img

Gürbüz Sezgin

19 Ekim 2015 19:46

İbn-i Sina Ödülleri mi.. Neden Olmasın..


Yıl 1896 ve "Ölüm taciri öldü" diye bir başlık atmıştı bir gazete, Nobel'i kastederek. Zira ünlü kimya mühendisi dinamitin mucidiydi. Hatta çalışmaları sırasında kendi kardeşi ve 4 kişi patlamada ölmüştü. Elbette bu bir kazaydı ve onun bilim adamlığına toz konduracak bir olay değildi. Gazetenin işgüzarlığı diyelim geçelim. Zaten kendisi de dinamiti bulmaktan hoşnut değildi, bundan da gurur duymuyordu. Pişman olduğunu söyleyenler bile vardı.

1901 yılında Nobel adına ödüller verilmeye başlandı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisinin fizik, kimya ve sonrasında ekonomi alanlarında; İsveç Akademisinin barış alanında; Karolinska Enstitüsünün Tıp alanında; Norveç Nobel Akademisinin de edebiyat alanında dünya genelinde değerlendirme sonucunda bahşettiği ödüllerdi Nobel Ödülü.

İşin içinde değerlendirme olduğuna göre belli kriterlerinin olması da kaçınılmazdı. Bilimsel, toplumsal ve sanatsal kriterlerin yanında başka kriterler de var mıydı kuşkusu her zaman varola geldi. Ödülü veren akademilerin üyelerine bilimsel güven değildi sorgulanan. Perde arkasında, bilimin ve sanatın ötesindeki niyetler öne çıkıyor muydu? Zira ödüle layık görüldüğü halde reddedenler de oldu. En son olarak Cumhurbaşkanımız da kuşkusunu dile getirdi. Boş bir kuşku da değildi. Zira bu kuşku yıllardır sessiz bir şekilde dile getirilen bir kuşkunun yüksek sesle dillendirilmesiydi.

Kuşkuların başında özellikle edebiyat ödülünün az gelişmiş ülkelerdeki muhalif yazarlara verilerek o ülkenin iktidarına politik bir baskıya dönüştürülmesi geliyordu. Aynı şekilde barış ödülünün de gelişmiş ülkelerde zayıf düşmüş iktidarların başındaki politik kişiliğin yüceltilmesinin, canlandırılmasının bir vesilesine dönüştürülmesi çabasıydı. Son mülteci krizinde Almanya şansölyesinin barış ödülüne aday gösterilmesi hakkındaki çıkışlar bu niyeti görünür hale getirmişti. 

Nobel ödülleri şaibeleri ayyuka çıkması ve Cumhurbaşkanımızın tepkisi akıllara alternatif bir ödül sisteminin ortaya çıkabileceğini getirdi. Neden olmasın.. Mesela İslam dünyasının simgesi haline gelmiş, tıp, fizik, geometri, felsefe, doğabilim, psikoloji alanlarında çalışmalarıyla bilinen, dünyanın saygı duyduğu çok yönlü bilim adamı ve filozof İbn-i Sina adına alternatif, şaibesiz bir ödül sistemi kurulamaz mı.. Batı karşıtı değil elbette ama Doğu'nun gür sesi olarak. Saygısından hiç kuşku duyulmayacak bir sistem.

Elbette politik olmaması, yine bilimsel veya sanatsal bir akademi veya kurulun titiz incelemesi sonucu, din, dil, ırk, siyaset gözetmeksizin, kimsenin itiraz edemeyeceği bir ödül olmalı herşeyden önce. Ödülün verileceği alanlar değiştirilebilir tabi. İbn-i Sina'nın adına layık, adını gururla taşıyacak alanlar olmalı. Aynı zamanda islamın değerlerine de ters düşmemeli, islam ahlakını yansıtabilmeli. Son yıllardaki Batı-Doğu kültürleri ayrıştırılmasına inat, kardeşliği temsil edebilmeli. Suni olarak yaratılan islamofobinin izlerini silebilmeli.

Benim naçizane önerim, olası bir İbn-i Sina ödüllerinin insani yardım, tıp, mühendislik, bilişim, felsefe/sosyoloji ve estetik dallarında verilmesi.

Yakışmaz mı..

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu