img

Gürbüz Sezgin

10 Temmuz 2015 19:53

Yemişim İktidarını..


"Dünyanın en önemli siyasal dönüşümleri nelerdir?" diye sorsanız iki fenomenden bahsederim. İlki, aristokrasinin siyasal, askeri ve kültürel iktidar biçimlerinden elinde sadece kültürel olanının kaldığı fransız devrimi, devrimden sonra da kaybettiklerini kazanma mücadelesi (ki bu döneme modernizm denilecektir); ikincisi ise, reel sosyalizmlerin yıkılıp aristokrasinin siyasal iktidar arzusundan vazgeçip kültürel iktidarını da kaybetmeme mücadelesi (ki buna da postmodern dönem diyoruz).

Kolay değil tabi. Yüzyıllardır neyin iyi, neyin kötü, hangi kitabın okunacağını, hangi filmin izleneceğini, hangi serginin gezileceğini, hangi müziğin dinlenir olduğuna karar mekanizması olmanın getirdiği üstünlük duygusu, özgüven, rahatlık, ilgi odağı haline gelmenin zevkini kaybetme korkusu. Siyasal iktidar olmasa bile hükümet kurulması aşamalarında robdöşambr kıyafetleriyle koskoca siyasi parti liderlerini evlerinde ağırlayıp koalisyon kararları almanın, yaptırımcılığın, belirleyiciliğin keyfinden olmak ve Olympos zirvesini kaptırmanın derin hüznü, sonsuzluk düşlerinin hayal kırıklığı ve öfke birikimi. "Savaş alanında kaybetsek bile masa başında kazanırız"ın iç huzurunun yerini "kaybedersek bittik" nihilizminin alması, dipsiz karanlıkta bütün savaş ahlakından vazgeçerek son kozları oynamak, eline ne geçirirse fırlatmak, "benden sonra tufan" diyerek ölümüne bir enerji sarfetmek, umutsuzluğun derin sularında boğulma hissiyle son çırpınışlar.
Malesef bu kez Godot gelmeyecek, karanlık boşluktan, kaostan bir düzen çıkmayacak bir daha. Psikologların, psikiyatristlerin teorik çıkarımları faydasız, kulaklara ulaşmıyor bile. Şen şakrak kadeh şakırtıları umarsız hüzünlere bıraktı yerini. Olympos'un eteklerine inmek mi, kendini boşluğa bırakmak mı seçiminden ve ediminden başka bir düşünce gelmiyor akıllara. "Küçücük, minnacık bir umut yok mu şu nankör dünyada?" serzenişleri yankılanıyor Olympos'ta.

Tek umut kalmıştı, o da karşı tarafın hata yapması. Dua edip Tanrıya da sığınamazlardı, lakin Tanrıyı çoktan öldürmüşlerdi ve dua da öğrenmemişlerdi. Tersine, bırakın Tanrıya sığınmayı, islamofobiyi silah olarak kullanacaklardı. Karşı tarafın gücünü, taktik ve stratejisini bilmiyor olmak ayrı bir acıydı. Zira şimdiye dek kendi güçlerinin aşırı bilinciyle karşı tarafı analiz etme gereği bile duymamışlardı.
Sahi karşı taraf ne durumdaydı? Sayıca üstündüler ama özgün silahları yoktu. Uzunyıllar savaşmamanın getirdiği yılgınlık ve çekingenlik hakimdi Hira dağında. Olymposluların modern(izm) silahlarına bir özenti bile duyuluyordu, bireysel özgürlük, demokrasi, tüketim, moda, çevre gibi. Ancak hala güçlü bir inanç kaleleri vardı. En büyük eksiklikleri ise kendilerine güvendi, her şey leyhlerine işliyorken bile.
Hiralıların hatalarının en başında, Olymposluların çoktan terkettiği ekonomizm hastalığı geliyordu. Hala yoksulluğun bir erdem, zenginliğin erdemsizlik olduğu düşüncesiyle, biraz da inançları gereği, kendi içlerindeki zenginleri dışlamak başlıca bölünme belirtisiydi. Oysa zenginlik, Seneca'nın dediği gibi, ne iyi ne kötü bir şeydi; belirleyici olan onun nasıl kullanıldığıydı. Elbette zenginin sofrası da zengin olacaktı ama zenginliklerini kaleleri onarmada kullansalar fena mı olurdu..
İkinci hata da, inançlıları inançlarının sağlamlığı ile kategorize etmekti. Hadislerdeki farklı yorumlar kalede ciddi çatlaklara yol açıyordu. Tek doğru, tek yol gibi anlayışlar Olymposlulardan kalmaydı. Ahlaki katılık, bilge insanların kaybolmasından dolayı aşılamıyordu. Kime güvenilebilirdi ki.. Tesettür kıyafetinin altına kot pantalon giymenin uygunluğuna karar verecek doğal merci var mıydı ve hangi kriterlerle?
Üçüncü hata ise (hata denir mi bilmem), estetik yoksunluğu, yetersizliği ve arayışıydı. Orta sınıflar büyüdükçe estetiğe gereksinim de o oranda büyüyordu. Ancak, estetiğin kriterleri hep Olymposlular tarafından belirlenirdi ve onları aşacak özgün kriterler bulunamıyordu. Ruha hitap eden müzik, resim nasıl olmalıydı, Olyposlularınkinden farklı olarak? Onların estetiğine duyulan hayranlık tıpkı fare kapanının peyniri gibiydi. Farelerin peyni
r düşkünlüğü ortadan kaldırılıp, mesela zeytin düşkünlüğü kazandırılabilir miydi? Fare aç kalamadığı gibi, insan da estetiksiz yaşayamazdı. Aksi taktirde, kabuğunu beğenmeyen civcivlerin sayısı giderek artabilirdi kaçınılmaz olarak.

Dördüncü hata, kendini anlatma, kanıtlama hastalığı. Olympos'ta yaşayan herkesin her yaratımını Olympos tanrılarına beğendirme, onların onayını alma gereksinimi duyardı. Kültür efendilerinin onayını almazlarsa Olympos'tan kovulmaları içten bile değildi. Bu yüzden ömürlerini Olympos tanrılarının tapınaklarında geçirirlerdi. Kurban kesmeden tanrıların inayetini alamazdın zira. Oysa Hira dağında tek bir Tanrı vardı ve kuralları belliydi. Üstelik kültür efendileri de yoktu. Tanrı'nın kurallarını bilen herkes doğal olarak Hira'da yaşayabilirdi. Hiralıyı Tanrıdan başka kim yargılayabilirdi ki.. Bu büyük avantajın değerini bilmemek, hala Olymposlulara özenmek anlaşılır bir durum değildi.

Beşinci büyük hata da, ele geçirme mantığı. Olymposlulara göre her şey ve her yer ele geçirilmeliydi, egemenlik altına alınmalıydı, kah hayran bıraktırarak, kah zor kullanarak. İster legal, ister illegal, yeter ki onun hakimiyetinde olsun. Oysa Hiralılara göre zaten her şey ve her yerin tek hakimi Tanrıydı. Ele geçirmek, egemen olmak bir anlamda Tanrının elinden almak, ya da Tanrının hakimiyetini tanımamak anlamına gelebilirdi. Tek savaş nedeni varsa, o da egemenlik altına girmemek savaşıydı. Legaliteyi ve illegaliteyi belirleyen de Tanrının buyrukları dışına çıkmamak, onun ahlakına sahip çıkmaktı. Geriye sadece yöntem sorunu kalıyordu. Neye göreliğin cevabı belliydi.

Ne demiş Üstad, iktidar boş bir gösterendir. Savaş iktidar için değil, onur için yapılırsa anlamlıdır, kazansan da, kaybetsen de. Yemişim iktidarını..

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu