img

Daşdemir Mahmandarov

12 Temmuz 2015 22:45

Cemaat(siz)leşme


Bağlılık düşünmemek demektir; düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir. George Orwell

İnsanlar, özellikle de Doğu/müslüman toplumları bireysel yaşamdan uzak durmaya özen gösterirler. Diğer insanlarla kaynaşmak ve birlikte yaşamak insan olmanın bir özelliği olmanın yanı sıra zikredilen toplumlarda daha çok kendine yer etmiştir. Doğu toplumları İslamla, dinle, mistisizmle, ruhsal veya duygusal bağlılıkla içselleşmiştir. Bu sebeple Batı akılcılığın merkezi iken Doğu duygusallığın mabedi olmuştur.

Bu duygusallık, dini bağlılıkla da birleştirildiği zaman muazzam bir güç ortaya çıkmıştır; Cemaat. İslam`ın da getirilerinden olan cemaat halinde olma direktifi bu yapılanmaya giden gruplar tarafından aşırı düzeyde içselleştirilmiştir. Cemaatleşme yapılanması birlikteliği, toplumsal yaşamın ağırlıklarını birlikte göğüslemeyi sağlasa da, kendi bünyesinde olan insanları bilinçsizleştirdiyi de açıktır.

Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından başlayan cemaatleşme beraberinde ötekileştirmeyi de getirmiştir. Önceleri mezhepler üzerinden yapılan tartışmalar daha da abartılı bir şekilde cemaatler üzerinden yapılmaktadır. Yirmi birinci yüzyıl ise cemmatlerin ve cuntaların asrıdır. Cemaatleşme analitik düşünceyi, başkalarının da haklı olabileceği düşüncesini, özeleştiriyi ortadan kaldırmaktadır. Cemaat yapılanmasının varlığını sağlayan duygusal bağlılıktır ve bu yapılanmada sorgulamaya yer yoktur. Akılcılığın ve eleştirinin olduğu yerde duygusal bağlılık olsa bile bir cemaat yapılanmasından bahsetmek mümkün değildir.

Bütün İslam dünyasından boy gösteren bu cemaatleşme aynı zamanda düşünme ihtiyacını da gidermiştir. Her şeyi cemaat önderleri bildiği için tabanın da sorularının cevabı hazırdır. Aynı zamanda kanaat önderleri olan bu cemaat liderleri bağlılığını kazandıkları insanları toplumsal ve siyasal olarak da yönlendirebilmektedirler. Bu durumdan istisna edebileceğimiz bir cemaat yapılanması yoktur.

Düşünmekten korkan insanlar da böylesi yapılanmaların ilk hedefi olmuştur. Düşünceyi rafa kaldıran bu yapılanmalar inançlarının, önkabullerinin ve inandıkları gerçeklerin yıkılmasından korkan, bu sebeple de düşünmekten ve sorgulamaktan kaçan yığınların sığınacağı olmuştur.

Bu durum siyasal yapılanmalarda da görülmektedir. Partilerin cemaatlere dönüştüğü, parti otoritesinin sorgulanmadığı, siyasal lidere karşı duyulan bağlılık bu coğrafyanın aşması gereken engellerdendir. Bu engeli aşması durumunda daha demokratik bir siyasal ortama kavuşabilecektir.

Cemaatleşmenin kaçınılmaz olduğu bu zamanda düşüncenin gerekliliğinin farkında olan insanların yapacakları şey gelecek nesillerle ilk irtibatı onların kurmasıdır. Bunu yapabilecekleri durumda düşünen, sorgulayan, körükörüne bağlılıktan kurtulmuş bir toplumun kurulmasını gerçekleştirebileceklerdir. Böylece herşeyi bilen, gören ve Tanrılık taslayan yapılanmalardan ya da liderlerin tahakkümünden kurtulmuş bir toplum oluşacaktır. Böyle bir toplumun getirilerinin çok olmasının yanı sıra en önemlisi insanların bilince sahip olmasıdır. Çünkü, insanları diğer yaratılmışlardan farklı kılan en temel faktör; bilinçtir. 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • Yaşar

    28 Eylül 2015 21:25

    Cevap Ver

    Bu çok girişte bir konu. Kısa bir makale ile anlaşılabilecek bir konu değil. Asıl tartışılması gereken cemaatsizleşmek değil, cemaatlerin yapısı olmalıdır.

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu