img

Gürbüz Sezgin

05 Kasım 2015 19:21

Eleştiri Kaybolursa


Son sınıfta aldığımız eleştiri dersi ve dolayısıyla defalarca okumaya doyamadığım Berna Moran'ın "Edebiyat Kuramları ve Eleştiri" kitabı eleştiriye aşık olmamı sağlamıştı. Okul bitip askerlik başladığında "Eleştiri" dergisi yayın hayatına girmiş, dergiyi parkanın içine saklayarak eğitime çıkıyor, 10 dakikalık molalarda heyecanla okuyordum. Eleştiri kuramına ilişkin ne çıkarsa okumaktan geri durmuyordum. Üniversitede araştırma görevlisi olur olmaz tek hayalim eleştiri derslerine girmek olmuştu ama tıfıl bir asistana o dersi vermediler malesef.

Aradan yıllar geçip bilgisayarın hayatımıza girmesiyle sert esen postmodern rüzgar aynı zamanda eleştiriyi de birçok kavramla beraber silip süpürmüştü. Bütün felsefi, edebi, sanatsal ekoller bir bir silinirken arkasından bakakalıyordum. Hiç unutmam, bir gün ressam bir arkadaşın atölyesinde resimler arasında dolanırken bir resim dikkatimi çekmiş, "ne kadar sürrealist resime benziyor" deyivermiştim ama arkadaşım şiddetle karşı çıkıp, "ne münasebet, o benim tarzım" demişti. O an anladım ki, hiçbir eser bundan böyle sınıflandırılamaz, başka bir eserle kıyaslanamaz, velhasıl eleştirilemezdi. Ne kadar hüzünlendiğimi anlatamam. Sanki aşkım beni terketmiş gibi hissettim. Üstelik bir daha dönmeyeceğini bilmek içimi acıtmıştı. Zaten aşk kavramı da eleştiri gibi bu dünyayı tamamen terkedip gitmemişmiydi...

Öte yandan, "beni kategorize etme" şarkıları, "sana ne, bana ne", "yaptım oldu" söylemleri ortalıkta cirit atıyordu, eleştirinin ölümünü ilan edercesine. Eleştirinin ölümü kayda geçtikten sonra pıtırcık gibi roman, şiir yayınlayan yayınlayana, sergi açan açanaydı. Ölçü ortadan kalkmıştı nasıl olsa. Her yazı "edebiyat", her yapıt "sanat" idi. Yeter ki bir yayınevi ile, bir sergi salonuyla anlaş, parasını ver, al sana yazar, sanatçı. Sayıları iyice azalan eleştirmenlerin görevi değişmişti. Eleştiri yapmak hatır gönül işi veya rüşvetle övme, göklere çıkartma, yüceltme, parlatma işine dönüşmüştü. Tabi sadece olumlu yazmak kaydıyla. Olumsuz eleştiri ancak düşman tarafa yöneltilebilirdi. Zaten yayınevleri ticarethanelere dönüşmüş, ancak ünlü yazarların eserleri basılır hale gelmiş, yeni bir yazarın ortaya çıkması ancak aristokrat kökenine veya dış güzelliğine bağlanmıştı.

Bütün bu gelişmeler doğal olarak edebiyat ve sanat mafyasını ortaya çıkardı. Bir şehri ele geçiren şairler, oyuncular, sanatçılar yabancı birinin kendilerinin izni olmadan o dünyaya girmesini engelleyebilir hale geldi. Bir ödül sözkonusu olsa o cemaatten biri jüri, diğeri yarışmacı olarak katılım yapardı. Elbette ödülü kimin alacağını kestirmek hiç de zor olmazdı. Öylesine ki, artık roman ve şiirden nefret eder hale gelmiştim. Ciddiyetsiz, estetiksiz, içtenlikten ve yaşanmışlıktan uzak bir sürü kitap süslüyordu kitapçıların raflarını. Nasıl olsa eleştiri yok, eleştirmen yok. Yaptım oldu, o kadar. Kim o yayının içeriğine bakıyordu ki zaten. Yayınevine parasını verip bastırdıktan sonra ortalıkta "yazarım" diye dolanabilirdiniz. Bir zamanların parayla satılan ünvanları gibi.

Sadece edebiyatla sınırlı kalsa yine iyi. Sanatta da aynı durum. Düşünsenize, yarışmalık sinema diye bir alan oluştu. Akademik sanata ne dersiniz... Soyluların sanatını soysuzların sanatından ayırmak gerekiyordu. Zira sanat aristokratların ellerinden kayıp gitme tehlikesi ortaya çıkmıştı. Ticarileşmiş sanatla soylu sanatı birbirinden ayırmak aristokrasinin soyluluğunu da koruyacaktı. Dolayısıyla soylu sanatı halktan korumak zaruriyeti doğmuştu. Öyle de oldu. öyle uluorta salonlarda sergiler açılmadı, filmler uluorta sinemalarda oynatılmadı. Hal böyle olunca da romanımsılar, şiirimsiler, sanatın imitasyonu, filmlerin komedisi, müziğin arabeski ve popu bize kaldı. Tabi postmodernizmin postu da.

Öyleyse, postmodernizme rağmen sanatı sanatçıdan, edebiyatı edebiyatçıdan kurtarmanın zamanı geldi demektir. Bu da ancak eleştirinin ve ekollerin yeniden doğuşuyla mümkün.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu