img

Gürbüz Sezgin

14 Eylül 2015 20:32

Değişik Bir Müslüman Olma Hikayesi


Köyden kente göç etmiş yoksul bir ailenin 8. çocuğu iseniz ve erken yaşta yetim kaldıysanız yapacağınız tek şey vardır: herkesten daha fazla çalışıp bir an önce hayatınızı kurtarmak, kimseden yardım gelmeyeceğinin bilinciyle.

Üniversite yılları gelip çattığında iki kutuplu dünyanın ezilenlerden yana olduğunu söyleyen, kendi devriminizin ötesinde toptan bir devrimi savunan sosyalizme ayak uydurmanız zor olmaz heralde. Ancak annenizin ahlakını sosyalizmde bulamadığınızda siyaseti bırakıp kendinizi felsefeye vermeniz kaçınılmaz olur, kendi siyasetinizi ve felsefenizi yaratmak için.

Zaten bir yıl sonra da askeri darbeyle bütün devrim hayalleri suya düşünce felsefeye daha çok asılırsınız. Artık bütün devrimi kendi içinizde kurmaktan başka çare yoktur ve dolayısıyla fransız edebiyatı derslerinde karşılaştığım varoluşçuluk kurtarıcınız gibi gözükecektir.

Sırt çantasıyla ve beş parasız yapılan yurt dışı seyahati bu yeni hayatın startı olacaktır. Kapitalizmin hediyesi deli gömleğini reddedip kendi varoluşumu hazırlayacaktım. Anne mirası ahlak özüm olacak ve o ahlakın üzerine bir varoluş inşa edecektim. Tabi bu arada evlendiğim için varoluş hikayesi ertelenmek zorunda kalacaktım.

Boşanana dek kapitalist hayat tarzı her tarafı sarmıştı ve herkes yalnızlaşmaya başlamıştı. Varoluşçuluğun insanları kapitalist hayat tarzına alıştırmak için ortaya atıldığını öğrendiğimde ve bir amaç kalmadığında kendimi nihilizmin kucağında buldum. Nihilizm, kutsallaştırılmış insanın iflasıydı.

İnsanlığın bütün sorunlarını, geleceğini omuzlarında hisseden, her sorunu çözebileceğine inanan insanın çaresizliği, çöküntüsüydü. İnsan her şeye kadir değilse ne işe yarardı ki.. Bu çöküntü içinde insan yapabileceğini bile yapamaz hale gelmişti. Ölüm artık tek kurtuluş haline gelmişti ve ölümü kutsanmaya başlamıştı.

Bu çukurdan çıkmak için ne kadar debelensem daha çok batıyordum. Tam da bu sıralarda bilgisayar ve cep telefonu, dolayısıyla internet yaygınlaşmaya başlamıştı ve bize bambaşka bir hayatın kurulabileceğini müjdelemişti. Bu hayatın adı postmodernizm idi. Postmodernizm ne bir ekonomik sistem, ne bir ideoloji, ne bir felsefeydi.

İyisiyle kötüsüyle bir hayat tarzıydı işte. Alışık olduğumuz kavramlar yıkılmaya başlamıştı. Hatta bazılarının ardından gözyaşı döksek de hiçbir şey nihilizmden daha kötü olamazdı. Zaten kimseden medet ummayacak insanlar için tek başına sosyallik yaşamaya da elverişliydi. Her ne kadar adına sanal dense de gerçeği yoktu ki zaten.

Doğrusu ayak uydurmakta hiç zorluk çekmedim. Hayat artık sürprizlerle doluydu ve bir hayat çizgisi oluşturmanız mümkün değildi. Akış halinde bir dereden oltanıza ne takılacak diye bekliyordunuz. Bazen çalı çırpı, bazen bir yayın balığı. Şans, kader, kısmet. En azından ölüm düşüncesini unutturmuştu ya, daha ne olsun..

Dünyanın postmodern felsefeci ve sosyologları insan putunu yıkmaya başlamıştı. İflas etmiş insanın çığlığı her yerde duyuluyordu ve bozulmuş, çürümüş modern ahlakın dışında yeni ahlak arayışları başlamıştı. Yenisi bulunamayınca unutulmuş din ahlakı tekrar hatırlanmaya başlamıştı. Hristiyan ahlakı canlanana kadar hiç unutulmamış islam ahlakı gizlendiği yerden çıkıvermişti. İslamın bu çıkışı hep ilk olmaya alışmış hristiyan dünyasının kıskançlığıyla islamofobiye yol açmıştı.

Bu korku dikkatleri daha çok islamın üzerine çekmişti. Bu zamana dek hiç ilgi duymadığım, biraz da küçümsediğim islamı araştırmaya koyulup, annemin ahlakıyla örtüştüğünü görünce çoktandır duymadığım heyecanla "evreka" demiştim. Ancak islam sadece bir mantık değildi. Önümde dağ gibi bir sorun duruyordu: mantığı inançla örtüştürmek. İnanca alışık değildim ne de olsa. Bu sorun düşünceyle aşılacak bir şey değildi.

Müslüman arkadaşlar edindim. Her birindeki temiz ahlakı gördükçe (birkaç istisna hariç), benim ateist olduğumu bildikleri halde gösterdikleri anlayış ve sıcaklıkla, politik uyumla kısa sürede (6 ay kadar) aşabildim. Geriye sadece bir cesaret gerekiyordu, onu da geçen gün buldum, abdestimi aldım, kelime-i şehadetimi getirdim ve müslüman oldum ve kendimi Allah'a teslim ettim. Hakkımda ne kılarsa kabülümdür, şevk ve heyecanla. Şimdi insan olduğumun daha farkındayım ve artık yalnız değilim.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu