img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

28 Ağustos 2015 13:12

Taşınamayan Yük


Ayet gayet net: “Allah kimseye taşıyamayacağı yük yüklemez.” Öyle ise hayat neden bu kadar ağır?

Allah’ın bizi sınadığı zorluklar, olaylar karşısında alacağımız tutumu belirlememiz ve en güzel davranışı sergileyip sergilemeyeceğimizin ortaya çıkması içindir. Allah, eylemlerimize kendisini şahit tuttuğu gibi bizi de şahit tutar. Vicdanımızı bu sınanmalar sayesinde çalıştırır ve meşrebimize en uygun güzel davranışı seçmemiz istenir bizden. İdeal olan bu olsa da pratikte sınanışlar karşısında bu kadar ideal bir tavır sergileyemiyoruz.

İslam’ın kendisinde olmasa bile kültüründe, bir kişiyi bir davranışından ötürü övmek neredeyse ayıptır. Onun şımarmasına, kendisini beğenmesine vesile olmaktan korkarız. Kendini beğenmek yine kültürümüzce ayıplanan ve istenmeyen bir haldir. Bir terbiye aracı olarak olumsuz geri bildirimleri sık kullanmanın sorunlu davranışı düzelteceğini umuyoruz. Aslında toplum olarak ne ekersek onu biçiyoruz. İstenmeyen bir halden kaçarken, ne yazık ki hiç istemeyeceğimiz başka bir hale yakalanıyoruz: Agresif toplum. Sorunlu davranışı düzeltmek için yaptığımız her eleştiri, kişide yeni olumsuz davranışlara, bu davranışlar da yeni olumsuz geri bildirimlere dönüşüyor ve biz artık övecek bir şey bulamaz hale geliyoruz.

Kuran’ın bireylere oradan da topluma yaptığı tavsiyelere bakalım: Gelen haberi araştır, ıslah et, adaletli ol, alay etme, ayıplama, lakap takma, zandan sakın, kusur araştırma, gıybet etme. Sanırım, olumsuz geribildirimlerin ‘sürekliliğini’ engelleyen davranışlardır bunlar.

Olumsuz geri bildirimlerin sürekliliği karşısında kişiye bireyselleşmekten, diğerkâmlıktan vazgeçmekten başka bir seçenek bırakmıyoruz aslında. Toplum olarak kendimizi köşeye sıkıştırıyor, yardımı sadece maddiyata indirgeyerek sorumluluktan kurtulduğumuzu sanıyoruz. Eğer Allah’ın dediği gibi iman edenler birbirinin yardımcıları ise, psikolojik yüklerimizi hafifletmek de bir iman meselesidir.

“Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?” Saffat 25

Kibir, gurur, aşırı hassasiyet… Allah’ın olaylara, olgulara Allah’ın yüklediği anlamlardan biraz daha fazlasını yüklediğimizde bizi ağırlaştıran ve kendimizi taşınamaz hale getiren yüklerden bazıları. İslam filozoflarının işaret ettiği gibi ilk günah kibirse, o kibre yol açan şey,  Allah’ın yüklediği anlamı beğenmemek, onu yetersiz ya da fazla bulmaktır. Bakara suresindeki Adem, İblis, Allah arasında geçen diyaloglar bu tabloyu sergiliyor. İblis’in;  Allah’ın Adem’e yüklediği anlamı beğenmemesi, Adem’in de Allah’ın o ağaca yüklediği anlamı anlayamaması –netice itibariyle beğenmemesi- sonucu Cennetten kovulması, bizim dünyaya Allah’ın yüklediği anlamdan fazlasını yüklememiz ve başarısızlığı tatmamız.

Kuranın tavsiyelerine baktığımızda; kusur araştırmanın –kendini yargılama mertebesinde görmekten dolayı- kibirden, adil olmamanın –tarafgirlikten dolayı-  kibirden, gelen haberi araştırmamanın –zannına güvenme ve tarafgirlikten dolayı-  yine kibirden kaynaklanması karşısında şaşkınım. Çünkü, ‘iyi niyet’le yaptığımız her terbiye etme girişimi, hem terbiye edilenden mükemmellik bekleyiyor, hem de terbiye edicinin kendini ‘tek doğru’ görmesi sonucu, çifte kavrulmuş bir kibirle baş başa bırakıyor bizi. Sonra gelsin tekfirler, yansın kafirler, kahrolsun aleviler…

Gizli, çok sinsi bir günah bu.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu