img

Gürbüz Sezgin

31 Temmuz 2015 12:52

Sömürgecilik, Emperyalizm, İmparatorluk


Bu kavramlar kuşkusuz sosyolojide en çok kullanılan ve ülkelerin birbirleriyle, daha ziyade zengin ülkelerin kendilerinden daha aşağıda gördükleri ülkelerle ticari, sosyal ve siyasal ilişkilerinin genel adlandırmasıdır. Daha da önemlisi ülkelerin dünyadaki yerlerini saptamaya ve önkabülüne yönlendirir. Psikolojik ifadeyle narsistik veya travmatik tanılarının konmasına, böylece normal/hasta olarak sıfatlandırmayı amaçlar. Herhalde bir zamanlar Türkiye hakkında söylenen "hasta adam" yakıştırmasını duymayan kalmamıştır. Ne de olsa hasta hastalığının, yani fakir fakirliğinin farkına varması gerekecektir.
Sömürgeciliği literatüre sokan kuşkusuz Ege kıyılarını göç yoluyla mesken tutmuş, ticaret ve deniz taşımacılığı yetenekleriyle, çoğunluğu Karadeniz etrafında 300 kolonisiyle İonyalılar olmuştur. Kültürlerini Hellenlerden almakla övünen Avrupalıların asıl aldığı bu sömürgeleştirme kültürünün olduğu çok açık. Ne de olsa bugünkü zenginliklerini sömürge kültürüne borçludur. Avrupanın o meşhur filozofları bile sömürge mantığının ahlaki tarafına değinmekten özenle kaçınmışlardır. Zira Avrupalı, hristiyan ve beyaz olmayan tüm dünya halklarının sömürgeleştirilmesine layık görülmelerinden utanacak bir yan bulamadıkları gibi övünç kaynağı olarak da görmüşlerdir.
Sömürgecilik, sömürge ülklerinin cahil, barbar, zenci, müslüman, budist halkların oluşturduğu ülkelerin bürokratik ve askeri yönetimlerine kendi adamlarını atamak suretiyle, o ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kendi ülkelerine aktarma şeklinde yürümüştür. Böylelikle dünya otomatikman ikiye ayrılmış olur: 1. dünya ülkeleri ve 3. dünya ülkeleri. Hatta aradaki farkı belirtmek için 2. sıra bilerek atlanılmış olmalı.
Öyle sanıyorum ki, 3. dünya ülkeleri, özgürlük ve kurtuluş savaşlarından ziyade, sömürge ülke yönetici ve askerlerin artık o "yabani" ülkelerde yaşamak istemediklerinden, kah çatışmalı, kah çatışmasız "özgürlük"lerine kavuşmuşlardır. Artık yerel yöneticiler atansa da sömürü farklı boyutta da olsa, değişen sömürü değil, sadece adı olmuştur. yani emperyalizm.

Emperyalizm, salt sömürge ülkelerinin kaynaklarının "rıza" yoluyla aktarılması değil, aynı zamanda Avrupa'da başlayan sanayileşme sonucunda sanayi ürünlerinin 3. dünya ülkelerine pazarlanmasını da içerir. Bir nevi sanayi sömürgesi sözkonusudur artık. Üretimin mahiyeti değiştiği gibi, biçimi de değişmiştir. Bundan böyle sömürgecilikteki biriktirme, yığma mantığı değişmiş, onun yerine elden çıkarma (satış) ve kiralama daha önemli hale gelmiştir. Zira maldan ziyade sermayeye gerek duyulmuştur.

Üretim yerlerindeki istihdam devasa boyutlara ulaştığından çalışanların hak mücadeleleri, grevler işverenleri zor durumlara düşürmüş, bu nedenle baskılar artmış, baskılara karşı da direnişler artmıştır. Sermaye belli bir doyuma ulaşıp, teknolojinin gelişmesiyle de emperyalizm dönemi kapatılıp postmodern imparatorluk dönemine geçilmiştir.

İmparatorluk, her şeyden önce 1. ve 3. dünya ayrımının ortadan kalkması sayılıyordu. Bu ayrımın yerini stratejik ortaklık konsepti aldı. Bir anlamda ticari ve siyasi ortaklaşmalı ülkeler topluluğu. Örneğin Çin-Rusya- İran-Suriye ortaklığına karşılık ABD-İngiltere-Türkiye-Irak ortaklığının kurulması gibi (Son dönemde İran saf değiştirmiş görünüyor).

Üretim biçimi de değişmiştir. Sanayi üretimi önemini korusa da, asli sermaye birikimi aracısı değildir artık. Daha önemli hale gelen, borsa oyunları, döviz kurlarındaki değişimler ve sigorta işlemleri olmuştur. Borsadaki malın değerinin şişirilmesi veya söndürülmesi yoluyla elde edilen sermaye herhangi bir grev riskiyle de karşılaşmamaktadır. Yine korkuların ve risklerin şişirilmesiyle oluşturulan sigortacılık piyasası hiç üretim yapmadan elde edilen tatlı kazançlar sağlamıştır. Güvensizlik yaratıp güven pazarlamanın ne riski olabilir ki.. Böylece zenginlik güven altında olmak, yoksulluk ise güvensizlik içinde debelenmekle eşdeğer hale gelmiştir.

Ne değişirse değişsin, tarih akıyor ve biz tarihi seyrediyoruz, kah neşeyle, kah korkuyla. Korkunun ecele faydasının olmadığı bilinciyle.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Savunma Sanayii Destekleme Fonu birikimi TL'ye çevrildi
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Amerika'daki FETÖ okulu satılıyor

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu