img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

21 Ekim 2015 00:45

Fanatik Gözlük


Dolaptan makarna tenceresini çıkardım. Makarnaları soğuktan birbirine yapışmış halde gördüm. “Gördün mü, makarnalar bile normal olmayan şartlarda birbirine yaklaşıyor, sığınıyor, sokuluyor. Isıttığımda aralarında mesafe olmasını isteyecekler,” diye geçirdim aklımdan. Hatırıma refahta dağılan aileler, cemaatler, milletler geldi; iştahım kaçtı vesselam.

Sonra birden bir ışık çaktı kafamda. Makarnayı pişirdiğim an düşünce aklıma şaşırdım, onların çoğu pişerken yapışmışlardı zaten. Neyi görmek istiyorsam onu görmüştüm tencereyi çıkardığımda. Mantıklı bir metafora benziyordu üstelik. Kurduğum bağlantı yüzünden iştahım kaçmıştı; sanki o an, daha önce takmadığım bir gözlük takmış ve o gözlükle hayatı yorumlamıştım.

Gözlük takmak alışık olduğum bir şey. 2.25 miyop artı astigmat. Net görebilmek için gözlüklere ihtiyacım var. Bazen metafizik gözlükler de takıyorum, örneğin, suizan gözlüğü, zan nesnesi sevdiğim biriyse hüsnü zan gözlüğü, kâğıttaki resmi benim çocuğum çizmişse kusurları örtme gözlüğü, bir hatayı benim akrabam yapmışsa kayırma gözlüğü, ben bir hata yapmışsam mazeret arama gözlüğü, bir yabancının yaptığı iyi işe kusur bulma gözlüğü… Ne kadar fenaymışım değil mi?

Bir gözlüğü atıp başka bir gözlüğü takmamız an meselesi. Gün içinde farkında olmadan yaptığımız, otomatiğe bağladığımız bir alışkanlık. Bir kişiyi kusurlu görmek için bir seferliğine taktığımız gözlük, başka gözlükler ardında da o kişiyi kusurluyu görmemize yetiyor. En önemli handikabımız bu; bir durum için söz konusu olan davranışı genele yaymak, o davranışı kişinin kusurlu yanı olarak kabul etmekle, hayatımızdaki o kişinin ipini çekmiş oluyoruz. Artık ağzıyla kuş tutsa bize yaranamaz. Hükmü verilmiş, dava dosyası rafa kaldırılmış, sahte bir haklılık duygusuyla günü kurtarmışızdır.

Peki biz nasıl adil olacağız?

Misal; kimi ideoloji gözlüğüyle yobaz görüyor beni, kimi mükemmeliyetçi gözlüğüyle günahkâr, kimi bir dizi karakterine benzetip tüm varlığımı çöpe atabiliyor, kimi de tüm kusurlarımı örterek kendine dost seçiyor. İnsanın seçimleri neyi nasıl göreceğine karar vermekle başlıyor. Gözün gördüğüne tanımak için mi bakacağız yoksa ondan bir çıkar elde etmeye mi bakacağız?

Beden dili uzmanlarına göre bir kişiyi nasıl göreceğimize ilk 3-5 saniyede karar veriyormuşuz. Hızla akıp giden zaman düşünülürse oldukça uzun bir süre. Gözlükleri kullanma biçimimizi çabuklaştırmak için çocukluğumuzdan beri denemelerle, yanılmalarla epey zaman harcadık. Hayatta durup bakacağımız nirengi noktalarını seçerek, kendimizi yetişkinliğe hazırlamış olduk. Bazı gözlüklerimizi yanımızdan hiç ayırmadık, bazılarınızı işimize geldiği gibi kullanmaya devam ettik ve en nihayetinde, hayat bizi adil olma noktasında defalarca sınıfta bıraktı. Ya adaletsizliğe uğradık ya da bizzat biz adaletsiz olduk. Bir tarafta durmakla bir tarafın fanatiği olmayı birbirine karıştırdık. Irkına, mezhebine bakmaksızın işi ehline vermek yerine, işi benden olana vermeyi bir tuttuk. Herkes kendi tarafının ölüsünü süsledi, herkes kendi tarafında yaşanan acının yasını tuttu, herkes bir gözlüktür tutturdu.

Ya adalet? İlişkilerde adil olmak için bazı gözlüklerin bilinçli olarak kırılması gerekiyor. Birbirimizi parti, mezhep, ideoloji gözlükleriyle gördüğümüz sürece ilişkilerimizde hep bir şartımız olacak: “Seni sayacağım ama önce benim sevdiğimi sevmen / benim gözlüğümü takman / benim putuma tapman gerek.” Dayatmanın olduğu yerde ne samimiyet olur ne de adalet ve birlikte yaşamak. Dayatmanın olmadığı yerde ise herkes kendi duruş noktasından bakabilir, “Lekum dînukum veliye dîn” diyerek bazı gözlüklerini birlikte yaşamak adına feda edebilir.

“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” 4/135

Sınav çetin, pek çetin vesselam. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu