img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

31 Temmuz 2015 16:34

YALNIZLIK


Tüm bedenim bir koro. Bazen bir vokal öne çıkıyor ama hep aynı vokal sürdürmüyor şarkıyı. Mikrofon elde ele dolaşıyor. Kimin hangi sırayla şarkı söyleyeceği konusunda çekişmeler oluyor, bazen kavga çıkıyor. Kalbim, elinden mikrofonu bırakmak istemiyor, bilincim tenor bir sese sahip, bazen tüm bunların toplamından soprano bir ses çıkıyor. Ben’i oluşturan her bir parçanın farklı tonda sesi var. Her bir parça dahi aynı ses tonuna sahip değil çoğu zaman. Kalbimin bas davullarını çaldığını duydum bir kez, beynimin keman dilinden konuşması şaşırtmıştı beni. İçimden çıkan müziğin titreşimlerinin duyulduğuna inanıyorum, gözlerle işitilebilen bir müzik icra ediyorum çünkü. Çünkü gözler de işitebilir, kulaklar görebilir, ağız koku alabilir ve burun elbette havanın tadına bakabilir. Ekşi bir koku duyar bazen burun, bir çocuğun gıdısında birikmiş balı fark edebilir göz, ellerim bir şeftaliye dokunduğunda onun tadına bakabilir.

Kalbim düşünüyor, zihnim duyumsuyor. Kalbim susuyor bazen, zihnim çölleşiyor. Bilincimin başı dönerken bilinçaltım sabitleşebiliyor ve ihtimaller o kadar fazla ki, bir dakika önceki halimden buraya gelmek, kayaları delen dev matkapların gücünden istiyor.

Şimdi, burda, oturduğum odanın penceresinden gökyüzüne baktığımda, tüm evrenden çıkan koroyu işitip işitemeyeceğimi düşünüyorum. Klima motorundan çıkan sese rağmen şarkılarını işitebildiğim serçeleri fark ederken,  karıncaların tınısını duymaya çalışıyorum. Kalp atışlarımın çıkardığı sesin dışarıya ne kattığını… Henüz hiçbir şey duyamıyorum ama o eşsiz müziği görebiliyorum. Güneşin trompet çaldığı o saatlerde içerde olmak akıllıca. Rüzgarın arp çaldığı saatler harikadır mesela. Toprağın papatya fışkırttığı o mevsim hele, bir ses cümbüşü adeta.

Gece olduğunda, içimin müziği daha sakinleşir, trompetler susar ya da yağmur yağdığında ney de eşlik eder yağmura yahut gök gürlediğinde davullar çalar. İçimin müziği dışımın müziğinden bağımsız değil, dışımın müziği içimin müziğini bastırsa da bazen.

Dünyanın en sevdiğim tarafı bu işte. Her şeyin sıradan görüntüsün altında yatan özgünlük… Her an bütünün  değişen görüntüsünü izlemek, müziğini duymak, değişen tatlarına bakmak. Ötekiyle beraber ötemizde, duyularımızın ulaşmadığı yerlerde çalan müziğe eşlik ettiğimizi bilmek; kendimizi yalnız hissettiğimiz zamanlarda bile, evrendeki müziğe bir tını katmaya devam etmek…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu