img

Gürbüz Sezgin

04 Temmuz 2015 20:41

AKP-CHP Koalisyonu mu.. Yok Artık..


7 Haziran gecesi, seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz, havai fişekler eşliğinde Davutoğlu balkon konuşmasında zafer açıklamaları yaptı.

CHP oyları düşmesine rağmen seçimin tek galibi havasındaydı. Hele HDPnin keyfine diyecek yoktu ve sokaklara çıkıp, milli takım dünya şampiyonu olmuş edasıyla maytaplarla horon tepti. İlk açıklamalar Kılıçdaroğlu ve Demirtaş'ın AKP ile asla koalisyon yapmayacağı yönündeydi.

Herkes sevinirken Bahçeli, partisinin oylarının artışına rağmen yüzünde gülücük bile belirmeksizin hiçbir partiyle koalisyon yapmayacağını sert bir dille dile getirdi. Her ne kadar millet "koalisyon için elini güçlendiriyor" diye yorumlasa da, meclis başkanlığı seçimlerindeki tutumuyla ne kadar ciddi olduğunu gösterdi. Sanırım muhalefette olmanın nimetlerini sezmişti.

Hemen arkasından AKPnin oylarının düşme nedenleri analiz edildi, halen konuşulmaya devam ediyor. En çok dile getirilen HDP/PKKnın Doğu ve Güneydoğu'da tehdit ve şantajlarla halkı bezdirdiği, sandık görevlilerinin görevlerini yapmalarına engel olduğu idi.

Bazı köy ve beldelerde HDP oylarının ful çektiği iddia edildi ve kanıtlar sunuldu. Bu iddialar doğruysa -ki yalanlayan çıkmadı- hükümetin bu konuda acil önlemler alması, soruşturmalar açması beklenirdi ama nedendir bilinmez, kılını bile kıpırdatmayan Davutoğlu ve ekibi işi duymamazlığa getirdi.

Üstüne üstlük derhal koalisyon hesapları yapmaya başladı, hatta barış sürecinin devam edeceğini ısrarla vurguladı. İlginçtir, onun yerine Erdoğan bir kez dile getirdi olanları. Davutoğlu'nun bu tavrı hala sır ve çözülmeyi bekliyor.

CHP ve HDP, Bahçeli'nin sözlerine aldırmadan %60lık bloktan emin şekilde AKPye sözlü saldırılarına devam etti. MHPye başbakanlık koltuğunu bile feda etti ama meclis başkanlığı seçimindeki tavrıyla hayal kırıklığı yaşadı. Hatta iki parti birden Bahçeli'ye linç kampanyası başlattı.

Demirtaş, ilk başlarda, filmi tutmuş jön edasıyla ünlü olmanın, cilalanmanın keyfini sürdürdü. Onun da üst aklın vadettiği üçlü koalisyona inancı tamdı, ta ki Bahçelinin, HDPnin içinde yer aldığı hiçbir oluşuma destek vermeyeceği kesinleşene dek. Öfkeye kapılan Demirtaş, olası bir AKP-MHP koalisyonunun savaş anlamına geleceğini söyleyerek inceden inceye tehditler savurdu, Kandil'in eşliğinde.

Hatta HDP vekili Celal Doğan bu endişesini bizzat Beştepe'ye çıkıp Erdoğan'a iletti. Aslında tüm öfke önceden planlanan stratejinin çökmesineydi. Tabi A planı tutmayınca B planı hazırlanmıştı bile yukarılarda.

B planı, ilerde CHP oylarının düşmesi ihtimali içerse de -göze alınabilirdi- AKPyi CHP ile koalisyon kurmaya razı etmekti. Böylece CHP AKPyi içerden yıpratır, HDP de dışardan darbeyi vurabilirdi. Bu plan halen yürürlükte ve kaderini bekliyor. İşin tuhafı, bu plana AKPye destek veren liberallerin dahil olması.

Daha ortada hiçbir şey yokken, seçimler yapılmamışken ilk kez dile getiren Gülay Göktürk olmuştu. Herkes bu olasılığa güldü geçti ama seçimden sonra bu görüşe katılan epey köşe yazarı oldu, özellikle serbestiyet.com'un liberal yazarları, Radikal gazetesinin AKPye yakın yazarları, hatta başbakan danışmanı Etyen Mahçupyan bile.

Öyle görünüyor ki, Tüsiad'dan "ricalar" geliyordu durmadan. Kılıf özenle dikilmiş, piyasaya sunulmuştu, bu koalisyonun istikrarı sağlayacağı, kutuplaşmayı düşüreceği asılsız öngörüsüyle. AKPnin ne olacağı hiç konuşulmuyordu nedense.

"Sahi ne olur ki AKP-CHP koalisyonu kurulursa" diyeceksiniz. Aklıma gelen ihtimalleri sıralıyayım.
1-Kamu kurum ve kuruluşlarında işe alım ve terfilerde iki parti birbirine girer, yıllardır çatışan iki tarafı birbirine düşürür.
2-CHPliler bakanlıklarda belge avına çıkar, ellerine geçirdikleri her belgeyi HDPye vererek HDPyi sürekli gündemde tutar.

Cemaatin dinleme cihazlarını her yere yerleştirir.
3-Doğu ve Güneydoğu'da, AKP tekrar güçlenmesin diye PKKnın hakimiyetini daha da güçlendirir, olası operasyonlar HDP/PKKya sızdırılır.

4-Kamu ihalelerinde ihale aşamaları Aydın Doğan'a sızdırılıp, ihalelerin Tüsiad üyelerinde kalması sağlanır, Müsiad üyeleri ihalelerden uzak tutulur.
5-HSYKdaki AKP karşıtı üyelerin elleri güçlendirilir, atamalar yapılır, moral desteği verilir, gerekli bilgi ve belgeler temin edilir.
6-Anayasa mahkemesi ful mesai AKP aleyhine çalışmaya başlar.
7-Paralel yapının deşifre olmamış elemanları CHPli kimliğiyle devlet kadrolarına yerleştirilir, sürgündekiler geri getirilir, önemli görevlere atanır.
8-AKP ne derse CHP tersini söyler, devletin işleyişi kilitlenir, Davutoğlu'nun uyumluluğu yüzünden CHPnin dediği olur.
9-Erdoğan'a saldırılar sadece partiler tarafından değil, devletin olanakları kullanılarak yapılmaya başlanır.
10-Bütün bunlardan morali bozulan AKP seçmenleri giderek partilerinden soğumaya başlar.
AKPnin MHP ile koalisyonuna karşı olsam da, daha doğrusu muhalefette kalmasını, ya da erken seçime gidilmesini savunsam da, CHP ve HDPnin olası bir AKP-MHP koalisyonu karşısında içine düştükleri telaşı ve korkuyu gördükçe "neden olmasın" diye düşünmeye başladım.

Buna rağmen Bahçeli'nin ilk gecedeki tavrını değiştireceğini düşünmüyorum. Dik duruş her zaman kazandırır. AKPnin tuzağa düşmeyeceğini umuyorum ama bu umut, umut olarak kalacağa benziyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu