuştur. Lakin yirmibirinci yüzyılda terörün varlığını bu kadar belirgin kılması tartışılması gereken bir konu. Yirminci yüzyıl milyonlarla insanın ölmesiyle sonuçlanan dünya savaşları ve diğer katliamlara şahit olmasına rağmen terörden bu denli bahsedilmemiş ve terör dünya gündemini de bu kadar işgal etmemiştir. Sebep o dönemdeki terör eylemlerinin mahalli olması ve tek tek ülkeleri ilgilendirmesiydi. 11 eylül olaylarından sonra yeni dünyanın güç odağı olan ABD terörün uluslararası boyutta bir değerlendirmeye tabi tuttu.

Artık terör uluslararası bir güvenlik sorunu olarak karşımızdadır. Bu sorun karşısında ne dünya devletleri ortak bir mücadele planına varabilmiş, ne de terör mağduru ülkeler hala bu işin çözümünü bulabilmiştir.

Herşeyden önce terör konusunda da ne devletler düzeyinde ne de bilim adamlarınca ortak bir tanıma ulaşılamıyor. Her şeyde önce terör olgusunun omurgası şiddettir. Bu bağlamda terör ilk olarak hukuki bir suçtur. Stratejik amaçlara sahip olması itibariyle de ilan edilmemiş bir savaştır. Siyasi olarak bakıldığında da bir ideolojidir. Dışarıdan bakıldığında çılgınlık, hatta bir deliliktir. Terör eylemini gerçekleştirenler içinse hedefe ulaşmak için tek yol budur. Bunların hepsini kapsamasına rağmen terör tek başına bunların hiç biri de değildir. Bu sayılanların ilişkisel bileşimidir. Bu sebepledir ki, terörün ne olduğu tam olarak belirlenememiştir. Tam olarak ne olduğu bilinmeyen bir şeyle mücadele yapmak da kolay olmasa gerektir. Terörden  sadece psikolojik bir olay olarak da bahsedemeyiz. Terör örgütleri psikolojisi bozuk insanların topluluğu değildir. Terör siyasi, ekonomik, kültürel, dinsel ve eğitimle ilgili devinimlerin etkisinde gerçekleşmektedir.

Terörü bir tiyatro olarak da görebiliriz. Bu da terörde haklı haksız kavgasını içermektedir. Seyircilerin nefret, korku, sempati hatta sevgi, kızgınlık gibi duyguları kabartır. Bu tiyatro aynı zamanda ilham verir ve aydınlatır da. Sahne kuruludur çoktan. Oyuncular hiyerarşik olarak bölünmüştür. Bütün oyuncular aynı tiyatrodan. Çirkini ve kötüyü oynayanlar. Bir de iyi oynayanlar vardır. Polis. Oyuncular bilir birbirlerini. Fakat seyirci her şeyi gerçekmiş gibi algılar ve ona göre duygusal bakar olaylara. Bu yüzden sahnenin arkasındakileri görmez. Yöneticilerden ve senaryodan habersizdir seyirci. Seyirci taraf tutar. Bu sebepledir ki biri için terörist olan diğeri için özgürlük savaşçısıdır.  Durum öyle bir hal alır ki tiyatro seyirciler arasında gerçek olur. Ki şair bu durumu şöyle kaleme almıştır: “Baba katiliyle baban bir safta”.

İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra Ortadoğu`da yakılan ateş 21. yüzyılda daha da alevlenmiş ve tüm coğrafyayı sarmıştır. Son beş sene içerisinde Ortadoğu`da yaşanan sıcak gelişmeler bir çözüm sürecini gerekli kılsa da bu bölgede söz sahibi olmak isteyen ülkeler olayları körüklemek dışında bir iş yapmadılar. Özellikle de Suriye konusunda Çin, İran, Rusya, ABD, Türkiye ve Fransa`nın tökezlemesi çözüm üretmeyen yöntemlerinin sonucudur. Bunun yanı sıra mülteci sorunuyla karşılaşmayı da hiç beklemiyordu Batı devletleri. Ülkelerinin bombaladıkları insanları kendi sınırlarında gördükleri zaman bu işe çözüm aramaya başladılar. Bulacakları çözüm sadece kendilerine faydalı olur tabii. Avrupa`nın göbeğinde bir bomba patlar ve sorun çözülür. Hal böyleyken beklenen yapıldı da.

G20 ülkeleri Türkiye`de toplanmadan önce Paris`te patlayan bomba ciddi mesajlar içermekteydi. G20 ülkelerinin bu seneki toplantısında Suriye`deki iç savaş, Avrupa mülteci krizi ve İSİS`le mücadele de çözüm arayan konulardandı.  Ve tabii böyle bir toplantı öncesinde Avrupa`da patlayan bir bomba mülteci sorununu Batı ülkeleri için çözmüş oldu. Mültecileri sınırdışı etmek ve bir daha almamak. İSİS`le mücadele için de NATO kuvvetleri Suriye`ye girer. Her zaman olduğu gibi Batı`da patlayan bombanın yankıları Ortadoğu`da ta içten duyulur. Zira kuduz köpek gibi saldıran devletlerde yine aynı tasma var: “Demokrasi”.

Demokrasi referansını aldığı kaynaklar gibi iki yüzlü. Terörle mücdele amaçlı yapılan saldırılarla bu paltayan bomba arasında nitelik olarak bir fark yoktur. Sivilleri hedef alan, korku salan ve siyasi amaçlar hedefleyen her türlü müdahele biri için terör diğeri içinse özgürlük savaşıdır. Görünen o ki, tarihin sonu deyip kalan son insanı da öldürmeyi hedefleyen terör ve terörle mücadele terörü ile birlikte yaşamaya alışmak zorundayız. Zira günümüz dünyasında devlerlerarası savaşlardan daha çok insan ölmektedir çetelerarası çatışmalarda, trafikte, bireysel şiddet olaylarında. Bu sebepledir ki, şiddet olaylarında tam olarak kurtulamayız.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu