img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

19 Ağustos 2015 00:27

Klavyenin Kemiği


Son zamanlarda sergilediğimiz yeni bir hal mi bu? Yaşadığımız her duyguyu, aklımıza gelen her düşünceyi, her itirazımızı anında sosyal medyada paylaşmak, teşhirciliği yeni bir biçime mi sokuyor?

Sosyal medyadaki varlığımızın anlamı ile sosyal çevremizdeki varlığımızın anlamı ne ölçüde bütünleşik, ne ölçüde birbirinden ayrık (istatistiksel olarak) bilemesek de; sosyal medyada kullanılan dil, özellikle siyasi ve dini (mezhepsel) konularda, sosyal çevremizde kullandığımız dilden çok daha sert, itici ve kutuplaştırıcı hale geldi. Yüz yüze yaptığımız konuşmalarda kelimelere ruh veren mimikler, sesin tınısı, bedenin duruşu, konuştuğumuz kişi hakkında zihnimizde önceden verilmiş olumlu ya da olumsuz yargılar iletişimin daha sağlıklı akmasını sağlıyor. Oysa sosyal medyada tanımadığımız insanlarla yaptığımız tartışmalarda iletişim sadece kelimeler üzerinden yürüyor,  kısıtlı bir kanalda akan iletişime; duygular, fikirler sığmıyor ve daha hoyratça savruluyor kelimeler. Ucu sivriltilmiş ok, bilenmiş bıçak gibi kullanılan dil, tek darbede kesilebilen konuşmalar, hiç kimsenin hiç kimseyi hiçbir şeye ikna edemediği kısır bir ortam yaratıyor sonunda.

Her fikrin, her düşüncenin hatta her küfrün rahatça paylaşıldığı sosyal medyada paylaşımda bulunmak giderek bir ihtiyaç duygusuna dönüşüyor. Hissedilen duygulara kadar her şeyin paylaşılabilir olması, paylaşımların yaygınlaşması ve giderek paylaşmadan duramama haline geçiş; kendimizi teşhir etmenin, kendi varlığımıza şahitler aramanın bir yolu haline geliyor. Gerçek hayatta tanıdığımız insanlarla sınırlı olmayan sosyal medya dünyasında; yeni insanlar tanımak, yeni fikirlerle tanışmak gibi olumlu pek çok imkânlar sunsa da; kendimde de gözlemlediğim, yeni yeni ruhumda yer etmeye başlayan ‘paylaşımda bulunmayı bir ihtiyaç olarak hissetmek’ hali, bu halin yaygınlığını da göz önünde bulundurursak, başımıza iş açacağa benziyor.

Neyse ki topluca delirmekte bir sakınca yok. Hepimiz aynı teşhirciliği yaptığımız sürece toplumca yargılanmayacağız. Zygmunt Bauman’ın dediği gibi; “deli, sadece paylaşılmamış anlamlara verilen addır, delilik paylaşıldığı zaman delilik olmaz.”

Hadi yine iyiyiz, klavyenin de kemiği yok, vesselam.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu