img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

26 Temmuz 2015 21:50

Ayna


Ellerimizle yaşamımızı örerken ömür ipini büker, dolar, düğümler, ilmekler atar, zincirler kurar, bazen sökeriz ama sonunda o ipi bitirmeye adaklı bir örnek çıkarırız kendimize. Her gün aynaya bakarak, ipin bizde bıraktığı izleri seyrederiz.

Ayna, her sabah kendimizi selamladığımız o tuhaf nesne; gözlerimizin bakamadığı tek yer olan o yegâne cesedimizi, yüzümüzü görür ve resmini çizer onun, aslını vermez kendimizin. Gün boyu başka gözlere sergilediğimiz benlik sergisine kendi bakışımızı da katar, yaşamışlığımız ve yaşanmışlığımıza dair başka gözlerin şahitliğinden bizi kurtarıp kendimize, kendimizin de şahit olmasını sağlar. Kendi bakışımız kadar acımasız ve şefkatli, kendi bakışımız kadar cesur ve korkak, en az kendimiz kadar aciz ve kuvvetli bir bakışla şahitlik ederiz kim’liğimize.

Fizik evrende kendimize dair bilgilere erişebildiğimiz hafızasız bir çıktıdır aynalar; sadece yüzeyimize bakar, derinimizi görmez, bakışlarımızı yorumlamaz, hiçbir görüntüyü kaydetmez, sadece o anı, o bakış anını resmeder ve çarçabuk siler. Metafizik evrende kendimize bakabileceğimiz yer ise kendi ölümümüzdür. Ölüm, tıpkı ayna gibi hafızasızdır, tüm yaşamı görmez, tüm ilmeklere bakmaz, eğilip bükülen ip umurunda değildir. Sadece o iple ördüğümüz yaşamımızın anlamına, desenimize bakar; tek bir çıktı verir ölüm, o da tüm yaşamımızın sonucu olan çıktıdır. Çoğu zaman “daha yapacak çok işim var” ile çıktı verir ölüm; bazen “garip geldim garip gidiyorum” der yahut “başka bir hayat mümkün”, “anlamı yok”, “ölüm bir kurtuluş”, “hazır değilim” vs.

Modern hayata dair yapılan onca eleştirinin arasında, haklı olarak ölümü yadsıma da yer alır. Ölümü yadsımakla,  aslında hayatı yadsıdığımız gerçeğinin üstünü örten modern hayattan mezarlıkları kovmamız tesadüf değil. Caddelerde, işyerlerinde, avmlerde, metrolarda bize ölümü hatırlatacak hiçbir şey yoktur. Her şey hayatı hatırlatır; avmlerde saate bile yoktur, güneş ışıkları büyük oranda engellenir, dışarı çıktığımızda kararmış havayla karşılaşmak bizi şaşırtır; zaman mefhumu yoktur, gezer, dolaşır, acıkır, film izleriz ama zaman akmaz.  Ölüm düşüncesi  bizden fersah fersah uzaktadır. İlginçtir, hastanelerde de ayna yoktur. Hasta, aynaya baktığında aslında kendi ölümüne bakar, hastanelerde aynayla ölümün çıktıları birbirine yakındır.

Aynaya bakıp görünüşümüze çeki düzen verdiğimiz gibi, ölmeden önce ölümün aynasına bakıp nefsimize çeki düzen vermek; aynaların varlığı kadar, aynalara duyduğumuz ihtiyaç kadar doğal ve yadsınamaz.

Hepimiz ölümü taşıyacak güçte yaratıldığımıza göre,  geceye selam olsun, gündüzleri hızla akan o yataktaki su durulunca açılan ölümün aynasında; her ilmeği, her bükülmeyi seyrederek değiştirebiliriz örgümüzdeki desenimizi.

Güngüz Vassaf’ın dediği gibi: “Yaşamın anlamı gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam,  gecenin konusudur.”

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
'Türkiye ile gizli bilgileri paylaşacağız!'

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu