img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

28 Haziran 2015 20:13

DENGENİN ADI MERYEM


Doğmak, olmak kadar sancılı mıdır, bilmiyorum. Doğmakla ölmek arasında sürekli bir olma hali, olma çabası, olma savaşı verdiğimiz aşikâr. Ne olduğumuzu, ne olacağımızı seçmekle ilgili yaşadığımız kaygı, kararsızlık, savrukluk, boş vermişlik ya da kararlılık bağlarıyla her an bağlıyız hayata. Günlük rutinlerle her gün örmekteyiz kendimizi, her gün bir sıra daha bırakmaktayız ardımızda. Düşünce uzamında var olan her eylemsizlik, yarın öbür gün bir eyleme dökülerek görünür kılıyor bizi. Yoksa yokuz. Görünmez kadın, görünmez adam, görünmez çocuk, görünmez anne babalar olarak; sadece birer potansiyel olarak, akmayan birer enerji olarak, göl olarak ve sonunda kokmaya başlayarak tüketiyoruz imkânlarımızı. Oysa kafalarımızın içi birer proje deposu; zulme karşı kafalarımızda haykıran sesler, kafalarımızda değişen ilişki modelleri...

Bu bağlamda kadının olma imkânları daha kısıtlı. Ortamdaki huzurun korunması adına kendi huzurundan vazgeçişi, kendini ifade ederken susuşu, küçük yaşlarda bir haç kadar katı kalıplara dökülen davranışları, kadınları yarı görünür yarı görünmez bir olma haline sokuyor. Düşüncelerini eyleme dökerken enerjisinin çoğunu toplumunca kendinden beklenenlere harcıyor kadın; benliğini toplumun içinde erittikçe dengeli bir toplum oluşamıyor, kadının yaşadığı her acı, her öykü; durmadan akan toplum ırmağında kaybolup gidiyor.

Yıllar, yüzyıllar önce yaşayan Yahudi toplumunda da kadın görünmez bir varlıktı. 'Rabbim, onu kız doğurdum, kız erkek gibi değildir.' Meryem'in annesi Hanne'nin bu duası, vicdanı olan her insanın kalbini ezip geçer. Allah'a adadığı evladının cinsiyetini üzünç meselesi yapmak, toplumun düşüncelerindeki tortuyla yüz yüze kalmanın çaresizliğini seslendirmekten başka bir şey değil. Bunu kız doğan her evlat az çok anlayabilir ama en çok annelerimiz şahittir ve onların anneleri ve onlardan önceki anneler şahittir ki; toplumun bu dengesizliği tüm kadınları yeraltı şehirlerine indirmek isteyen bir gücü hisseder, Demokles’in kılıcı gibi, kız doğmanın yargısı başında sallanır. Meryem doğana kadar...

Hala eğilip bükülür Meryem. Örneğin, “Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim” sözünü, iffetsizlikle suçlandığında söylediği sanılır. Üzgünüm, öyle değil. Meryem bu cümleyi doğum sancısı çekerken kurmuştur ki, dipsiz bir acıdır; şahidim ki, gereğinden fazla uzasa, insanı delirtecek bir sancıdır. Bu kadar doğal, fiziksel bir acıya ithafen yapılan bir yakınmayı alıp başka bir yere, başka bir olayın ardına yapıştırmak, Meryem’den iffetsizlikle suçlandığında bu sözü etmesini beklemek, toplumun kadından beklediği tepkiye göre o yakınmayı  eğip bükmek  ya da Müslüman kadının neyi yapıp yapmayacağını sıralayan köşe yazıları yazmak arasında bir fark görüyorsanız söyleyin.

--- 

Kuranda, toplumun hem Allah ile ilişkilerindeki hem de cinsiyetlere yüklediği değerlerdeki yamukluklar açıkça ortaya konulur. Bu ortaya konuş, kadının yerini ya da değerini onaylayış şeklinde değil, bir durum raporu, bir tespitin ortaya konuşu şeklindedir.

16. Yoksa O, yaratmakta olduğu varlıklardan kendisine kızlar edindi de (kızlardan üstün tuttuğunuz) oğulları size mi seçip ayırdı?

17. O Allah'a kız isnat edenlerden birine, Rahman’a isnat ettiği bir benzerle (kızla) müjde verildiği zaman, kederinden yutkunur halde yüzü kapkara kesiliveriyor.

18. Süs içinde yetiştirilip büyütülen ve iddiasını ispat edemeyen kimseyi mi? (Allah'a çocuk isnat ediyorlar).

19. Onlar, Rahman’ın kulları olan Melekleri de dişi yaptılar. Yaratılışlarına şahit mi idiler? Onların (bu yalan) şahitlikleri yazılacak ve (kıyamette) sorumlu tutulacaklardır.  (Zuhruf)

Kız doğunca yüzünü ekşittikleri şeyi, o çok değer verdikleri, taptıkları ilahlarına yakıştırmaları yerden yere vurulurken, Allah Meryem’den bir şey yapmasını ister, Ali İmran 43. ayette.

Hani bir zamanlar da melekler şöyle demişlerdi:-Ey Meryem, Allah seni seçip, tertemiz yarattı ve dünya kadınlarına seni tercih etti. (Ali İmran 42)

Ey Meryem, Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rukû edenlerle birlikte rukû et! (Ali İmran 43)

O zamana kadar kendisine ayrılan mihrabda ibadet eden Meryem, rüku edenlerle birlikte rüku edecektir. Oysa mabedlerde kadınların ibadet etmesi yasaktır. Kadına karşı son derece katı olan toplum, Meryem eliyle dengeye çağırılır. Kadınların itildiği değil kabul edildiği, yok sayıldığı değil varlığına yer açıldığı bir toplum…

İnanmış erkekler ve inanmış kadınlar da birbirlerinin samimi dostlarıdır/birbirlerini desteklerler. İyiyi emreder, kötülükten sakındırırlar. Namazı kılar, zekâtı verir, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Kuşkusuz Allah, mülkünde galiptir; hikmet sahibidir. Tevbe 71

Kadınlara yeraltında çarşılar, kafeler yapalım da orda eğlensinler düşüncesine sahip bir toplumda, kadınlarla erkekler nasıl birbirlerinin dostu olabilirler? Müslüman kadın şunu yapar bunu yapmazlı köşe yazıları, facebooka profil resmi koyar, koymaz tartışmaları karşısında kendini yok saymayı içselleştirmiş tüm erkek ve kadınlara Allah nasıl örnek veriyor ve Meryem'i nasıl da görünüyor kılıyor, hayretle tefekkür ediyorum, vesselam.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 2 Yorum Yapılmış

  • Banu Eker

    28 Haziran 2015 20:54

    Cevap Ver

    Gönlüne sağlık, çok güzel bir yazı olmuş. Gece saat on bir buçukta, iki sokak aşağıdaki akrabama elimi kolumu sallayarak gidebileceğim günlerin özlemini bu yaşımda bile duyuyorum. İnşallah sizler, edebin idrakine varmış erkeklerin çoğaldığı günlerde Allah'ın bize de tanıdığı haklarınızı rahatça kullanabilirsiniz.
    Şunu da yazmadan geçemiyorum:
    Sanırım bu senenin başıydı. 2015'in ilk bebeklerinden birinin adını Meryem koymuşlardı. Annesi ve babasıyla çekilen fotoğraf düşmüştü sosyal medyaya. Bir adam bu fotoğraftaki kadını diline dolamış, giyiminden dolayı o kadını ağır bir dille eleştirmişti. Senin yazını ilk okuduğumda bu adamın hadsizliği geldi aklıma. Bir bebek dünyaya geliyor, anne-babası ismini Meryem koyuyor, bu bebek ülkenin 2015'e doğan ilk bebeği oluyor ve adamın biri bebeği değil annesini görüyor...
    Konuyla ne ilgisi var diye sorabilirsin elbette. Bence şöyle bir ilgisi var ki o bebek bu dünyanın binlerce -belki de milyonlarca- Meryem'inden sadece biri. İsmiyle müsemma yaşadığı müddetçe ona Allah'ın izniyle "karada ölüm yok." Ama isminin hakkını vermek için mücadele içine girdiği halde, gerek yakınları gerekse toplum denen artısı eksisine denkleşememiş canavar sayesinde herhangi bir Meryem olursa, işte o zaman senin yazdığın türden yazılar daha çok yazılmak zorunda kalınacak. Ve öyle olduğu zaman da hiçbir 'çakma' toplum kuralı yerin dibini boylamış olmayacak.

  • Elif Kararlı

    28 Haziran 2015 20:34

    Cevap Ver

    Helal olsun arkadaşım hepimizin sesi olmuşsun... Kadını ikinci sınıf gören zihniyetin hesabı çetin olacaktır vesselam...

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu