img

Gürbüz Sezgin

25 Eylül 2015 09:54

Annemin Ahlakı ve Sol


Bir önceki yazımda (değişik bir müslüman olma hikayesi) annemin ahlakı ve bu ahlakın sosyalist anlayışla uyuşmazlığından bahsetmiştim. Kimi arkadaşlarım bunu açmamı istedi. Öncelikle belirtmeliyim ki, annem bana hiçbir şey öğretmedi. Nerdeyse topu topu 10 kelimeyle konuşan, konuşmayı da sevmeyen, okuma yazması olmayan bir insandı ama insan gibi bir insan. Ne öğrendiysem onu gözlemleyerek, daha doğrusu onu üzecek bütün davranışlardan kaçınarak öğrendim. Zaten sorumluluklar ve zorunluluklar altında ezilen bir insanı üzmek herhalde en büyük günahtı benim için. O dönemlerde hep ateist olduğumdan, günah kavramını kullanmaktan kaçınsam da, onun yerine koyacak benzer bir kavram bulamadığımdan içsel bir kavram oldu bende.

Sahi, neydi annemin ahlakı?

-Hak etmediğin hiçbir şeye sahip olma, hatta kimseden talep etme. Ancak iyi niyetle ve karşılıksız sunulan yardımı kabul edebilirsin o kadar. Sahip olmak istiyorsan çalışacaksın ve sahip olduğunun bir kısmını da ilerde zor günler için bir kenara ayıracaksın.

-Hiç kimseyi kendinden küçük görmeyeceksin. Zorlamayacak, yukarıdan bakmayacak, dalga geçmeyeceksin. Herkesin kendine göre bilgisi, becerisi ve saygınlığı vardır. Kendininki hiçbirinden üstün değildir.

-Bir insanla anlaşamıyorsan öfkeni tut, kavgadan uzak dur, gerekirse onunla ilişkini kes. Haklı bile olsan kavga etmek kabul edilemez.

-Her zaman gösterişten uzak dur. Sadelik, saydamlık, netlik, içtenlik, açık sözlülük yeğdir. Toplulukta sivrilme, anlatan değil, dinleyen ol. Akıl verme, aklı paylaş.

-İnsan kaybetmekten korkma. Yalanla insan kazanma. Doğruyu söylediğin için kaybettiğin her insan aslında bir kazançtır. Çevrende az ve öz insan olsun. Bu yüzden yalnız kalmaktan çekinme.

-Kendine ihtiyaç yaratma. Aslolan muhtaç olmamaktır. Gereksiz sahip olduğun her şey aynı zamanda sorumluluk olduğundan gereksiz sorumluluklarla hayatını mahvetme.

-İyice düşünmeden, ölçüp biçmeden karar verme. Bütün başarılar gibi bütün başarısızlıklar da sana aittir, kendinden başkasını suçlama. Başarılarından dolayı da gururlanma.

-Kendine kesin hedefler belirleme. Esnek ol ve her türlü yaşama hazırlıklı ol. Hayatı kendine uyduramazsın, sen hayata uyacaksın.

-Kimseden borç isteme, kimseye borç verme. Yardım edeceksen, gerçekten muhtaç olan, dilenmeyen, samimi ve mağrur insanlara yardım et ve o yardımı unut.

Peki, önceden içinde bulunduğum sol, sosyalist, anarşist camianın ahlakıyla annemin ahlakıyla örtüşmeyen, hatta çatışan neydi?

-Bu çevrede insanlar değerli ve değersiz olanlar diye ayrılır. Değerli olman için en az orta sınıftan olman, aristokrat zevk ve beğenilere sahip olman, mutlaka bir titrin, kariyerin olması gerek. En radikal gruplarda bile bir toplulukta konuşan hep o grubun ağababalarıdır. Diğer herkes emirlere uymakla, söz dinlemekle mükelleftir. Her oluşumda 3 grup vardır: 1-Karar vericiler 2-Kararları uygulamakla sorumlu olanlar 3-Kararları yerine getirenler. Hiçbir grupta eşitlik sözkonusu değildir, tüm eşitlik söylemlerine rağmen.

-İlişkiler çıkarlar üzerine kuruludur. İlişkiler, paylaşmak, dayanışmak değil, el koyma, üzerine yatma, yok sayma, emir-komuta anlayışına dayanır.

-Sonuçlar önemli değildir. Kaybedilecekler-kazanılacaklar hesabı yapılmaz. Aslolan eylemin kendisidir. Doğruluk değil, duyulmak önemlidir.

-Entrika olağan bir şeydir. Amaç uğruna her şey mübahtır. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur. Ahlak, etik, ilkeler daha geri plandadır.

-Başarı örgüte aittir, başarısızlıklar da uygulayıcıların. Karar vericiler asla suçlanamaz.

-Karar vericilerle uygulayıcılar aynı mekanlarda bulunamazlar. Sadece emirleri iletmek üzere birarada bulunabilirler.

-İllegal örgütlerde sempatizanlar uyduruk bir eylemle fişlenmesi sağlanır. Fişlenen örgüt üyesi böylece örgütün askeri haline getirilir, sosyal çevresiyle ilişkisinin kesilmesi sağlanır.

-Anarşist gruplarda uyuşturucu yaygındır. Hayat barlarda geçtiği için yoksullar dışlanır. Gece içip gündüz uyunduğundan içlerinde pek çalışan bulunmaz.

-Kimse kimseye güvenmez. Karar vericiler mutlaktır, geri kalan herkese şüpheyle yaklaşılır. Yeni katılan herkes alternatif bir haindir. Hain olmadığını kanıtlamak zorundadır.

-Güzel kadınları paylaşım kavgaları yaşanır. Zorlama yoktur ama herkes herkese asılabilir. Sadakat iğrenilecek bir kavramdır. Özellikle anarşist gruplarda gecelik ilişkiler geçerlidir, evlilik yadsınır.

İşte tüm bunlardan dolayı hiçbir grubun içinde uzun süre tutunamadım. İslami camiadan da bihaber olduğumdan hep bireysel takıldım. Ak parti iktidar olup islami camia görünür hale gelmeseydi hala hayatı anlamsız ve gereksiz olarak sürdürüyor olacaktım. Geç oldu ama güç olmadı en azından.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu