img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

30 Ağustos 2015 23:14

XYZ


Dünyanın  X ekseninde ayaklarımızla dilediğimiz gibi hareket edebiliyoruz. Seyahatimizi hızlandırmak için havadan, karadan, denizden yatay hareket eden araçlar geliştirdik. Şimdi asansör inşa ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde çıkan bir habere göre; “Bir Japon inşaat şirketi binlerce kilometre yükseklikte uzaya çıkabilecek bir asansör yapmayı planlıyor. Obayashi isimli şirket, 96 bin km borularla inşa edeceği asansörün 40 yılda tamamlanabileceğini bildirdi. Otuz yolcuyu taşıyabilecek asansör saatte 200 km hızla uzaya fırlatılacak. Yaklaşık bir haftalık bir yoldan sonra dünyadan 36 bin km yükseklikteki bir platformda turistler inerek buradan yeryüzünü seyredebilecek. Buradan sonraki kısma sadece bilim adamları devam edebilecek.”

Evrenin Y ekseni de insanoğluna açılıyor artık. Yatay ve dikey gelişen teknoloji ve bilim yanında insan artık yeni bir boyuta ihtiyaç duydu, duyacak.  İnsanoğlunun içinde sonsuza dek uzayabilen Z eksenine. Dışımızda teknoloji gelişirken içimizde, ruhumuzda kullandığımız aygıtlar da gelişiyor. Bilgiyi seçişimiz, daha çok soru sormamız, eski terbiye araçlarını reddedişimiz, kendimizi anlamaya çalışmamız, bir şablon gibi gözlerimize takılan dürbün bakışlarımızı kırışımız bizi dünya hakkında bildiklerimizden şüpheye duymaya götürüyor. Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir, söylenenler yalan olabilir ve kafamızdaki sadece bir senaryo olabilir. Toplumlarda yükselen kaygı ve güvensizlik sadece terör haberleriyle oluşmuyor, at gözlüğümüz kırıldıkça kendimize bakışımızda da şüphecilik beliriyor ve aslında ne kadar samimi, güvenilir, dürüst olduğumuz sorusu zihnimizi bulandırıyor.

Enfüsten afaka kavranabilen bir hayatın içinde, ancak beş duyumuzun kabı kadar içebildiğimiz sonsuzluk karşısında altıncı bir duyu içimizi kemiriyor. İçimizde bir boşluk, yanımızda bir boşluk, çocuklarımızda bir boşluk, dostlarımızda, akrabalarımızda… 7 milyar insan, 7 milyar boşluk. İç evrenimizde bir karadelik uyarıyor bizi, ters giden bir şeylerin olduğunu, X ve Y ekseninde gezinerek bu boşluktan kurtulamayacağımızı haykırıyor adeta. Kendisini depresyon, kaygı gibi isimlerle ansak da; dünyadaki varlık nedenimizin farkına varmamızı, derinleşmemizi, biraz da Z ekseninde hareket etmemizi isteyen, olaylara ya da kişilere bağlanmaktan çıkıp ilkelere bağlanmaya davet eden istenmeyen elçiler sarıyor ruhumuzu.

Adem isimlendirdi, İbrahim kavramlaştırdı fakat her ikisinde ve ikisi arasındakilerde olmazsa olmaz olan şey, tüm gelişmelere eşlik eden ilkelere bağlılıktı. Olaylara, insanlara, isimlere ya da kavramlara bağlılığımız bizi bir asansöre bindirip Ay’a götürebiliyorsa da, yücelmek ancak ilkelere bağlılıkla oluyor. Sanırım varlığımız, seçtiğimiz ilkelerle anlam kazanıyor, vesselam.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu